Su tasarrufu ve Hijyen
Bir önceki yazımda ufak iki madde olarak yazdığım şeylerin, daha sonra düşünüce, aslında tam bir yazı olması gerektiğine karar verdim. Çünkü benim bu konuda söyleyeceğim bir kaç şey olduğunu farkettim ve hemen bir önceki yazımda yazanları yüzsüzce alarak yeni bir yazı yazmaya başladım. Aslında eski yazıdan o maddeleri silecektim ama dürüstlük damarım tuttu ve yazılmış yazılmıştır dedim.
Neyse efendim konumuz Su tasarrufu ve aynı zamanda Hijyenden vazgeçemeyen yanımız. Belki tüm dünyanın değil, belki tüm Türkiye’nin bile sorunu değil ama İstanbul ve Ankara gibi tıklım pıklım şehirlerin su gibi büyük bir sorunu var. Aslında İstanbul’da şu ana kadar pek bir sıkıntı çekmedik. Yani son 5-6 yıldır çekmiyoruz. Daha öncesinde İstanbul’da doğru düzgün su akmazdı. Ancak akşam saatlerinde suyun şiddeti artar, 3-4 ve üstü katlarda oturanlar su alabilirlerdi. Daha sonra bir gün bizim apartman hidrafor almaya karar verdi. İşte o günden beri bizim evde sular gürül gürül akıyor. Aynı zamanda o günden beri bozulma olasılığı olan tüm musluklar bozuldu, tuvalet hortumları 2 veya 3 defa patladı.
Neyse konumuz bunlar da değil. Şimdi diyorlar ki bu sene yaz ayı çok sıcak geçecek susuzluktan kuruyacakmışız. Geçen seneden beri başlayan su tasarrufu muhabbeti aldı başını gidiyor. Kötü birşey mi? Bence değil. Ama şunu da unutmamak lazım ki bireysel tasarruftan çok belediyelerin tasarruflu olması gerekiyor. Hadi diyelim belediyeler çok tasarruflu ve biz müsrif halk tasarruf yapacağız.
Traş olurken suyu açık bırakmamak, dişleri fırçalarken suyu açık bırakmamak gibi ufak önemler güzel bence. Ama özellikle traş olurken ben suyu açık bırakıyorum. Çünkü bu şekilde daha tararruflu olduğuna inanıyorum. Tabi suyu açık bırakmanın da bir yöntemi var. Su çok ince bir şekilde akacak şekilde sürekli akan bir suyla yaklaşık 45 saniye içinde traş olabiliyorum. Ama suyu aç kapa yaptığım zaman traş süresinden çok suyu doğru şekilde açma kapama işlemi zaman alıyor. Çünkü önce çok açılıyor, kısıyorsun, traş bıçağını suya sokuyorsun ve sonunda suyu kapatıyorsun. Tabi traş sonrasında elinizi ve musluğu temizlemek için de su harcamanız gerekiyor.
Gelelim bulaşıkları elde yıkama bulaşık makinesinde yıkama hadisesine. İddia ediyorum ki bulaşıkları elde yıkadığınızda daha az su harciyabilirsiniz. Bunun için bir bulaşık leğeni, bir sünger ve bir bulaşık deterjanı yeterli. Önce ılıktan biraz hallice bir miktar su leğene konur, bulaşık deterjanı suyun içine sıkılır. Deterjan dibe çökmeden önce el suya sokulur ve güle güle işareti yapılır. Bu işlemi ne kadar hızlı yaparsanız o kadar çok köpük oluşur. Daha sonra çöpe sıyırdığınız tabakları köpüğe sokup çıkarttığınız süngerle bir güzel yakar ve yan tarafta üst üste koyarız. Tüm bulaşık deterjanlandıktan sonra bol suyla hızlıca durularız. Oldu da bitti maşallah. Eğer durulama işlemini güzel ve hızlı yaparsanız çok az su harcarsınız.
Şimdi diyeceksiniz ki bulaşık makinesi daha yüksek ısıda yıkadığı için daha hijyenik oluyor. Tamam haklı olabilirsiniz. Peki o zaman, ben de size “siz hayatınızda hiç erik, şeftali veya elma yemediniz mi?” diye sorarım. Diyeceksiniz ki ne alaka? Şimdi bu tabaklarda ne yendi? Tencerede pişmiş yemekler yendi? Yani kimyasal bir atık değil, zehir değil. Şimdi sen mikrop açısından temiz bir yemek yediğin tabağın deterjan ve su ile temizlenmeyeceğini düşünüyorsun. Hem de sıcak su ile yıkandığı halde temizlenmez diyorsun. Peki o zaman pazardan aldığın bir elmayı sadece su ile yıkadıktan sonra nasıl yiyebiliyorsun? Ya o erikler, üzümler. Hadi detarjanı geçtim, bari sıcak suyla yıkayın. Yoook. Tabak çatala gelince hijyen, elmaya gelince güven.
Peki ne yapıyoruz? Bundan sonra tüm sebze ve meyveyi önce bulaşık makinesinde bir güzel yıkıyoruz. Daha sonra el değmeden ya yiyoruz, ya da hemen yemek yapıyoruz.
Çok uzattım farkındayım ama gelmek istediğim nokta şu; abartmayın. Temiz olun, tasarruflu olun ama abartmayın. Zaten bu bulaşık makinesinin az su harcaması ve hijyenik olması muhabbeti bence kadınların uydurduğu birşey. Bir bilim adamı da çıkıp, bulaşıkları elde 3 farklı deterjanla yıkarsanız daha hijyenik olur dese acaba kaç kadın bu yöntemi uygular?
Su tasarrufu için benim de önereceğin bazı şeyler var. Birincisi reklamlarda kesinlikle abdest alınırken suyun tasarruflu kullanılması söylenmeli. Bu ülkenin %98′i müslüman. Benim tahminimce bunlardan %60′ı namaz kılıyordur. Abdest almak kuralları olan bir eylem olduğu için çok ayrıntılı olarak nasıl yapılırsa su tasarrufu yapılacağı anlatılabilir. Örneğin ayaklara geçmeden önce musluğu kapatın, çoraplarınızı abdest almadan önce çıkartın gibi öneriler verilebilir.
Bir de yıkanırken harcanan suya da dikkat çekmek lazım bence. Mesela koca bir küvet’i doldurup banyo yapan biriyseniz, her gün banyo yapmamalısınız. Bu ülke bu kadar su israfını kaldıramaz. Her gün banyo yapacaksan da keyif yapmadan hızlıca yıkanıp çıkmak lazım. Whirlpool reklamında her taraftan su veren duşlar önerilebilir mesela. Bulaşık makinesi gibi ya onlar, o bakımdan.
Bence tuvaletlerde rezervuar(sifon)larda temiz suyun kullanılmaması gerekir. Bunun için belediyenin bir altyapı çalışması yaparak içilmeyecek ama sistemlere de zarar vermeyecek ikinci bir su sistemi kurması lazım. Neyreee öyle başkanlar. Hoş zaten evlerdeki suyu kimse içmediği için arada deniz suyunu arıtıp musluklara verildiğini duymuştum. Yani aslında kirli su sistemleri hazır. O zaman başkandan damacana ile getirilmeyen sürekli temiz su hattı istiyorum.
Bir de bir zamanlar Gülben Ergen’in “Haydi başkan boruları değiştir” gibi bir sloganlı reklamı vardı. Su borularının bir çoğu çatlak patlak olduğu için içme suyunun büyük bir bölümü evlere girmeden toprağa karışıyormuş. Sen orda traş olurken elin ayağına dolaşsın ama orada borulardan oluk oluk sular aksın olacak iş mi?
Son olarak, ya kardeşim bu halkın yüzde bilmem kaçı sigara ve alkol kullanıyor. Sokaktan simit alıp yiyor. Çalışanların bir çoğu hergün öğlen bir restoranda nasıl yapıldığı belli olmayan yemeklerden, nasıl yıkandığı belli olmayan tabak ve çatallarla yiyor. Yeri geliyor bahçedeki meyve ağcından koparttığı meyveleri yıkamadan yiyor. Ikış tıkış otobüslerde havasız bir şekilde seyahat ediyor. Nerden geldiği belli olmayan sulardan içiyor. Musluğundan içmeye cesaret edemediği bir su akıyor. Bu içmeye cesaret edemediği sularla yıkanıyor, bulaşıklarını, çamaşırlarını yıkıyor. Tüm bunlar olurken kimse kalkıp bana elde yıkanan bulaşıkların hijyenik olmadığından bahsetmesin.
Not: Bulaşıkları elde yıkayacaksanız yemekten en geç 2 saat içinde yıkamanız lazım. Yoksa hem kirler kuruyor, hem de bakteriler ürüyor ve koku yapıyor.
Çok sitresliyim düğüne 38 gün kaldıııııı.




hahaha yazının sonu süper olmuş
fena değil güzel olmuş………………. bu adamın yazılarını okumak hoşuma gidiyor
yazı güzel olmuş.ama bence insanlar su tüketimi konusunda gerçekten eğitilmeli.elini yıkamaya üşenen yurdumun insanı sokakları oluk oluk yıkıyor.bilinçlenmek lazım.