Yarın Evleniyorum
Eveet, geldik dananın kuyruğunun koptuğu yere. Bu terim ne için kullanılır tam bilmiyorum. Sanırım kurbanda dananın derisi yüzülürken en son kuyruğu kopartlıyor olabilir. Neyse ben işte tam o noktadayım. Yarın dediğime bakmayın aslında bugün yaklaşık 15 saat sonra nikah salonunda “Eveeet” diye bağırıyor olacağım. Muhtemelen o sırada Özlem’de ayağıma basmakla meşgul olacak. Hoş o çok sert bir insan olmadığı için ben ayağıma bastığını farketmeyecek ve ayağıma bastığını reddedeceğim ama olsun o yine de uğraşacak. Hoş heyecandan o bunu düşünebilir mi bilmiyorum.
Geçen gün nikahlarda fotoğraf çeken bir arkadaşımdan birkaç tiyo aldım. Adam haftasonları yaklaşık 20 tane nikah izlediği hatta o nikahların fotoğraflarını çektiği için inanılmaz bir tecrübeye sahip. Bu nedenle söylediği herşey bence altın değerinde. İşte gider ayak bir hizmet daha yaparak bu tavsiyeleri sizlerle paylaşıyorum.
- Gelinin ayağına basmaya çalışma
- Masanın önü açıksa ayaklarını ileri doğru uzatarak hatta mümkünse ayalarını ileride havada tutarak ayağına basılmasını engelle
- Memurun sorduğu sorulara şaka ile cevap verme, düzgün olarak cevapla. Çünkü memurlar günde 9-10 nikah kıydıkları için artık çok sıkılıyorlarmış
- Sakın ama sakın kabul ediyor musun sorusuna şaka olarak “hayır” olarak cevap verme. Çünkü memurun o anda kalkıp gitme hakkı var.
- Evlilik cüzdanına sakın atlama, geline verilmesini söyle
- Evet derken canlı ve içten olmaya çalış, gerekiyorsa bunun provasını yap.
Ben yarın bu tavsiyelere uymaya çalışacağım ama heyecandan ne yapacağımı bilmiyorum. Akşam arkadaşlarla dolaşırken biraz evet deme provası yaptık. Ben kendimce birkaç yöntem geliştirdim ama sanırım bunlardan birini uygularsam nikahı zehir edebileceğim için uygulamaya cesaret edemeyeceğim.
Evet demek için geliştirdiğim birinci yöntem evet derken amerikalıların yaptığı gibi baş parmağımı yukarı gösterecek şekilde yumruğumu sıkarak olumlu bir hava oluşturmak. Böylece evet gerken elimle bu hareketi yapacak ve gülümsüyerek kaşlarımı da kaldıracak ve bir süre fotoğraf için poz verebilirim.
İkinci yöntem operat bir sesle eveeet diye melodik bir şekilde bağırabilirim.
Üçüncü yöntem, benim en çok beğendiğim bir yöntemdir, derin bir nefer alıp uzun uzun eveeeeeeeeeet diye bağırmak hatta nefesim bittiği yerde çaktırmadan nefer alarak yaklaşık yarım saat eeeee harfini uzatabilirim. Bu durumda muhtemelen nikah memuru nikahı iptal edecektir ama ben bunun üzerine dava açabilirim. Çünkü henüz kararımı vermeden memur nikahı iptal etti diyebilirim. Bu durumda memur benim acele ettirip baskı altında karar vermeme sebep olduğu için memuru dava edebilirim. Mahkemedeki savunmamı düşünüyorum da muhtemelen hakime “tam evet diyorduk ki memur bey nikahı iptal etti. ben kararımı açıklıyamadım. Çok madurum, şikayetçiyim.” derim.
Dördüncü yöntem, sanırım benim uygulayacağım da bu yöntem olacak, derin bir nefes alıp önce Özlem’e bakıp daha sonra da izleyenlere bakıp güçlü bir evet demek olacak. Ben Özlem’e bakmanın çok ince bir ayrıntı olduğunu düşünüyorum. Umarım o da bana bakarak cevabını verir.
Nikah için düşüncelerim dışında son günlerin nasıl geçtiğinden bahsetmek istiyorum. Valla son günler genelde davetli listesini hazırlamakla geçti. Son hafta gelemeyeceklerin sayısı birden arttı. Onların yerine çağırdığım kişilerden gelenler oldu ama yine de bizim düşündüğümüz rakamın altında kaldık. Son bir çalışma ile sayıya çok yaklaştık. Bu gün öğlen davetli listesini askeriyeye gönderdik. Tam listeyi göndermeden önce bir kişi mail attı ve gelmek istedi listeye ekledim. Listeyi gönderdikten yaklaşık 4 saat sonra başka biri da gelmek istedi. Onu da çağırdım ve yarın listeye ekleyecem. Listeyi gönderdikten 9 saat sonra başka biri daha yanında bir misafir getirmek istediğini söyledi ona da tamam dedim.
Düğünden sonra balayına gidileceği için balayına götürülecek valizin de önceden hazırlanması gerekiyordu. Ben normalde tatile gitmeden 1-2 saat önce çantamı hazırlarım. Genelde fazla fazla şeyler götürdüğüm için ve hep aynı şeyleri giydiğim için çok sorun olmaz. Ama aynı şeyi Özlem’e teklif edince farklı bir tepkiyle karşılaştım. Tamam o çantasını erkenden hazırlasın sorun değil ama onun valizleri de bende olunca sorun oldu. Benim de yapmam gereken alışverişler olduğu için Özlem’e valizleri yeterince erken ulaştıramadım. Özlem sakinleştirici mi almıştır bilmiyorum ama düğün arifesinde bu gereksiz konu kavgasız olarak halloldu.
Son haftaya bırakılan bir konu da nikah şekerleriydi. Çok güzel satıcı olan bayan tatile giderken bizim siparişleri yerine bakan kişiye bildirmeyi unuttuğu için bizim siparişleri vermeleri gereken zamanda yetiştiremediler. Allahtan Özlem şekerleri epey bir erken zamanda istemişti de sorunu düzeltecek zamanımız oldu. Hoş biz kadına 1 hafta süre vermiştik, kadın pazartesi günü şekerleri teslim edecekti. Ama o gün şekerlerin unutulduğu anlaşıktığında kadın salı günü bizi arayarak “şekerleriniz hazırdı ama arkadaşlar şekerler taze olsun diye bir teslimatı çarşamba veya perşembe yapalım tamam mı?” dediler. Bariz yalan söylüyorlar ama yapacak birşey yok. Sanırım kadın çok mahçup olmuş olsa gerek şekerleri çarşamba akşamı Özlem’lerin evine bırakmış.
Dün akşam (Cuma) kına yaptık. Kına adetlerimiz de şu şekildeymiş. Kınayı erkek tarafı kızın evinde veya kızın evine yakın bir yerde yapıyor. Normalde davetlilerin yemeklerini de erkek tarafı karşılıyor ama bizimkinde içecek ve yemekleri kız tarafı yaptı. Aslında kınada sadece çerez yenirmiş. Yemek adeti yokmuş ama bence yemekli daha güzel oluyor. Biz daha önceden kınalarımızı ve çerez poşetlerimizi almıştık. Haftaiçi de 5 kilo kavrulmuş çerez aldık. Daha sonra o çerezleri ağzı çıtçıtlı poşetlere koyduk. Daha sonra o poşetleri plastik kaplara koyduk. En son o kapları da ağızları iple kapatılan hazır dantel bohçalara koyduk. 5 kilodan yaklaşık 50 tane böyle bohça yapılabiliyor. Yani tanesi 95 gram falan. Özlem’e bir bindallı almıştık. Kına eldiveni ve kafasına bir tül de bulundu. Genelde kına elbiseleri kuşaktan kuşağa aktarılırmış. Eldiven ve Tül de zaten başkasından geldi.
Kınada oynama merasimi sonrasında ortaya 2 tane tabure kondu. Gelin ve Damat ortaya oturuyor ve çevresinde genç kızlar ellerinde mumla dönüyorlar. Bu sırada gelinin ağlaması gerekiyormuş. Ben kız alan taraf olduğum için oynayabiliyorum
Neyse bundan sonra kıza kına yakma sırası geliyor. Saf gelin elini açarken yanındakiler elini kapat sakın açma diyor. Ondan sonra da çevreye gelin elini açmıyoooooor diye bağırıyorlar. O anda erkek tarafından biri veya damat gelini bir altınla kandırıyorlar gelin elini açtığında eline kınayı döküveriyorlar. Aynı süreci benim için de yapmak istediler. Ben arsız gözükmemek için elimi açtım ama bu sefer bizimkiler şöyle yap böyle yap diye üzerime gelince ben de altın arsızı gibi elimi kapatarak bir ufak altın için elime kına yaktırmak zorunda kaldım. Yeni annem altın mı öpücük mü dediğinde öpücüğü tercih etmiştim ama altını da götürdüm
Erkekler kına sırasında genelde dışarıda muhabbet ediyorlar. “Son günlerin”, “Emin misin”, “Bekarlığa veda partin ne zaman” gibi espirilere mazur kalsam da “ehi eki” diye hepsini geçiştirdim. Çünkü bence bu sorulara verilebilecek doğru bir cevap yok.Geçiştirmek en güzeli
Belki daha yazacak çok şey var ama sanırım şu nokta artık heyecanlanmam ve geleceğe dönük hayaller kurmak için güzel bir zaman. Şirketteki Ahmet abinin bir sözü çok etkiledi beni. Bir insanın evlendiği gece dilediği herşey gerçek olurmuş. Bu şansınızı içki içip harcamayın ki duanız kabul olsun demişti. Düşünüyorum da dileyeceğim tek şey mutlu ve uzun bir evlilik olur herhalde. Umarım Ahmet Abinin dediği doğrudur çünkü bir kadeh bile içmeden onca heyecanın altından kalkabilir miyim bilmiyorum.
13,5 saat sonra hayatımda bazı şeyler bitip bazı başka şeyler başlayacak. Bu gece son kez Levoyla caddeye kadar yürüdük, çay içtik ve geri yürüdük. Kimbilir bir daha ne zaman akşam Levo ve Ozan’la çay içip saçma saçma konular üzerine muhabbet edeceğiz bilmiyorum. Muhtemelen birbirimizi dinleyip yorum yapacağımız kişileri arayacağız ama evli olmanın da güzel yanları da vardır diye düşünüyorum. Şu anda hayatımın bundan sonraki kısmında beni bırakmayacak birinin olması fikri hem güzel hem de korkutucu gelse de ben 13,5 saat sonra tüm gücümle “Eveeet” diye bağırmaktan muhtemelen mutlu olacağım. Her ne kadar yorgun da olsam pazartesi sabahı uyandığımda sevdiğim kızın yanımda olması da mutluluk verecek. Bundan sonra her yatağa yattığımda birinin sıcaklığını duymak da hoş bir duygu olsa gerek.
Allahım sen bize uzun ve mutlu bir evlilik nasip et.
Amin





(8 oy kullanıldı, ortalama: 8.88 / 10)


















