Türkçe Dersi
Ben özellikle ÖSS’de Türkçe bölümündeki paragrafları çok severdim. Sınav stres’i içinde bazen inanılmaz güzel dizeler çıkardı ve okuduktan sonra şöyle bir durup düşünürdüm, ne güzel söylemiş yazar diye. Zaten bu rahatlığım yüzünden iki senelik bir üniversite kazandım
Hoş daha sonra 4 seneliğe geçtim ama dikey geçiş sınavında da bu rahatlığımdan ödün vermiş değildim
Şimdi mesela bir örnek vereyim;
3. Atatürk, Birinci İnönü Savaşı’ndan sonra, Namık Kemal’in
Vatanın bağrına düşman dayadı hançerini
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini
Dizelerini (mısralarını) değiştirerek şöyle demiştir:
Vatanın bağrına düşman dayasın hançerini
Bulunur kurtaracak bahtı kara maderini
Bu iki söyleyiş arasında nasıl bir anlam farkı vardır?
|
a. bezginlik-canlılık |
b. kuşku-kesinlik |
|
c. umutsuzluk-güven |
d. inançsızlık-inanç |
Şimdi, bu mısraları daha önce duymamış ve biraz duyarlı bir Türk genci bu cümleler karşısında biraz durup düşünür. Yani Atatürk onca savaş içinde bile edebiyattan kopmamış ve Namık Kemal’in mısralarına çok güzel bir cevap vermiş. Bence bu çok güzel bir şey. Şimdi, hangi devlet liderinin kitap okuyacak vakti var? Demek ki bir ülkeyi yönetmek onu düşman işgalinden kurtarmaktan daha zor ve vakit alan birşey ki, edebiyata zaman ayıramıyoruz. Hoş “Kurtlar Vadisi”nin yayından kaldırmasına karşı bir açıklama yapacak vakitleri var ama demek ki kitap okumak zor geliyor.
Yani mesela ben daha önce Orhan Velinin “Anlatamıyorum” şiirini okumamış olsam ve bir Türkçe sorusunda karşıma gelmiş olsa, durup epey bir düşünürdüm herhalde. Nasıl bir insan böyle bir şiir yazabilir diye
Aslında ben o şiiri ilk defa Hababam Sınıfında duymuştum. Valla ilk duyduğumda tüylerim diken diken olmuştu. Zaten ondan sonra şiirin ne kadar güçlü birşey olduğunu anlamış ve şiire merak duymaya başlamıştım. Bir de Hababam sınıfı için kimseye yararı olmayan bir film derler. Halbusu ben şiir merakımı ona borçluyum
Şimdi bugün öğrendiğim yeni Türkçe sözlerden bahsetmek istiyorum. Nerden öğrendiğimi sorarsanız, Türk dil kurumunun “Dağarcığınıza her gün iki söz” diye bir sistemi var. Adamlar her gün bir Türkçe kelime anlamını, bir de yabancı kelimenin Türkçe karşılığını gönderiyorlar. (Bilgi için buraya bakabilirsiniz)
Mesela herkes bilirdir, Allah taksiratını affetsin derler. Taksirat suç demekmiş. Bunu biliyordum ama hayatımda bu kelimeyi hiç kullanmamıştım
“İnsan yine kendi taksiratı yüzünden normal ömrünü yaşamayaz oldu” gibi bir kullanımı da varmış.
İkinci kelime de “ukde” bence bu kelime çok etkili bir kelime. Mesela sevdiğiniz birine “Uzaktan kumandalı bir araba almak çocukluğumdan beri hep bir ukde olmuştur” gibi bir cümle kurarsanız, ilk özel günde uzaktan kumandalı bir arabanız olur. Tabi uzaktan kumandalı araba var, uzaktan kumandalı araba var. Onun için biraz daha ayrıntı vermelisiniz. “Büyük tekerlekli benzinle çalışan ve 60-70 KM/H hızda gidebilen, kırmızı bir uzaktan kumandalı araba” derseniz ya hediyeyi pahalı bulduğu için ucuzluktan kazak alan sevgiliniz karşısında toptan hayal kırıklığına uğrarsınız, yada 200-300 YTL’lik bir masraftan kurtulup yeni bir hobi edinmiş olursunuz
Onun için ukde kelimesi özel günlerden önce özenle kullanılması gereken bir kelime bence
Üçüncü kelime çok kullanılmayacak bir kelime bence; “Sanrı“. Uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması, birsam, halüsinasyon anlamına geliyor. “Gerçek olamaz bu yaşadıklarımız, ya sanrı ya sanrıya çok yakın bir şey.” gibi bir kullanımı var. Aslında bazıları aşkı sanrı olarak tanımlıyormuş. Ekşi sözlükte final dönemi sanrıları diye başlıklar var. Demek ki kullanılası bir kelime. Ama düşündüm düşündüm günlük hayatta kullanacak bir yer bulamadım. “- İçeriden bir tıkırtı geliyor / - sanrı olmasın?”
Dördüncü kelime cürüm/cirim. Cürüm suç, hata demek. Cürüm işlemek diye kullanılıyor sanırım veya “Zina cürümdür” gibi de kullanılıyor. Cirim ise benim sevdiğim bir kelime. Hacim demek. Sanırım en genel kullanımı “Ateş olsa cirmi kadar yer yakar” şeklindedir. Aynı zamanda miktar, tutar anlamınada geliyormuş. “Usta bizim cirim nedir?” derseniz usta birşey anlamaz.
“- Çocukluğundan beri içinde ukde kalan şeyler arttıkça sanrıları da dayanılmaz oldu. Allah cürümlerinin taksilatını affetsin” şeklinde sağlam bir cümle kurmak hayatta nasip olur mu bilmiyorum
Bir de dikkatimi çeken bir kelime daha oldu. Takdir ve Tekdir. Takdiri hepimiz biliyoruz; övme falan. Ama Tekdir azarlama demek. Yani yanlışlıkla “çocukken çok tekdir görürdüm” derseniz insanlar çocukken çok yaramaz olduğunuzu anlayabilir, veya siz dürüstçe “Lisede hep tekdir alırdım” dersiniz, karşınızdaki Türkçesi kıt kişi bu kelimeyi bilmediği için sizin “Takdirname” aldınızı düşünür. İşte bakın bu da Türkçe bilmenin güzel bir yanı.
Son olarak yazılarımda bazı hatalar olduğunu biliyorum. Gördükçe düzeltiyorum ve elimden geldikçe düzgün yazmaya çalışıyorum. Bazı arkadaşlar süper hızlı düşündükleri ve bir o kadar da hızlı yazdıkları için yanlış ve eksik yazdıklarını iddea ediyorlar. (evet, sensin
) Bence yazdıklarımızı bir defa daha okursak hatalarımızı daha rahat görebiliriz. Aslında daha çok okumak da doğru yazmayı kolaylaştırıyor. Çünkü gözler doğru kelimeler görmeye alışınca yanlış kelimeler hemen göze batıyor. Onun için mümkün olduğunca okuyun. Tamam beni de okuyun ama daha edebi olduğu kanıtlanmış şeyler okuyun bence. Mesela “İnce Memed” ve “Suç ve Ceza” herkesin bir nefeste okuyabileceği kitaplar bence.






lisedeyken Ince Memed adli kitabi okumaya karar vermistim ama Edebiyat ogretmenim “o kitabi okumak sabir ister” deyince bende vazgectim.simdi buldugum ilk firsatta goz atmayi dusunuyorum.
Tesekkurler.
iklimya,
ince memed’in ilk kitabı cidden bir nefeste okunabilecek bir kitap ama ikinci ve ucuncu kitap çok ağır ilerleyen bir kitap ama hiç bir kitap anna karanina kadar ağır ilerleyemez sanırım. Onun için bence ince memed’in ilk kitabını mutlaka okumalısın. İkinci ve üçüncü kitaplarda ince memedin kendisi ile olan çatışmaları var. “Bir Abdi ölür yerine başka bir abdi gelir.” cümlesi üzerine kurulmuş bir kitap. Ama çok güzel tasvirler barındırıyor. Mesela bir yerinde köylünün suyu kesiliyor ve tüm köyle bu olaya bir anda isyan ediyor. Ama öyle güzel anlatılmış ki nerdeyse tüm köylülerin surat ifadelerine kadar herşeyi kafanızda canlandırabiliyorsunuz.
Kısacası şiddetle tavsiye ederim.
sa merhaba arkadaslar- benim adim mohamed ben misirliyim ve turkce okuyorum - zaten ben turkceyi cok cok seviyorum
ben Ayin sama universiteye calisiyorum Kahirede bulunur
tukoloji bolumundeyim
ben turkceye cok ilgileniyorum
mohamedmostafaamen@hotmail.com
hadi gule g ule