Ana Sayfa

Hayatımın Haziran Ayları

12.06.2009 at 13:05
  • Hayatımın bu haftasını Belçika’da boş boş oturarak geçirdim. Ufak tefek işler yaptım ama genel olarak normal bir haftaya göre çok boş geçti.
  • Bu aralar çok gezmeye başladım. Aslında farklı yerler görmek güzel birşey diye düşünebilirsiniz ama bu gezme işini bir iş olarak yaptığınız zaman kaldığınız yer ile iş yeri arasından başka bir yer göremiyorsunuz. Düşün yani Frankfurt’un sadece Adapazarından hallice olan kısmını görebildim.
  • Yaş ilerleyince insan daha bir yavaşlıyor sanırım.
  • Büyük bir hevesle üye olduğum spor salonuna daha 1 defa gitmişken uzun süreli Belarus projesine dahil oldum. Hoş bu projenin gelebileceği uzun zaman önceden beri belliydi ama insan bazen bile bile lades olmak istiyor.
  • Kime belarus’a gidecem desem, hemen bakışları değişiyor. Tamam avrupadaki en güzel kızların olduğu memleket orası olabilir, ayrıca kızlarının çok cana yakın olduğu da söyleniyor olabilir ama ben evliyim. Evli bir erkeğin böyle şeylerle işi olmaz di mi :) Yok valla işim olmaz. Ben karımı seviyorum. Valla. :)
  • Pek sevmediğim bir şirket olan microsoft yeni bir arama motoru çıkartmış. Bugün yabancı bir haber sitesinde konuyla ilgili bir yazı okudum ve hemen arama motorunu denemeye başladım. Resim arama kısmı güzel duruyor. Clipart aramaları için kullanılabilir. Normal araması da fena değil. Bir süre denemeyi düşünüyorum. Deneyimlerimi yazarım.
  • Yabancı haber sitelerini takip eden biri değilim normalde. Hoş türk haber sitelerini de takip etmiyorum ya. Daha çok teknik konulardaki yazılarla ilgileniyorum. Yaşadığım çağdan habersiz olmak ileride sorun yaratır mı acaba?
  • Bu aralar kendimi bir hacker olarak düşünüyorum. Öyle olduğumdan değil elbet ama sanki bir hackermışım gibi yaklaşıyorum sorunlara. Nasıl alt ederim, nasıl geçerim, nasıl iz bırakmam falan. Hoş bir hacker böyle mi düşünüyordur onu da bilmiyorum ama mesela şirketteki engellemeleri mümkün olduğunca çaktırmadan aşmaya çalışıyorum. Ama bir yere saldırarak, kırarak, parçalayarak değil daha çok ayarları yapan kişilerin düşünmedikleri noktaları bularak bunu yapmaya çalışıyorum.
  • 1920′li yıllarda çekilen filmleri internetten indirmek yasal mıdır acaba? Telif hakları o kadar uzun süre devam ediyor mudur?
  • Haftaya italyaya tatile gidiyorum. Belçikadan Türkiye’ye döndüğüm akşamın ertesi sabahı (uçaktan indikten 8 saat sonra) yola çıkıyorum. Eve gittiğimde gömleklerimi yıkamam ve asmam gerekiyor. Yorucu olacak sanırım ama naapalım danışman olmak böyle birşey herhalde.
  • “Danışmanlık” müessesesine kendimi iyice kaptırdım. Gömleklerim her daim ütülü duruyor, çantama koyacağım şeyleri kafamda belli ve çat çut 20 dk’da çanta hazırlayabiliyorum. Hatta bazı şeyleri çantadan hiç çıkartmıyorum.
  • Belçika normalde Almanya’dan daha sıkıcı bir yer. Ama burada abim olduğu için bana daha eğlenceli bir yer gibi geliyor. Sanırım bunda abimin arabası olmasının da bir etkisi var. Almanya’da ulaşım sorunları yüzünden bir yere gitmiyoruz ama burada bir yere gitmek daha kolay. Hoş gidecek çok bir yer yok ama kısa süreli kalışlarda fark etmiyor. İlla bir yerlere gidebiliyorsun.
  • Belçika’da sürekli yağmur yağıyor. Sabah güneş varken öğlen bir bakıyoruz şakır şakır yağmur var. Geceleri genelde yağıyor. Kötü birşey mi bilmiyorum kısa süreli kalışlarda çok kötü bir yanını görmedim ama herhalde sürekli yağmur yağan bir yerde yaşamak zordur. Tek yağsa iyi de bir de soğuk oluyor meret.
  • Dün “Batı yakası hikayesi” adlı filmin aslında bir müzikal olduğunu gördüm ve hayal kırıklığına uğradım. Ben böyle sağlam bir çete filmi diye bekliyordum ama eşcinsel tipli genç adamların parmaklarını şıklattıkları bir film çıktı. Yazıklar olsun verilen oscar’a. Oscar kurumuna olan saygımı yitirdim bir anda.
  • Abimlerin köpeği (shine) don giyiyor :)
  • Şu anda çalıştığım yerin yemekhanesi ev gibi. Hergün 1 veya 2 çeşit yemek çıkıyor. Beğenirsen yersin beğenmezsen aç kalırsın mantığı var. 2 yemek çıktığında genelde ikinci yemek domuzlu oluyor. Geçen kuzu eti çıktı ama ekstra koydukları sosun içinde domuz varmış. Normalde domuzun bu kadar çok karşına çıkacağını tahmin etmiyorsun ama Almanya’ya gide gele artık türkiye’de bile acaba içinde domuz var mıdır diye düşünür oldum.
  • Domuz ne garip birşey. Kur’an’da faiz ve içki de haram kılınmış ama hiç biri domuz eti kadar etkili olmamış bence. Yani mesela Türkiye’de bir müslüman’ın domuz eti yiyor olması düşünülemez bile ama akşam bir meyhaneye gidip içki içen bir adam müslüman’ım diyebilir ve bu normal karşılanır. Ama aynı şeyi domuz eti yiyen biri söylese kafa göz dalarız. Sanırım domuz etinde dini unsurların dışında başka bir sorun var. Daha çok kültürel birşey bence.
  • Gördüğüm kadarıyla insanlar 4 haneli sayısal şifreleri için hep aynı şifreyi kullanıyorlar. Yani kredi kartı, banka kartı ve 4 haneli başka ne şifre varsa hepsi aynı oluyor genelde. o kadar ki, notebook’ları kilitlemek için kullanılan şifreli kilitlerde bile aynı şifre kullanılıyor. Bu nokta çok büyük bir güvenlik açığı bence. Çünkü birincisi kiliti açtıktan sonra şifreyi değiştirmeden kiliti kenara koyuyoruz. Bu durumda takılı olmayan bir kilite baktığınızda şifreyi öğrenebilir daha sonrasında kullanabilirsiniz. Onun için kiliti çıkarttıktan sonra rakamları karıştırmak gerekiyor. Bir de bu şifreli kilitlerde, kiliti açmak için kullanılan mandalı zorlayıp sayıları mandala yakın olandan başlayarak çevirmeye başlarsanız, doğru numaraya geldiğinizde mandalın biraz hareket ettiğini ve numaranın dönmesinin garipleştiğini anlıyorsunuz. Bu durumda bir sonraki numara için aynı şeyi yaparak yaklaşık 2-3 dk içinde şifreyi öğrenebiliyorsunuz. Bu şirfeyi öğrenmek demek genelde tüm şifreleri öğrenmek demek. Onun için böyle dandik şeylere her zaman kullanığınız şifrelerinizi vermeyin. Aha yine hacker oldum :)
  • Yemek vakti.
VN:F [1.7.9_1023]
Rating: 10.0/10 (3 votes cast)
VN:F [1.7.9_1023]
Rating: 0 (from 0 votes)
Hayatımın Haziran Ayları10.0103
Bu sayfada yazılanlar işinize yaradı mı?

Leave a Reply

Eğer resimli yorum yapmak istiyorsanız ayrıntıları burada bulabilirsiniz.
Lütfen yazım hatalarına dikkat ediniz.

Google