Evlenmek
Perşembe akşamı gecenin saat 2:25′inde bir insan romantik şarkılar dinliyorsa, hele bu kişi bir programcıysa ve önünde 3 tane monitör varsa bence o kişi evleniyordur. Hem de nikah’ına 20 günden az kalmıştır.
İşte ben o kişiyim. Normalde rahat biriyimdir ama ben bile şu son günlerde heyecan yaptım. Yorucu bir dönem ama garip bir şekilde insan bu koşuşturmadan zevk alıyor. Hoş Özlem olayın daha çok stres, tedirginlik kısımlarını yaşıyor ben eğlenmeye çalışıyorum. Aslında ben bundan 4-5 ay önce çalışırken eğleneceğim, zevk alacağım bir iş yapmaya karar vermiştim. Sanırım bundan sonra da bu kararımı devam ettirmeye çalışacağım. Yani yaptım işten zevk almıyorsam ve işimi yaparken eğlenmiyorsam durup biraz daha düşüneceğim. Olaya tam tersinden bakarsak eğlenerek yaptığım işler diğerlerinden daha güzel oluyor ve üzerlerinde daha çok kafa yoruyorum. Onun için eğlenmek önemli. Ya yaptığın işte eğlenmesini bileceksin ya da eğlenebileceğin bir iş yapmalısın.
Evlilik mevzuuna gelirsek 20 Temmuz 2008′de Saat 15:30′dan yaklaşık 15 dk sonra evli bir kişi olacam. Sonra yine koşuşturmam bitmeyecek yemekti, fotoğraftı, eğlenceydi diye koşturacağım. Ertesi gün evli bir erkek olarak karımla uyanıp uçağa bineceğiz. Tatilimizi yapıp, evimize döneceğiz. Bundan sonrasında da umarım eğlenceli bir hayatımız olur.
Bugün düğüne 17 gün kalmışken ancak davetiyeleri basabildik. Aslında daha öncesinde de basabilirdik ama biz kendi dizayn ettiğimiz birşey basalım dedik. Ben Özlem’e evlenme teklif ettiğim sırada aldığım pastanın üzerindeki gelin ve damat’ı kullarak bir davetiye dizayn ettim.(Ben ettim derken şirketteki grafikerimiz Emel yaptı.) Özlem’in de hoşuna gidince bir cesaretle o davetiyeyi basmaya karar verdik. Sonra da işler uzamasın diye matbaa yerine ozalitçilerde renkli printer ile kalın kağıda basmaya karar verdik. O andan itibaren print edilen her renkli resimin farklı renkte çıkabileceğini gördüm. Hatta öyle ki aynı sayfada üstteki resim koyu ortadaki açık alttaki biraz kırmızıya kaçar gibi olabiliyor. Makine nasıl beceriyor bilmiyorum ama yapıyor.
Ama sonuçta Beşiktaş’ta TeknikServis isimli bir yerde içimize sinen bir davetiye elde edebildik. Maliyet olarak normal davetiyeden sanırım %15 daha pahalıya geldi. Ama sonuçta bizim içimize sindi.
Valla evlenmenin benim için en zor taraflarından biri de kimi nikaha, kimi yemeğe çağıracama, nasıl çağıracama karar vermek oldu. Valla yer olsa herkesi yemeğe çağırmak isterdim ama yer kısıtlı olunca özellikle gelmesini istediğiniz kişileri bile “o gelirse şunu da çağırmak lazım” diyerek çağıramadım. Bakalım yeri arttırıp belki biraz daha fazla kişi çağırabilirim.
2 sene önce bir arkadaş evlenirken, evlenmek yerine bir araba alınabilir demişti. Şimdi anladım ki güzel bir araba alınabilirmiş. Bu satırları okurken Özlem’in neler düşüneceğini bildiğim için gayet içim rahat olarak evlendiğime “şimdilik” memnunum diyorum. Araba dediğin nedir ki. Bende motor var
Motorum olmasa belki biraz daha düşünürdüm
Aslında bu aralar motorum olduğuna çok daha seviniyorum. Çünkü öğlen çıkıyorum zırt diye Beşiktaştayım, oradan çıkıyorum şirkete geliyorum. Özellikle öğlenleri trafik az olduğu saatlerde zırt diye bir yerden bir yere gidebiliyorum. Son zamanlarda motorda bir kaza yaparım da düğünde bir sorun çıkar diye tırsıyorum ama dayanamıyorum. Ama sürekli “sakin sakin” diye kendi kendime telkinde bulunuyorum.
Böyle zamanın az olduğu zamanlarda insan uyumak istemiyor. Sanki uyursa zaman daha çabuk geçecek ve geç kalacak gibi geliyor halbüsü insan uyuduğu zaman erkenden kalkıyor ve gün bitmek bilmiyor. Sanki uyanık kalınca insan iş yapabiliyor. İşte anca böyle blog yazıyor.
Bir damatlık almam gerekiyor. İnternetten biraz araştırma yaptım. Amcalar hep sakallı falan giymişler damatlıklarını. Benim bildiğim damat traşı diye birşey vardır. Berber sizi cillop gibi yapar. Ama bu amcalar bariz 3-4 günlük sakalla gitmişler düğüne. Ayrıca baktım ki damatlar simsiyah ceket, gömlek, yelek ve pantalon gibi şeyler gitmişler. Hatta abartmış siyah kravat takmış. Yas tutar gibi. Takım olarak ben de siyah seviyorum ama en azından beyaz gömlek giyerim herhalde. Çemçik yakalılardan. Abzurt bir de kravat takmam lazım herhalde. Papyon’a dayanabileceğimi sanmıyorum. Bir de papyonla çekilmiş resimlere ömür boyu bakmak var. Yok hocam kravat iyidir. Efendi gibi…
Vucudum dirense de mantığım yatmam gerektiğini söylüyor. 1 gün daha bitti kaldı 16 gün. Hepi topu 2 haftasonu. Ki bu haftasonlarının bir tanesinde de eğitim varmış. Önemli de bir eğitim. Hmm acaba haftasonu eğitim olduğu için haftaiçi izin alabilir miyim?
Stress sTreSS STress
“sakin sakin sakin sakin”
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 onaltııııı
lamba, damatlık, gelinlik, buket, şeker, magnet, yemek, nikah, fotoğraf, gelin arabası, süs, çocuk, zarf, bozuk para, ayağa bas, balayı, transfer ücreti, davetiye, müzik, izin, kına, imam, imam düğünü, risotto üstü az kuru, nohutlu risotto, iç risotto, risotto üstü döner. Et döner, tavuk döner, gün gelir hesap döner.
10
<— işte burası kaldı yani 10altı ![]()





Evet.. artık heyecan ve stressten yaptığımız espirilerin kalitesi düşmüş
rahatlık için evlendikten sonraki yayacağın zamanları düşünmeni tavsiye ederim.. Bak ben evleneli 14 ay oldu.. halen aynı “yayacağım” hayalleriyle yaşıyorum..
evet evet ben de yayacağım
bencede kasma bu kadar stres yapılacak birşey değil evlilik