Kaybolan Şiirler
Bugün ümraniye belediyesinin bir şiir yarışması olduğunu duyunca hemen yıllar önce yazdığım şiirlerimden biri ile yarışmaya katılayım, kazanırsam eşime hediye alırım dedim. Ama aradım taradım şiirlerimi bulamadım. Sonra epey bir kasmadan sonra internetın gizli saklı bir köşesinde şiirlerime ulaşabildim. Hazır bulmuşken bir daha kaybetmeyeyim diye şiirleri bir de buraya yazayım dedim.
Bu birincisi
BIRAKMA BİZİ
İstanbul Yaşlanmışsın,
Rüzgar saçlarını götürmüyor artık,
Kendini ölüme bırakmış, ağlıyorsun.
Bizlerde ağlıyoruz.
Konstantinin şehri,
Fatih’e kucak açan İstanbul
Ölüyor mu yoksa ?
Ölüyor musun İstanbul,
Bizi bırakıyor musun.Senin kurtulacağını bilsem,
Sana ruhumu bile verirdim ama,
Gözlerimi vermezdim
Çünkü bilirim ki gözlerim,
Seni gördükçe gözlerim beni yeniden yaratacak.Belki bir rüyadayız.
Fatih’in rüyasındayız belki de
Sabah olacak ve her şey düzelecek.İşte o zaman,
Çıkacağım Çamlıca’ya
Çamlıca’nın en yüksek yerine
SENİ SEVİYORUM diye bağıracağım, İstanbul
Dağları taşları yırtarcasına bağıracağım,
İstanbulN’olur bizi bırakma İstanbul
Kadıköy’ü, Levent’i, Taksim’i Beyazıt’ı …
Bizleri bırakma İstanbul,Belki biz Kadıköy’lu efendileriz
Biz, Beyazıt esnafıyız
Biz, Fatih’li yetimleriz
Belki de Biz, Sarıyer’li gençleriz
Ama biz
Biz senin çocuklarınız İstanbul.
N’olur bizi bırakma,
Aşıkların şehri İstanbul
Bırakma !
Bu ikincisi
Orhan Veli’ye
Denizi ilk defa gördüğümde,
Senin sözlerin geldi aklıma,
Şaşırma demiştin.Aylardan Nisan’dı.
Deliler gibi aşıktım,
Şiir yazıyordum tipki senin gibi…Hala, onu gördüğümde…
Gelecek diyorum kendi kendime,
Hem de öyle bir havada gelecek ki
Vazgeçmek mümkün olmayacak.Biliyorum, ne zaman güneş dogmadan,
Kalkmış olsan,
Duygulu olsan,
Ağlıyor olsan,
Hissediyorum gözyaşlarını,
Silmek geliyor içimden.Denizi seviyorum,
Deniz özgürlüktür.
Hayat zor mu geliyor,
Biri kafanı mı bozdu,
Akşam ekmek mi alınacak;
Paran mı yok!
Ayakkabın mı yırtılmış,
Yıllardır giydiğin, pantalonun mu eskimiş ?
Boş ver, yanlızca bir deniz düşle.(ve) Bırak,
Karınca ne kadar ses çıkartırsa çıkartsın,
yiyecek taşırken yuvasina.
Bırak taşın ağaçta kalsın,
Bırak İstanbul’u kim dinlerse dinlesin.
Burda herşeyi anlatabilirsin.
Epeyce yakınsın
Alnının sıcaklığını
Kalbinin atışlarını duyabiliyorum,
mısralarında,
Bırak onlar anlamasın.
Ben anlıyorum ya yetmez mi !?
Bu da sonuncusu
Karanlık, Mavi ve Deniz
Karanlık siyah olmak zorunda,
Mavi olsaydı deniz olurdu
Deniz olsaydi güzel olurdu
…
Karanlık siyah olmak zorunda…
hepi topu bu işte




Altın Klavye Blog Ödülleri: http://www.altinklavye.com/2010/03/altn-klavye-hakknda.html
şiirler süpermiş gerçekten de, yüreğinize sağlık.
umarım yarışmadan da güzel bir derece alır, eşinizi mutlu edersiniz
saygılar
Hocam neden aylardır hiç yazmıyorsun ?
Düğün hazırlıkları ile ilgili anılarını paylaştığında bu siteye tutulmuştum daha sonra geriye doğru neredeyse tüm yazılarını okudum ama artık yenileri gerek.
Sağlıcakla