Ana Sayfa

Son zamanlarda izlediğim filmler 2009 Ocak

18.01.2009 at 5:03

Evlendikten sonra eskisine nazaran 3-4 kat daha fazla film izler oldum. Evde projeksiyon ve 5 mbit internet olunca yapacak da çok fazla birşey kalmıyor aslında. Neyse ne zamandır düzenli birşekilde yazamıyorum. Az önce yatarken içimden kendi kendime blog yazdığımı farkettim. Yani aslında yazmam gereken şeyleri içimden geçiriyordum. Demek ki insan yaşadıklarını bir şekilde paylaşmak istiyor yani en azından ben öyleyim. Blog yazamadığım zamanlarda yazacaklarımı kendime anlatıp yazmış kadar tatmin oluyorum. Tabii bu kötü birşey çünkü bir yazıyı yazıp da onun hakkında yorumlar almak inanılmaz büyük bir tatmin. Hele her yazıdan sonra arkadaşlarının telefon açıp çok akıcı yazıyorsun falan fişman demeleri, yazı yazmakla alakasız bir iş yapan biri için inanılmaz bir gurur.

Neyse bu kadar böbürlenmenin ardından bugünlerde izlediğim filmler hakkında atıp tutmaya başlayabilirim.

Vali

Star’da yayınlanan köprü dizisini pek bir sevmiştim. Dizi Ayşe Kulin’in bir romanı üzerine kurulmuş ama daha sonra içine Türkiye’de çok sevilen öğeler ve güzel müzikler eklenerek konu 2 sene uzatılmış ve sonunda dizinin bitme zamanı geldiğinde “ulan biz köprüyü yapmayı unuttuk” diyerek apar topar konuyu köprüye getirmiş ve diziyi bitirmişlerdi. Bu film de reklamlarında sanki dizinin devamıymış gibi lanse edilen bir film. Ama film’i showtv sponsor olduğu için sanırım telif hakkı vermemek için sadece valiyi ve eşini sabit tutup geri kalan tüm ekibi değiştirmişler. Zaten valiyi de başka bir yere tayin etmişler. He bir de valinin yardımcısı da aynı ama onun hepi topu 2 sözü var. Bir kaç sahnede de sadece gülümsüyor. Neyse sonuç olarak ben filmi beğenmedim. Neden beğenmediğime gelince konuyu biraz daha genelleştirmek istiyorum.

Efendim bu amerikalılar kendi filmlerinde kendilerinin ne kadar büyük olduklarını, her amerikalının aslında bir kahraman olduğunu üstüne basa basa anlatıyorlar. Sonuçta bu filmleri izleyen amerikalılar kendilerini o filmlerdeki gibi düşünüyorlar ve gururlanıyorlar. Ama bizim yönetmenler, “bizim memleket kurtulmaz ağam” mantığını kendilerine destur edinmişler ve bunun üzerinden prim elde etmeye çalışıyorlar. Kardeşim gerçek hayatta elin gavuru ülkendeki kaynakları kendi vatandaşından daha ucuza kullanıyor olabilir, elin gavuru ülkende senden daha iyi imkanlara sahip olabilir ama bari sinemada bunu değiştirin. Dizide 2 yıl boyunca devleştirilen vali, bir anda kılişe laflar eden, dürüst olmaya çalışan ama kaybeden biri haline getirilmiş. Ne kadar güçsüz bir ülke olduğumuzu görmek için filme gidilebilir.

Son Ders

Aslında eski bir film ama ben anca izleyebildim. Ben genel olarak Ferhan Şensoy’u çok severim. Çok güzel cümle kuran ve çok seri ve hızlı konuşabilen biridir. Örneğin uzun cümleleri birbirine bağlayışını ve hikayelerinde karakterlere anında isimler takmasını özellikle beğeniyorum. Aslında film Ferhan Şensoy’un filmi değil ama ben bunu filmden sonra anladığım için filmi Ferhan Şensoy’un bir filmiymiş gibi yorumlayacam. Film aslında basit bir türk filmi. Çok karmaşık senaryoları yok. Temel olarak “günü yaşa” felsefesini anlatıyor. Ara ara eski solcuların bugün büyük kapitalisler olmasına dem vuruyor. Duygusal olmaya çalışan ama çok başarılı olamayan bir film. Ben açıkcası çok beğenmedim. Ama bir türk filmi olarak sıkmayan bir film.

Barcelona, Barcelona

Efendim, hep derler ya bu avrupalılar cinsellik konusunda rahat adamlardır diye. İşte film baştaaaan sonra bu konu hakkında. Adamlar rahatlar ama film rahatlığın sınırında bir film. Öyle erotik sahneler falan beklemeyin. Gayet aile ile izlenebilecek bir film tadında ama bir adama aşık olan 3 farklı kadının (1 sarışın 1 esmer 1 beyaz tenli) rahat ilişkilerini ele alıyor. Bu insanlarla cinsel bir ilişkisi olmayan bir de anlatıcı var olayda. Farklı bir hava yakalamış bir film. Duygusal kızlarımız filmi duygusal bulabilir. İnsanların aşkları uğruna göze aldıkları şeyler falan gibi bir yorum yapılabilir ama yok kardeşim. Sen restoranda iki kadına gelin sizi gezdireyim akşamda hep birlikte sevişiriz falan diyorsan bana duygusallıktan bahsetmeyeceksin. Sonuç olarak kısıtlı imkanlarla hayatlarını devam ettiren türk geçliğine kötü örnek olacak bir film olarak görüyorum. Erkelerin kız arkadaşlarını filme götürüp, “kız değil misiniz, hepiniz aynısınız” gibi yorumlar yapılabilecek bir film. Ben yaptım sert tepkiler aldım.

Üç Maymun

Ödül alan anlaşılmaz filmlerden biridir kendisi. Ya aslında ben filmi anladım ama yorum yapmaya gelince ne desem boş. Film genelde susmayla geçiyor. O bakıyor, öbürü bakıyor, bir cümle söyleniyor on dakika bakışılıyor. Ama buna rağmen kısıtlı cümlelerle film anlatmak istediğini çok güzel anlatıyor. Şimdi hayat içinde 3 maymun, görme, duyma, konuşma üçlemesini anlatmak için kullanılır. Bildiğin bir şeyi bilmiyormuş gibi yaptığında “bana 3 maymunu oynama” diye bir cümle kullanılabilir. Böyle bir cümle de hayatta en fazla 2-3 defa kullanılır. Ona göre doğru anı bulduğunuz anda yapıştırın bence. işte bu 3 maymunu oynama fiilinin 15 cümle kullanılarak anlatıldığı bir film. Zengininden fakirine, babası anası oğlu patronu hepsinin aslında birer maymun olduğunu gösteriyor film. Yavuz bingöl güzel oynamış. Diğer kadının ismini bilmiyorum ama o da güzeldi. Aslında o kadın daha güzeldi. Oğulları tırt. Patron daha tırt.

VN:F [1.7.9_1023]
Rating: 10.0/10 (3 votes cast)
VN:F [1.7.9_1023]
Rating: 0 (from 0 votes)
Son zamanlarda izlediğim filmler 2009 Ocak10.0103
Bu sayfada yazılanlar işinize yaradı mı?

One Response to “Son zamanlarda izlediğim filmler 2009 Ocak”

  1. Vicky Christina, Barcelona’ yı ben de izledim. Bu tarz ilişkiler canımı sıksa da :) Woody Allen filmi de izleniyor be abi.. Yalnız, orada ressam adamın şair babasının sanat anlayışına hasta oldum. Adam şiir yazıp, dünya bunu anlamaz diye hiç birini yayınlamıyormuş ya, süper bence :)

    UN:F [1.7.9_1023]
    Rating: 0.0/5 (0 votes cast)
    UN:F [1.7.9_1023]
    Rating: 0 (from 0 votes)

Leave a Reply

Eğer resimli yorum yapmak istiyorsanız ayrıntıları burada bulabilirsiniz.
Lütfen yazım hatalarına dikkat ediniz.

Google