Taksit: Dost mu? yoksa Düşman mı?
Başlığı böyle atınca, çok derinlemesine bir araştırma yaptığımı, çok ilginç sonuçlara vardığımı düşünebilirsiniz. Aman gözünüzü seveyim
Bir pazartesi akşamı, iş yerinden çıkmadan önce oturup birşeyler yazayım diyip yazmaya başladığım bir konu aslında. Ama üzerinde çok düşündüm zamanında, kendi kendime bazı kararlar bile almışlığım vardır taksit konusunda.
Şimdi öncelikle taksit nedir onu bir tanımlayalım. Taksit, bir malın parasının aylara bölünerek ödenmesidir. Taksitli olarak ödenen tutar muhtemelen ürünün peşin fiyatından daha fazladır, ama bu fazlalık da taksitle ödendiği için çok farkedilmez. Taksitli satışın asıl amacı, insanların alış güçlerini yükseltmek ve insanlara peşin alabileceklerinden çok daha fazla mal satabilmektir.
Önceleri taksitli satışlarda, satıcıların garantisi olmadığı için mutlaka bir kefil istenirdi. Bir dönem, mal alıp parasını ödeyemeyen kişilere kefil olanların sefil olduğu çok olmuştu. O dönemin ardından kimseye hiçbir suretle kefil olmama ve güvenmeme dönemi başladı. Ancak geçen gün devlet bu kefalet işine el attı ve kefilleri koruyan bir yasa çıkarttı.
Şimdilerde bir malı taksitli almak için kefile ihtiyacınız yok. Bir kredi kartınız olsun yeter. Banka sizden belirli bir ücret alarak, size kefil oluyor. Biz bu belirli ücretleri görmediğimiz için “Ah ne güzel, peşin fiyatına 85 taksitle mal aldım” diyebiliyoruz. Aslında ürünün fiyatı içinde taksitlendirme komisyonu da bulunuyor.
Taksitli alışverişlerde gizli komisyon dışında bazı uyanık şirketler kredi kartı kullandığınız için sizden komisyon istebilirler. Bu uyanık esnafları derhal tüketici mahkemelerine bildirebilirsiniz. (Bu konuyu biraz araştırmak lazım. Zira taksitli alışverişlerde bir komisyon alınabiliyormuş.)
Neyse bunlar taksitli alışverilişin teknik yönleri, bir de pratikteki yönlerine bakmak lazım. Bir tüketici olarak beni en çok bu yönü düşündürüyor. Şimdi birkaç kitap aldınız diyelim. Toplamda 60YTL tutsun. Havale indirimi var ama kredikartı ile peşin almak ile 3 taksitle almak arasında fark yok diyelim. Bu durumda havale ile almayacaksanız, taksitle almak daha karlı gibi gözüküyor. Peki diyelik taksitle aldınız. O ay içinde 540 YTL’lık başka şeyler de aldınız ve bunları da 3 takside bağladınız. 400 YTL’de aylık sabit harcalamalarınız olsun. Toplamda ne oldu; 400 + (600 / 3) = 600 YTL’lik ödeme yapacaksınız.
2. ay da aynı şekilde bir harcama yaptınız. Bu durumda 2. ay ödeyeceğiniz tutar: 400 + (600 / 3) + (600 / 3) = 800 YTL
3. ay tasarruf yapmanız gerektiğini fark ettiniz ve sadece 400 YTL’lık zorunlu harcamanızı yaptınız. Bu durumda 3. ay ödemeniz gereken tutar: 400 + (600 / 3) + (600 / 3) = 800 YTL. Eeee bu nasıl bir tasarruf. Bu ay o kadar kastınız ve sadece zorunlu harcamalarınızı yaptınız ama 800 YTL ödeme yaptınız.
Şimdi aslında bu işte bir sorun yok. Ürünleri aldınız ve ödemelerini yaptınız. Ama buradaki sorun hesaplarını aylık yapan bir insan olarak geçmiş aylardan süregelen taksitlerin kontrolünün çok zor olmasıdır. Yani çok düzenli bir insan olarak, ay başında o ay içinde ödeyeceğiniz taksitleri hesaplayıp, harcamalarınızı ona göre yapmanız gerekmekte. Yoksa bu ay az harciyayım, geçen ay az harcadım, bu ay çok harciyayım gibi bir yaklaşımınız varsa, kesinlikle kredi kartıyla taksit yaptırmayın.
Bence ödeyeceğiniz tutar çok yüksek bir mebla değilse, taksit yaptırmayın ve peşin ödeme indirimi isteyin. İlla taksit yaptırmak istiyorsanız en fazla 3 taksit yaptırın. Taksidi genellikle en çok kullandığınız kredi kartına yaptırın, öbür türlü her ay 3 YTL için 1 YTL EFT ücreti ödemek zorunda kalabilirsiniz.
Sonuç olarak ben artık peşin ödeme yapıyorum. Böylece herhangi bir anda hesap bilgilerime baktığımda ne kadar param olduğunu, neleri alabileceğimi, neleri almak için ne kadar paraya ihtiyacım olduğunu şak diye görebiliyorum. Benim gibi parasının kontrolünde zorlanan insanlara tavsiye ederim.




Leave a Reply