Ana Sayfa

Belçika: Düzen, Tarih, Doğa ve Aydınlık

30.10.2006 at 10:17

Belçika seyahatimin sonunda daha herşey canlı iken uçakta yazımı yazmak istedim. İstanbul’dan Brüksel 3:30 saat sürüyor ama dönüş yolu 3:00’de bitiyor. Belçika’ya gitmek için shengen vizesi almak gerekiyor. Bu vize için taksimdeki Belçika konsolosluğuna başvurmak gerekiyor. Eğer belgeleriniz tam ise fazla sorun çıkartmıyorlar. Hoş internette sorun yaşayan birçok kişi var ama ben hiç sorun yaşamadım.

Belçika avrupa birliğinin başkenti ve genel anlamda bizim Ankara’ya benziyor. Hoş Ankara’yı birtürlü sevemememen rağmen Belçika’yı gördüğüm kadarı ile beğendim. Belçika’da Bruksel, Gent ve şimdi ismini hatırlayamadığım 2 yere gittim. Dikkatimi çeken ve beğendiğim 4 şey oldu; Düzen, Tarih, Doğa ve Aydınlatma sistemi.

Düzen: Belçika’da trafik çok sakin ve düzenli. Öncelikle insanlar trafik kurallarına uyuyorlar. Bizde olmayan bir şekilde yaya ve bisikletliler trafikte birinci öncelikliler. Örneğin trafik ışığı olmayan bir yaya geçidinden geçmek isteyen bir yaya olduğunda tüm trafik o yaya’ya yol veriyor. Böylece bizdeki gibi yaya geçitlerinin başında dakikalarca sürücülerin lütfedip size yol vermesini beklemiyorsunuz. Lambur lumbur geçebiliyorsunuz. Hoş ben yine de durup arabaların bana yol verip vermeyeceklerine emin olmadan yola atlamıyordum. Genelde verdiler.

Ayrıca yine trafikte sürücüler gerekmedikçe en sol şeridi kullanmıyor sadece sollama yapacakları zaman bu şeridi kullanıyor ve sonra yeniden orta şeride geçiyorlar. Ayrıca yollarda bulunan hız uyarı levhalarına çok dikkat ediyorlar. Aslında diğer tüm levhalara dikkat ediyorlar. Örneğin bomboş bir yolda 70 ile gidilmesi gerekiyorsa herkes 70 ile gidiyor. 30 diyorsa 30 ile gidiliyor. Ben Türkiye’de bu levhaların neden konulduğunu anlamazdım ama şimdi daha iyi anladım. Ama bu kadar gerekli uyarıların Türkiye’de neden dikkate alınmadığını hala anlamış değilim. Hoş bir defasında 50 ile gidilmesi gereken bir yolda 120 ile giderken arkadaşıma 50 ile neden gitmiyorsun dediğimde bana göstermek için hızını 50’ye indirmişti. Gerçekten trafiği altı-üst edebilirdik. Çünkü arkadan 120 ile gelen araçların önünde 50 ile gitmek hiç de akıllıca değil.

Belçika trafik kurallarına uyduğu için İstanbul’da sürekli zor durumda kalanlar için biçilmiş kaftan.

Tarih: Belçika baştan aşağı tarihi eserler ile dolu. Benim gördüğüm kadarı ile birçok tarihi meydan bulunuyor. Bu meydanlar dört tarafı birbirinden eski tarihi eserlerin bulunduğu kare şeklinde alanlar. Merdanların ortasında durup 360 derece dönüyorsunuz ve her seferinde bir tarihi eser görüyorsunuz. Tabi böyle olunca fotograf çekmek ve çektirmek de zor oluyor. En az 4 resim çektirmeniz gerekiyor. Bir sürü kilise var. Hepsinin de içinde devasa heykeller resimler ve birçok şey bulunuyor. Ama bunca kilise yanına bir tane bile camii göremedim. Aslında 2 tane gördüm ama onlar da camii gibi değildi. Bir apartmanı camii olarak kullanıyorlardı. O kadar yani. Neyse…

Doğa: Belçikalı amcalar yememiş içmemiş ağaç dikmişler. Neredeyse şehrin heryeri yemyeşil. İlk okuldayken ilkokul öğretmeni avrupanın çok kural olduğunu ve Yunanistandan Türkiye’ye giriş yaptığınızda yemyeşil doğayı görüp cennet vatanımıza geldiğimizi anlıyoruz demişti. Şimdi ben 25 yıldır İstanbul’da yaşıyan biri olarak bana yeşillik olarak cennet vatan neresi deseler Belçika derim. Tamam karadenizde de çok ağaç var. Ama ben şehirin göbeğinde yürüyerek bir uçatan bir uca en az 1 saatte gidebileceğiniz, içinde suni de olsa gölü olan yemyeşil, bakımlı ve TEMIZ alanlardan bahsediyorum. Siz hala içinizden Yıldız korusu varya diyorsunuz duyuyorum ama öyle değil işte. Adamlar yapmış. Doğruya doğru şimdi.

Aydınlatma Sistemi: Uçakla havalanırken camdan dışarıyı seyrediyordum. Akşam 7:30 gibi havalandık. Hava kararmıştı. Camdan ışıl ışıl yanan bir şehir vardı. Şehirdeki tüm yollar sarı ışıklar ile çizilmiş adeta. Ana yollar ve otobanlar daha parlak ışıklı, ara yollar ve hatta köy yolları daha silik. O silik ışıkların köy yolu olduğunu nerden biliyorsun diyeceksiniz, haklısınız bilmiyorum. Ama bu ışıklandırma sisteminin hikayesini biliyorum. Şimdi şöyle; 2. Dünya Savaşı sonrasında yenilen Almanya birçok ülkeye olduğu gibi Belçika’ya da savaş tazminası ödemek zorunda kalmış. Almanların paraları olmadığı için 40 veya 60 yıl boyunca Belçika’ya ücretsiz elektrik vermeyi önermişler ve Belçika’lılar da kabul etmiş. Başlangıçta makul bir ışıklandırma sistemleri varmış ve bakmışlar bu şekilde kar edemiyorlar, tüm yolları, hatta köy yollarını bile ışıl ışıl yapalım demişler (nasılsa beleş). Hemen tüm yollar aydınlatılmış. Şu anda otoyollarda her 100 metrede bir ışık, tünellerde kesintisiz ışıklar var. Öyle ki geceleri otobanda arabanın ışıklarını yakmadan çok rahat gidebiliyorsunuz. Hatta bu ışıklar o kadar kuvvetli ki arabanın farlarını yerde farketmek bile çok zor oluyor.

Neyse efendim 2004 yılına gelindiğinde bu savaş tazminatının süresi dolmuş. Belçika hükümeti cayır cayır elektrik parası ödeme başlayınca bu ışıkları kapatmaya karar vermişler. Işıkların büyük bir bölümü kapatılınca, ışıl ışıl gitmeye alışan Belçika’lılar hemen kaza yapmaya başlamışlar, ayrıca suç oranları da artınca, Belçika’lı yöneticiler avrupai kurnazlıklarının cezasını çekmeye başlamışlar. Şehir yine ışıl ışıl yapılmış.

Belçika’nın bu ışık merakı yüzünden Almanlar kendi otoyollarını aydınlatacak elektirik bulamamışlar. Onun için Alman otoyolları hep kapkaranlık. Fransızlar da Almanlardan özenmiş olacak ki onlarda otoyollardaki ışıkları kaldırmışlar. Ama fransızlar biraz insaf edip otoban’a giriş çıkış noktalarına 2-3 ışık koymuşlar. Burdan Alman yetkililere sesleniyorum. Artık elektrik derdiniz kalmadığına göre artık şu otobana bir iki ışık koyun. Yazıktır günahtır. Bu kadar cimrilik olmaz kardeşim.

Neyse Belçika izlenimlerim şimdilik bu kadar. Daha sonra daha ayrıntılı yazarım diyecem ama daha önceki deneyimlerime dayanarak yazmayacağıma garanti edebilirim :)

VN:F [1.7.9_1023]
Rating: 8.7/10 (3 votes cast)
VN:F [1.7.9_1023]
Rating: 0 (from 0 votes)
Belçika: Düzen, Tarih, Doğa ve Aydınlık8.7103
Bu sayfada yazılanlar işinize yaradı mı?

5 Responses to “Belçika: Düzen, Tarih, Doğa ve Aydınlık”

  1. mucks hoşgeldin..

    UN:F [1.7.9_1023]
    Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
    UN:F [1.7.9_1023]
    Rating: 0 (from 0 votes)
  2. aydınlatma sistemi ile ilgili yazdıkların hakkaten çok ilginç.
    ayrıca adamların şehirlerini yeşillendirmeye verdikleri önem konusunda yazdıklarını anlıyorum. zaten google earth’ten bakınca çoğu avrupa şehrine, istanbul ile karşılaştırdığında yeşillik ve yapılaşma açısından bariz farkı görüyorsun.
    tarihi yerlerde çektiğin fotolardan bikaç tane koyabilirsen süper olur.

    UN:F [1.7.9_1023]
    Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
    UN:F [1.7.9_1023]
    Rating: 0 (from 0 votes)
  3. gercektende bu anlatilanlarin hepsi dogru bende 4 seneden beri belcikada yasiyorum ama suda bir gercekki bizim cennet vatanimizin havasini hicbir yerde bulamazsiniz biz gurbetciler gunesi turkiyeye geldigimiz zaman gorebiliyoruz yani turkiyemiz bambaska

    UN:F [1.7.9_1023]
    Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
    UN:F [1.7.9_1023]
    Rating: 0 (from 0 votes)
  4. Avrupa ülkeleri benim memleketimin tırnağı olamaz 10 yıldır belcikadayım halen daha alısamadım,sanki maketten oyuncak bir ülkede yasıyorum,diğer avrupa ülkelerinede gittim türkiyenin yerini hiç biri tutamaz,her şeyi ayrı bir güzel canım memleketim…

    UN:F [1.7.9_1023]
    Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
    UN:F [1.7.9_1023]
    Rating: 0 (from 0 votes)
  5. Ya aslinda Türkiye ile Istanbulu ayri dusunursek Türkiye avrupaya 5 basar ama Istanbul icin ayni seyi soyleyemem. Istanbula donecegimi dusundukce moralim bozuluyor. Sevdiklerim olmasa ve elimde olsa Istanbula donmem.

    UN:F [1.7.9_1023]
    Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
    UN:F [1.7.9_1023]
    Rating: 0 (from 0 votes)

Leave a Reply

Eğer resimli yorum yapmak istiyorsanız ayrıntıları burada bulabilirsiniz.
Lütfen yazım hatalarına dikkat ediniz.

Google