Ana Sayfa

Ya Luylu Minks (Seni seviyorum Minks)

05.11.2009 at 19:39

Bloguma zar zor da olsa yeniden resim eklemenin gururu içinde yazıma başlıyorum. Dün akşam evdeki internetin kesik olması yüzünden işle ilgili birşeyleri araştırmak için akşam 7 gibi şirkete geldim. İşim 12 gibi bitti, sonrasında da nasılsa evde internet yok diye biraz daha şirkette takıldım. Gece 2 gibiydi sanırım attım kendimi sokağa. İşe gelirken hava soğuktu, hafiften varla yok arası bir kar yağıyordu ama işten çıktığımda heryeri bembeyaz olmuş görünce içimi çocuksu bir sevinç kapladı. Aslında ilk aklıma gelen bu karlara benden önce kimsenin basmadığı oldu. Daha sonra da insanların sabah kalktıklarında camdan dışarı bakıp gördükleri karı benim onlardan 6-7 saat önce görmüş olmam, hatta bembeyaz pürüssüz karlar içinde gördükleri ayak izlerinin de bana ait olacak olması da bir sevinç kaynağı oldu :)

Aslında bir de okul zamanından kalan bir beklentiyle sabah olduğunda diz boyu kar olacağını ve işin iptal edileceğini de ister istemez hayal ettim. Türkiye’de iş yerine 45 km uzakta oturan biri olarak eğer sabah kar yağıyorsa veya sağnak yağmur yağıyorsa evden 1 saat geç çıkıp iş yerine geldiğinizde istanbul trafiğine bir iki söverek günü kurtarmanız mümkün. Hatta aynı bahaneyle “sabah çok trafik vardı, ben akşam erken çıkayım” şeklinde bir yaklaşımla 4:30′da evinizde ayaklarınızı uzatarak oturmanız da mümkün ama Belarus’da böyle bir lüksüm yok. Yandaki resimde de gördüğünüz gibi iş yerimdeki masamdan evimi hatta salonumdaki ışığın açık olup olmadığını bile görebiliyorum. Evden çıkıp iş yerindeki masama oturmam ortalama 1 Şebnem Ferah şarkısı kadar sürüyor. Hatta eğer hava soğuksa yarısında nefes nefese işe varmış oluyorum. (Bu arada resime bir daha baktım da benim oturduğum ev şu karşıdaki şapkalı yüksek bina, yani o ufak harabe gibi yerde kalmıyorum. Sefil durumdayız dedik ama o kadar de sefil değiliz Allaha şükür :) )

  • Kar yağdıktan sonra Minsk’i daha bir sevmeye başladım. Çünkü hem kar var, hem ağaç doğa güzel hem de sokaklar kar yağdı diye çamur olmuyor. Ayrıca soğuk havalarda motor veya araba kullanmak zorunda da değilim. Koşuyorum geliyorum. Hava biraz soğuk ama artık idare ediyorum. Hoş soğuk hava cildime de iyi geliyor olabilir. Hoş soğuk hava cildiğimin sadece alınla burun arasındaki yeriyle temas ediyor ama olsun. En azından yağsız bir alına sahibim artık.

  • Sağ yanımda görmüş olduğunuz alet benim son 1,5 haftamı dolduran yeni oyuncağım. Halen üzerinde uygulamak istediğim bir sürü emelim var ama gün içinde pili bitiyor diye çok uğraşmıyorum. İşletim sistemi olarak google’ın Android diye bir işletim sistemine sahip. Ben son 3-4 yıldır hayatımı google’a emanet etmiş biri olarak, google’ın cep telefonuma da girmesine izin vererek günlük hayatımı da google’a emanet etmiş oldum. Hatta öyle ki, Google’ın bulunduğunuz yeri internet üzerinden arkadaşlarınız ile paylaşmaya yarayan Latitude hizmetini de her zaman açık olacak şekilde ayarlamıştım. Google bu kadar açıklığa şaşırmış olacak ki, bak bu servisi sürekli açık halde tutuyorsun. Eminsin di mi? Kötü niyetli kişiler bunu açmış olabilir, istemiyorsan kapat diye mail attı. Google diyorsa birşey biliyordur diye hemen servisi kapattım. Aslında servis çok da güzel çalışmıyor. Bazen iş çıkışı bakıyorum arkadaşlarımdan biri suriyede diğeri sofyada gözüküyor. Bazen bakıyorum ben de sofya tren istasyonundayım. Yani beni bu haritadan takip eden biri benim süpermen olduğumu hemen anlar. Onun için kapattım gitti.
  • Son yazımda çok kasvetli ve dertli olduğumdan bahsetmiştim. Bu yazıdan sonra biraz sosyalleşmek adına iş çıkışı kafelere barlara takılmaya başladım. Aslında ortam olarak gitmekle gitmemek arasında bir fark yokmuş. Yani bir bara gitmiş olmakla gitmemiş olmak arasında çok bir fark yok ama bir yere gidip insanlarla muhabbet etmek güzel.
  • FarmVille’de milletin gelip benim bahçemi temizlediği bilgisini görünce millete iş çıkarttığım için üzülüyorum.
  • 2 haftada bir eve temizlikçi kadın geliyor. 15 dolara evin temizliğini yapıyor. Ama kadına ayıp olmasın diye kadın gelmeden önce eve gidip evdeki dağınık şeyleri toparlıyorum. Önceleri bulaşıkları düzenli olarak yıkadığım dönemde kadın eve gelip ne yapacağını şaşırıyordu. Şimdi bulaşıkları kadına bırakıyorum. Zaten çamaşırlara karışmıyor. Camları da silmiyor. Ama buna rağmen yerleri, masaları falan çok güzel temizliyor. Valla o temizlediği için de yerlere elimi bile sürmüyorum. Yere düşen yerde kalıyor.
  • Yabancı filmlerde adamlar ses kayıt cihazına düşüncelerini kaydeder de daha sonra dinleyip yazıya dökerler ya. Ben de cep telefonuna buna benzer bir uygulama kurdum. Ama insan içinde sesimi kaydedecek kadar kendime güvenim olduğuna inanmıyorum. Hoş adamlar Türkçe anlamasalar da kendi kendine konuşan biri olmak kötü. Deneme yapmak için bile telefonda konuşuyormuş gibi yaptım :) Ya ben buraya gelmeden önce de bu kadar çekingen miydim bilmiyorum :)
  • Burada domuz gribi aldı başını gidiyor. Türkiye’de 15 kişi öldü diye millet panik durumda ama burada 50 kişi ölmüş, okullar 1 hafta tatil edilmiş bizim haberimiz bile yok. İnsanlar maske takmaya başladı, şirkette maske falan dağıtılmaya başladı. O derece yani. Ayrıca ülkede ilaç sıkıntısı varmış. Biz sağlık bakanına o kadar aşı rezerve etti diye 40 laf ettik, burada adamlar aşı yok neden almadılar diye şikayet ediyorlar. İş yerinde yan masamda oturan çocuk şirkette sarımsak yiyordu. Balla sarımsak yiyorlarmış, yanında da bol limonlu meyve çayı içiyorlar. Böylece kendi ilaçlarını yapmışlar. Kötü kokuyor ama adamlara da birşey diyemiyorsun ki. İlaç yok, aşı yok, adam da haklı ama iş yerinde de sarımsak yenmez ki. Biz kokuyor diye sarımsak soymaya çekiniyoruz adam iş yerinde haşır huşur yiyor.
  • Ukraynadaki garip virüs salgını beni de işgillendirmiyor değil. Ukrayna ile Belarus dip dibe nerdeyse.
  • Belarusdaki Türklere müjdeee. Türk lokantasının ahçısı değişti. Artık kendi fırınlarında ekmek ve lahmacun yapıyorlar. Sırf ekmek yemek için bile gitmeye değer. Bu haftasonu kahvaltıya mı gitsem ne? güzel menemen de yapıyorlar.
  • FirmVille’de elemanı biryere sıkıştırırsan işler daha hızlı yürüyormuş. Onun için millet elemanı samanların arasına sıkıştırıyormuş. Yoksa bir de adamın yürümesini falan beklemek gerekiyor.
  • Bir de millet saman alıp satarak level atlıyormuş. Hele bir video gördüm ki iyice işin b.ku çıkmış yani. Adamlar bir uygulama yapmışlar, kendi tarlanın boyutlarını veriyorsun program senin yerine tek tek tarladaki yerlere tıklıyor. Böylece önce ekinleri biçiyor, sonra boş yerleri çapalıyor, sonra da bir bitki ekiyor. Tüm tarlayı ekip biçmek 1 dk falan sürüyor. Yani bir oyunda bu kadar mı hırs yapılır. Ben tarlama türk bayrağı yapmaya çalışıyorum. o bitince sıkılacam muhtemelen.
  • Hadi bu günlük yeter…
VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 10.0/10 (1 vote cast)
VN:F [1.9.3_1094]
Rating: 0 (from 0 votes)
Ya Luylu Minks (Seni seviyorum Minks), 10.0 out of 10 based on 1 rating
Bu sayfada yazılanlar işinize yaradı mı?

2 Responses to “Ya Luylu Minks (Seni seviyorum Minks)”

  1. Garip ve anlam veremediğim bir takıntım olduğunu gördüm ki, o da yazılarını okuduğumda ilk yorum yapan kişi olmak istemek. aslında yorumlarımız “ilk” yorum yapan ünvanı için yapmıyorum, içimden geldiği için yazıyorum.Güzel bir yazı olmuş, farklı bir ülkede farklı bir yaşam.

    VA:F [1.9.3_1094]
    Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
    VA:F [1.9.3_1094]
    Rating: 0 (from 0 votes)
  2. Minsk Ünv leri hakkında ne düşünüyorsunuz?
    ve merak ettim oradaki göreviniz nedir?

    VA:F [1.9.3_1094]
    Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
    VA:F [1.9.3_1094]
    Rating: 0 (from 0 votes)

Leave a Reply

Eğer resimli yorum yapmak istiyorsanız ayrıntıları burada bulabilirsiniz.
Lütfen yazım hatalarına dikkat ediniz.

Google