Eskişehir Ruby Semineri
Bu haftasonu Tankut ile birlikte Eskişehir’e seminer vermeye gittik. Normalde otobüsle gidecektik ama son anda bir arkadaşımızın da gelmek istemesiyle arabayla gitmeye karar verdik. Ayrıca Özlem’in de memleketi olduğu için Özlem’de bizimle geldi. Zevkli bir yolculuktan sonra gece 2,5 gibi Eskişehir’de olduk. Önce bizimle ilgilenen arkadaşın bir rahatsızlık geçirmesi sonucunda kalacağımız oteli öğrenemedik, sonra başka bir ilgili arkadaştan “Büyük ihtimal Belediye Konuk Evinde ayarlamışlardır” şeklinde bir cevap alıp konuk evine gittik ve ne mutlu ki adımız oradaki listede vardı. İki arkadaşımı otele bırakarak ben Özlem’in Ananesinin evinde kaldım. Neyse kısa keseyim, sabah kalkıp üniversiteye tramvay’la gideyim dedim. Şehirde 2 tane tramvay var ve bu iki tramvay çarşıda birleşiyor. Benim üniversiteye gitmem için aktarma yapmam gerektiği için çarşıda indim ve diğer tramvayın gelmesini bekledim. Bu sırada arkamda bir afiş dikkatimi çekti. Bizim etkinliğin afişiydi. Allah dedim meşhur olduk
Afişte adım geçiyordu. Hemen tanınmamak için balaklavamı (atkı gibi bişey) çektim.
Neyse afişte ikinci gördüğüm şey ise seminerin saatiydi. Normalde biz iki farlı seminer yapacağımızı ve bu saatlerin de 1,5-2′şer saat olacağını düşünüyorduk ve tüm hazırlıkları ona göre yapmıştık. Hatta bize söylenen bunun bir atölye çalışması olacağı ve süreyi istediğimiz kadar uzatabileceğimiz oldu. Ama afişte 11-12 arasında bir ruby etkinliği gözüküyordu, sunumu yapanlar olarak Tankut’la benim adım geçiyordu ve bu konuyla ilgili başka hiçbir seminer yoktu. Yani bu ne demek bizim 3 saat mi olsun 4 saat mi olsun diye karar veremediğimiz seminerin toplamda 1 saat olduğunu ve bu 1 saatin yarım saati tankutun, diğer yarım saati de benim olduğunu öğrendik.
Neyse detayları geçersek semineri bir yarım saat daha uzatmaya karar verdik, zira bizden sonra yemek arası vardı. Tankut başladı. Öğretmen olmanın verdiği bir oturaklılıkla anlatmaya başladı. Sunumunu yarılayamadan 45 geçmişti bile, neyse sonra sözü bana verdi. Ben başlarda kendimi anlatmaya koşulladığım sunumları ışık hızıyla anlatarak geçmeye çalıştım. Sonra baktım kimse bişey anlamıyor ve hatta esniyor, hemen daha detaya girmeye çalıştım falan derken semineri “Bunu saymam yatıya da beklerim, Burdur seminerinde biraz daha uzun vaktimiz olacak. Orada daha ayrıntılı anlatırım” diye bitirdim
Ama seminer çıkışında aldığımız tepkiler güzeldi. Semineri dinlemek için farklı illerden insanlar gelmiş olması da güzeldi. Benim seminerde olmasada Tankut’un seminerinde insanların birşeyler anlamış olması da güzeldi. Neyse bu da bize tecrübe olsun dedik. Bir sonraki seminerlerde daha hazırlıklı oluruz inşallah.
Bazı tersliklere rağmen Eskişehir EMO’daki arkadaşlar ellerinden gelenleri yaptıklarına inanıyorum. Sanatçı kaprisi yapmamak için elimizden geleni yaptık ama konuşmacıyız diyince insanların tavırları birden değişiyor. Bu durumda şımarmamak elde değil valla. Hoş seminer alanından çıkınca bütün fors bitiyor ama olsun.






Öğretmen oturaklılığı da ne demek oluyor.. iyi birşey değil mi ? :p Yanda görülen dil işareti nedeni ile bu öğretmen oturaklılığını kabul etmek istemiyorum
Seminer güzel geçti, senin bölümlerin de en az benimkiler kadar iyiydi. İnsanların esnemesi, hem acıkmalarına hem de hiç ara vermeden, devamlı şaşırdıkları bir konuşma dinlemelerine verilmelidir. Üstelik senin anlattığın konuların hazmı benim anlattığım konulardan çok daha zordu. Ehh hal böyle olunca, katılım ve ilginin azalması kaçınılmaz oldu.
Ama çok güzel tecrübeler kazandık. Bu tecrübeler için bile olsa bu seminere gitmeye değerdi.