<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gomleksizoglu.com &#187; Ben</title>
	<atom:link href="http://gomleksizoglu.com/category/ben/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://gomleksizoglu.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 09:28:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Klub Karaoke deneyimi</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2010/klub-karaoke-deneyimi/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2010/klub-karaoke-deneyimi/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 29 Jul 2010 09:28:15 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/?p=589</guid>
		<description><![CDATA[Geçen hafta yaşadığım sansür skandalının ardından bir sinirle sitemi kapatmıştım ama daha sonra kız isteme merasimi için benim sitemden yararlanmak isteyen arkadaşımın bilgilere ulaşamaması üzerine sitemi tekrar açmaya karar verdim. Neyse bu açma kapama mevzularını bir kenara bırakarak hemen sizlerle paylaşmak istediğim konuya geleyim. Dün arkadaşlarla taksimde AkSanat&#8217;ın hemen yan sokağında bulunan Klub Karaoke&#8216;ye gittik. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen hafta yaşadığım sansür skandalının ardından bir sinirle sitemi kapatmıştım ama daha sonra kız isteme merasimi için benim sitemden yararlanmak isteyen arkadaşımın bilgilere ulaşamaması üzerine sitemi tekrar açmaya karar verdim. Neyse bu açma kapama mevzularını bir kenara bırakarak hemen sizlerle paylaşmak istediğim konuya geleyim.</p>
<p><a href="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2010/07/kroki.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-590" title="kroki" src="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2010/07/kroki.jpg" alt="" width="243" height="130" /></a>Dün arkadaşlarla taksimde AkSanat&#8217;ın hemen yan sokağında bulunan <a href="http://www.klub-karaoke.com/">Klub Karaoke</a>&#8216;ye gittik. Burası adından da anlaşılacağı üzere bir karaoke klub. Bu mekan 2 katlı ve her katında birer büyük salon, ayrıca özel gruplar içinde özel odaları olan bir yer. Oda olarak sanırım bir büyük (17 kişilik) bir de ufak (10 kişilik) odası var. Bu odaları kullanmak için kişi başı 30 TL ödemeniz gerekiyor. Bu fiyata ilk içkiniz dahil. Odaların minimum ve maksimum kişi sayıları var. Örneğin bizim kiraladığımız ufak oda için (hafta içi) 10 kişilik minimum sınır vardı. Bu sınır haftasonu (cuma dahil) 14 kişiye çıkıyor. Bu durumda çarşamba akşamı 8&#8242;den 11&#8242;e kadar oda kullanım bedeli olarak 10&#215;30 = 300 TL vermeniz gerekiyor. Bu paranın yarısını rezervasyon sırasında diğer yarısını da içeri giriş sırasında yapıyorsunuz. Şirket kendini garantiye almak için girenlerden tek tek para almak yerine bir kişiden kalan paranın tamamını istiyor. Bunun için paraları önceden toplamakta yarar var. İçeride içilen ekstra içkiler için ödeme peşin yapılıyor.</p>
<p><a href="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2010/07/galeri35b.jpg"><img class="alignright size-medium wp-image-593" title="galeri35b" src="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2010/07/galeri35b-200x300.jpg" alt="" width="200" height="300" /></a>İçeriye girerken kapıda iki tane iri body guard sizi bekliyor oluyor. Ben klub&#8217;ın kapısına geldiğimde biraz tırstım açıkcası. Rezervasyon falan derken paraları ödeyip girdik içeri. Küçük oda hemen kapıdan girişte sol tarafta. Oda cidden ufak bir yer ama 10 kişi rahat sığabiliyor. Bu odanın maksimum kapasitesi 17 kişiymiş ama 17 kişi olunduğunda oda ufak gelecektir. Oda içinde ufak sayılabilecek bir LCD ekran, köşede bir bilgisayar, ortada bir masa ve çevresinde dönen bir koltuk ve tabureler bulunuyor.</p>
<p>İçeri girer girmez görevli bilgisayarı nasıl kullanacağınızı anlatıyor. Ben de hemen anlatayım ki meraklı arkadaşlar orada sıkıntı çekmesinler. Şarkı eklemek için &#8220;ESC &#8211; F2 &#8211; ŞARKI NUMARASI &#8211; ENTER &#8211; ENTER&#8221; yapmanız gerekiyor. Çalan şarkıyı geçip bir sonraki şarkıyı başlatmak için &#8220;ESC &#8211; F3 &#8211; 2&#8243; tuşlarına sırayla basmanız gerekiyor. Bunları duvara ufak bir notla yazsalarmış iyi olurmuş. Şarkı listesine birden fazla şarkı ekleyebiliyorsunuz ve sıradaki 6 şarkının adı ekranda sürekli duruyor. Bu şekilde herkes söylemek istediği şarkıyı sıraya koyuyor ve sırası gelince kalkıp söylüyor.</p>
<p>Bilgisayara bağlı 2 tane mikrofonla şarkıları söyleyebiliyorsunuz. Elinizle mikrofonun yanlarını kapatıp, mikrofonu da ağzınıza dayarsanız epey yüksek bir ses elde edebiliyorsunuz. Yoksa türk sanat müziği şarkıcısı gibi mikrofonu uzak tutarsanız pek bir sesiniz çıkmıyor. Hoş ses kalitesi kötü olduğu için ne kadar az ses çıkartırsanız o kadar iyi olabilir. Şarkı sayısı olarak çok idealı bir yer. Yaklaşık 1000 tane Türkçe şarkı hazırlamak kolay iş değil amaaaa şarkıların kalitesi kötü. Sanki piyanis şantör bir amca orgla çalıyormuş izlenimi var. Hoş orada kimsenin süper bir sesi olmadığı için süper bir şarkı beklentisi içinde olunmuyor. Şarkı listesinin bir kısmını <a href="http://www.klub-karaoke.com/songlist/klub_karaoke_list_a_foreign.php">bu adreste</a> bulabilirsiniz. Gerçekte bu listedekilerde çok daha fazlası mevcut. Gitmeden önce en azından beğendiğiniz şarkılardan ufak bir liste yaparsanız gittiğinizde şarkı aramak zorunda kalmazsınız.</p>
<p>Tek başına şarkı söylemek hem biraz kastırıcı hem de sıkıcı olduğu için biz kızlar erkekler şeklinde iki grup olarak şarkıları söyledik. Şarkıları normal bir sesle söylemek yerine genelde gaza gelip dana gibi bağıra bağıra söylüyorsunuz. Tabi bu da bir süre sonra sesin çatallaşması ve detoneliğin sınırlarına doğru ilerlemenize neden oluyor. Bir defa bağırmaya başladıktan sonra da insani bir ses tonuna inemediğiniz için dinleyenlere ızdırap dolu dakikalar yaşatıyorsunuz. Şimdiden söyleyeyim çok gaza gelmemekte yarar var.</p>
<p><a href="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2010/07/galeri32b.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-592" title="galeri32b" src="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2010/07/galeri32b-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Büyük salonda söylemek istediğiniz şarkıyı DJ&#8217;e verip, seçtiğiniz şarkı çalmaya başladığında, sahneye gelip şarkınızı söylüyorsunuz. Bu sahneye geliş, hazırlık sırada şarkıların başındaki uzuuun intro çalıyor. Bu nedenle şarkıların başındaki introlar çok uzun tutulmuş. Büyük salon için güzel birşey olmasına rağmen, ufak oda için çok kullanışlı değil. Bizim ufacık odada sahneye geçmemiz zaten 10 sn sürüyor. Ondan sonra 1 dk&#8217;ya yakın intronun bitmesini bekliyorsunuz. Biraz sıkıcı olmakla birlikte bu süre içinde elinizdeki mikrofonlar çeşitli şaklabanlıklar yapabiliyorsunuz. Biz ara ara hayko gibi bağırmak olsun, ağzımızla ritim yapmak olsun, &#8220;ooo bilmemne hanımlarda buradaymış&#8221; gibi anonslar yapmak olsun epey eğlendik <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Ertesi gün ses telleri ve boğazınızdaki kaşınma dışında çok eğlenceli bir akşamdı diyebilirim. 3 saatin hangi arada bittiğini anlamadık bile. 10 kişilik bir grup oluşturabiliyorsanız özel odalara geçmenizi tavsiye ederim. Aksi takdirde büyük salon da çarşamba günü olmasına rağmen epey dolu ve hareketliydi. Orada da çok eğleneceğinizi tahmin ediyorum. Herkese tavsiye ederim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2010/klub-karaoke-deneyimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Şehirfırsatı ile Sortie &#8211; Cafe de Paris deneyimi</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2010/evlilik-yildonumu-ve-sehirfirsati-ile-sortie-cafe-de-paris-deneyimi/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2010/evlilik-yildonumu-ve-sehirfirsati-ile-sortie-cafe-de-paris-deneyimi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jul 2010 21:28:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/?p=572</guid>
		<description><![CDATA[Eveeeet ne kadar zaman oldu yazmayalı bilmiyorum. En son yazdığım şiirli yazıdan sonra bloğumu duygusal bir blog tadında bırakmıştım. Hemen merak edenlere söyleyeyim şiir yarışmasını kazanamadım. Hoş o yarışmayı kimse kazanamadı. Açıklama olarak birinci olabilecek kimseyi bulamadık hede hödö diyip herkese mansiyon ödülüne benzer bir ödül verdiler. Ama ben size gerçek sebebi söyleyeyim jürideki zamanı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eveeeet ne kadar zaman oldu yazmayalı bilmiyorum. En son yazdığım şiirli yazıdan sonra bloğumu duygusal bir blog tadında bırakmıştım. Hemen merak edenlere söyleyeyim şiir yarışmasını kazanamadım. Hoş o yarışmayı kimse kazanamadı. Açıklama olarak birinci olabilecek kimseyi bulamadık hede hödö diyip herkese mansiyon ödülüne benzer bir ödül verdiler. Ama ben size gerçek sebebi söyleyeyim jürideki zamanı kısıtlı hocalar iki bin küsür şiiri okuyacak vakti bulamayınca madem hepsini okumadık o zaman okuduklarımıza eşit bir puan verelim diye vicdanlarını rahatlattıklarını düşünüyorum. Eğer bir yarışma yaptıysan yarışanlar içinde bir birinci seçmen lazım. Yoksa tüm Türk edebiyatını da yarışmaya katarsan, birinciliği türk edebiyatı içinde hak edene verip birincilik ödülünü de varislerine vermen lazım. Yok öyle yağma. Ödülümü verin. Ben o paraylan yemeğe çıkacaktım.</p>
<p><a href="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2010/07/sortie_istanbul_4.jpg"><img class="size-medium wp-image-576 alignright" title="sortie_istanbul_4" src="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2010/07/sortie_istanbul_4-300x249.jpg" alt="" width="300" height="249" /></a>Fırsat düşkünü ve harcıyacak kadar parası olan concon bir kişi olarak güzel bir yerde yemek yiyelim dedim. Ardın da <a href="http://sehirfirsati.com" target="_blank">sehirfirsati.com</a> adresinde yayınlanan bir firsattan yararlanarak Sortie &#8211; içindeki Cafe de Paris (pağri diye okunuyor) adlı yerden 2 kişilik indirim kuponu aldırdım (ben almadım alanı da söylemem). Bilmeyenler için sehirfirsati.com&#8217;u kısaca açıklayayım. Bu site belli şehirlerde bazı firmalar ile anlaşarak fırsat düşkünlerine çeşitli fırsatlar sunuyor. Örneğin bizim aldığımız Cade de Paris (pağrii diye okunuyo) restoranında 110 TL&#8217;lik yemeği 50 TL&#8217;ye almanızı sağlıyor. Böylece 50 TL vererek bu mekana gidip orada size sunulan menüyü yiyebiliyorsunuz. Yalnız cumartesi günleri gidemiyorsunuz ve gitmeden önce rezervasyon yapmanız gerekiyor.Bir de fırsatların gerçekleşmesi için belli bir sayının üstünde başvuru yapılmış olması gerekiyor. O sayıya ulaşılamazsa fırsattan kimse yararlanamıyor. Hoş bu sortie fırsatını 1500 kişi almıştı, o konuda bir sıkıntı çıkacağını sanmıyorum. Ayrıca fırsatları satınaldıktan bir gün sonra kullanmaya başlıyorsunuz.</p>
<p>Bugün rezervasyonumu yaptırıp gittim. Bu restorana gitmek için önce Sortie&#8217;ye girmeniz gerekiyor. Sortie dedikleri yer ortaköy&#8217;ü geçtikten sonra 800 metre ileride sağda bir yer. Önünde araba için vale hizmeti olmasına rağmen biz ne kadar ücret alacaklarını bilemediğim için arabayı ortaköy çıkışında bir otoparka koyarak 800 metre kadar yürüdüm. (evet cimriyim <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ) Neyse bu sortie dedikleri yer, içinde birsürü restoranın olduğu bir yer. Denize sıfır olduğu için tüm restoranlarda çok güzel bir manzara var. İçeri girerken rezervasyon istiyorlar. Rezervasyon olmazsa para da alıyor olabilirler. Ayrıca içeride orta kısımda bir pist var sanırım. Biz akşam 7&#8242;de gidip 9:30&#8242;da çıktığımız için orta kısmın pist olup olmadığını bilmiyoruz.</p>
<p><img src="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2010/07/sortie.png" alt="" width="335" height="255" align="left" />Cafe De Paris içeri girdikten sonra sol tarafta ağaçların altında bir yer. (resimde yol tarifi yaptım) Restoranda toplasan 30-35 kişilik yer var ve bizim gittiğim gece tüm masalar dolu ve sadece 1 masa şehir fırsatı dışında gelmişti. Onun dışında gelen herkes şehrin fırsatçılarıydı. Paris maris demişler ama değiştirilebilir kağıt masa örtüleri kullanan bir mekandı. Her daim fix bir menüsü olan bir yermiş. Ben gittiğimde de aynı menü vardı; önden salata, sonrasında et veya tavuk ve yanından kırmızı şarap, zaman zaman ortada dolaşan kızarmış patates (sınırsız deniyor) ve en son olarak da dondurma veya parfe. Etlerin sosu güzeldi, hatta çok güzeldi. Manzara güzel olmasa veya başka bir yerde olsa 15 gün içinde batabilecek potansiyele sahip bir restoran aslında. Şehir fırsatı ile anlaşarak çok mantıklı bir iş yapmışlar. En son tüm menü bittikten sonra masaya hesabı getiriyorlar. Hemen korkmayın hesap 0 TL olarak kesilmiş. Ufak bir bahşiş vererek günü sonlandırabiliyorsunuz.</p>
<p><a href="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2010/07/sortie_ara1.jpg"><img class="size-medium wp-image-577 alignright" title="sortie_ara1" src="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2010/07/sortie_ara1-300x199.jpg" alt="" width="300" height="199" /></a>Sortie&#8217;den dışarı çıkarken görevli, &#8220;araba var mıydı&#8221; diye soruyor yok diyince taksi çağırayım diyor. Adama arabayı 800 metre ilerde bıraktım diyemediğiniz için kapı önünde parketmiş lüks arabaların içinden otobüs durağı ararmışcasına süzülüp gidiyorsunuz.</p>
<p>Son ana kadar sehir fırsatının bir pisliği çıkacağını düşündüm ama beklediğim gibi olmadı. Sortie gibi yerleri çok sevmesem da özel bir günde gelinebilecek bir yer. Biz gittik, pişman değilim.</p>
<p>Not: Bu yazıyı bu üçüncü değiştirişim. Yazıyı sanki sadece kendim gitmişim gibi değiştirmeye çalıştım ama gözümden kaçan yerler olmuş olabilir.  Yalnız yapılmamış birşeyi bencilce tek başıma yapmışım gibi yazmak benim tarzım değil ama elim mahkum artık.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2010/evlilik-yildonumu-ve-sehirfirsati-ile-sortie-cafe-de-paris-deneyimi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kaybolan Şiirler</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2010/kaybolan-siirler/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2010/kaybolan-siirler/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 18 Mar 2010 14:17:21 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Şiir]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/2010/kaybolan-siirler/</guid>
		<description><![CDATA[Bugün ümraniye belediyesinin bir şiir yarışması olduğunu duyunca hemen yıllar önce yazdığım şiirlerimden biri ile yarışmaya katılayım, kazanırsam eşime hediye alırım dedim. Ama aradım taradım şiirlerimi bulamadım. Sonra epey bir kasmadan sonra internetın gizli saklı bir köşesinde şiirlerime ulaşabildim. Hazır bulmuşken bir daha kaybetmeyeyim diye şiirleri bir de buraya yazayım dedim. Bu birincisi BIRAKMA BİZİ [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün ümraniye belediyesinin bir şiir yarışması olduğunu duyunca hemen yıllar önce yazdığım şiirlerimden biri ile yarışmaya katılayım, kazanırsam eşime hediye alırım dedim. Ama aradım taradım şiirlerimi bulamadım. Sonra epey bir kasmadan sonra internetın gizli saklı bir köşesinde şiirlerime ulaşabildim. Hazır bulmuşken bir daha kaybetmeyeyim diye şiirleri bir de buraya yazayım dedim.</p>
<p>Bu birincisi</p>
<blockquote>
<h1>BIRAKMA BİZİ</h1>
<p>İstanbul Yaşlanmışsın,<br />
Rüzgar saçlarını götürmüyor artık,<br />
Kendini ölüme bırakmış, ağlıyorsun.<br />
Bizlerde ağlıyoruz.<br />
Konstantinin şehri,<br />
Fatih&#8217;e kucak açan İstanbul<br />
Ölüyor mu yoksa ?<br />
Ölüyor musun İstanbul,<br />
Bizi bırakıyor musun.</p>
<p>Senin kurtulacağını bilsem,<br />
Sana ruhumu bile verirdim ama,<br />
Gözlerimi vermezdim<br />
Çünkü bilirim ki gözlerim,<br />
Seni gördükçe gözlerim beni yeniden yaratacak.</p>
<p>Belki bir rüyadayız.<br />
Fatih&#8217;in rüyasındayız belki de<br />
Sabah olacak ve her şey düzelecek.</p>
<p>İşte o zaman,<br />
Çıkacağım Çamlıca&#8217;ya<br />
Çamlıca&#8217;nın en yüksek yerine<br />
SENİ SEVİYORUM diye bağıracağım, İstanbul<br />
Dağları taşları yırtarcasına bağıracağım,<br />
İstanbul</p>
<p>N&#8217;olur bizi bırakma İstanbul<br />
Kadıköy&#8217;ü, Levent&#8217;i, Taksim&#8217;i Beyazıt&#8217;ı &#8230;<br />
Bizleri bırakma İstanbul,</p>
<p>Belki biz Kadıköy&#8217;lu efendileriz<br />
Biz, Beyazıt esnafıyız<br />
Biz, Fatih&#8217;li yetimleriz<br />
Belki de Biz, Sarıyer&#8217;li gençleriz<br />
Ama biz<br />
Biz senin çocuklarınız İstanbul.<br />
N&#8217;olur bizi bırakma,<br />
Aşıkların şehri İstanbul<br />
Bırakma !</p></blockquote>
<p>Bu ikincisi</p>
<blockquote>
<h1>Orhan Veli&#8217;ye</h1>
<p>Denizi ilk defa gördüğümde,<br />
Senin sözlerin geldi aklıma,<br />
Şaşırma demiştin.</p>
<p>Aylardan Nisan&#8217;dı.<br />
Deliler gibi aşıktım,<br />
Şiir yazıyordum tipki senin gibi…</p>
<p>Hala, onu gördüğümde…<br />
Gelecek diyorum kendi kendime,<br />
Hem de öyle bir havada gelecek ki<br />
Vazgeçmek mümkün olmayacak.</p>
<p>Biliyorum, ne zaman güneş dogmadan,<br />
Kalkmış olsan,<br />
Duygulu olsan,<br />
Ağlıyor olsan,<br />
Hissediyorum gözyaşlarını,<br />
Silmek geliyor içimden.</p>
<p>Denizi seviyorum,<br />
Deniz özgürlüktür.<br />
Hayat zor mu geliyor,<br />
Biri kafanı mı bozdu,<br />
Akşam ekmek mi alınacak;<br />
Paran mı yok!<br />
Ayakkabın mı yırtılmış,<br />
Yıllardır giydiğin, pantalonun mu eskimiş ?<br />
Boş ver, yanlızca bir deniz düşle.</p>
<p>(ve) Bırak,<br />
Karınca ne kadar ses çıkartırsa çıkartsın,<br />
yiyecek taşırken yuvasina.<br />
Bırak taşın ağaçta kalsın,<br />
Bırak İstanbul&#8217;u kim dinlerse dinlesin.<br />
Burda herşeyi anlatabilirsin.<br />
Epeyce yakınsın<br />
Alnının sıcaklığını<br />
Kalbinin atışlarını duyabiliyorum,<br />
mısralarında,<br />
Bırak onlar anlamasın.<br />
Ben anlıyorum ya yetmez mi !?</p></blockquote>
<p>Bu da sonuncusu</p>
<blockquote>
<h1>Karanlık, Mavi ve Deniz</h1>
<p>Karanlık siyah olmak zorunda,<br />
Mavi olsaydı deniz olurdu<br />
Deniz olsaydi güzel olurdu<br />
&#8230;<br />
Karanlık siyah olmak zorunda&#8230;</p></blockquote>
<p>hepi topu bu işte <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2010/kaybolan-siirler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Uzak</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2010/uzak/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2010/uzak/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 01 Mar 2010 22:58:40 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/2010/uzak/</guid>
		<description><![CDATA[Geçen gün 31. yaşıma girdim. Artık kendimi yaşlı hissetmek için geçerli bir sebebim var. 35 yaşıma geldiğimde ortasında olacak mıyım, yoksa yeditepe istanbul dizisindeki emre kınay&#8217;ın dediği gibi kenarında mı olacağım bilmiyorum ama şu anda hayatımı tarif eden tek kelime &#8220;uzak&#8221;, herşeye çok uzağım veya kendimi uzak hissediyorum. Hayatıma, gençliğime, yıldızlara, evime, karıma herşeye uzağım. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Geçen gün 31. yaşıma girdim. Artık kendimi yaşlı hissetmek için geçerli bir sebebim var. 35 yaşıma geldiğimde ortasında olacak mıyım, yoksa yeditepe istanbul dizisindeki emre kınay&#8217;ın dediği gibi kenarında mı olacağım bilmiyorum ama şu anda hayatımı tarif eden tek kelime &#8220;uzak&#8221;, herşeye çok uzağım veya kendimi uzak hissediyorum. Hayatıma, gençliğime, yıldızlara, evime, karıma herşeye uzağım. Bir tek günün 18 saati durdu mu kalktı mı diye baktığım SDPx server&#8217;ına yakınım.</p>
<p>Nazım Hikmet&#8217;in memleket mi yıldızlar mı gençliğim mi daha uzak dediği yerdeyim. Hatta onun bunları söylediği yerden daha güzel bir yerde, daha güzel bir yaştayım ama hepsine onun kadar uzağım.</p>
<p>31. yaşım vatana millete hayırlı uğurlu olsun.</p>
<ul>
<li>Yaşlandıkça önceden ufak olsun basit olsun, işlevli olsun diye düşündüğüm şeyler yerine, gösterişli olsun, karizmatik olsun gibi düşünceler aldı. Doğum günümden 1 gün öncesine kadar Hyundai Getz benim için ideal bir arabayken şimdi koca adam olduk getz&#8217;e mi binecem modundayım. Azaldıkça değerleniyor hayatım. Deniz gören bir ev istiyorum, Sarışın kepçe kulaklı bir kızım, dişlek bir oğlum olsun istiyorum.</li>
<li>Geçen belarusta arkadaşlarla bir konsere gittik. Konser dediğime bakmayın tiyatro salonundaki pop müzik konsere ne denirse öyle bir konserdi. Klasik müzik konseri gibi izledik. Konserde bir terbiyesizlik yapıp adamın korsan mp3&#8242;lerini internetten indirdim. Hatta abartım önce Türkiye&#8217;deki evdeki bilgisayara bağlanıp download&#8217;u o bilgisayara yaptım. Dinlemek için yapmadım, çünkü şarkılarını beğenmedim ama pislik olsun <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </li>
<li>Eurovizyonda eğer belarus&#8217;un grubunun söyleyeceği şarkı için oylama yaparlarsa önce en kötü şarkıya oy verip eurovizyona kötü bir şarkıyla gitmelerini destekleyip daha sonra yarışmada Türkiye&#8217;ye oy verip 2 defa pislik yapmış olacağım.</li>
<li>Neden mi Belarus&#8217;a pislik yapıyorum, çünkü ben ne zaman &#8220;aha bahar geldi, kış bitti artık olm&#8221; desem peşinden lapa lapa kar yağıyor. Cemre düştü dedik anlatamadık. Elimi &#8220;canım abicim&#8221; der gibi yapıp cemre düştü hadi ısın canım abicim diyorum akşamları ama inadına yapar gibi sabah karla uyanıyorum. Ben kendimi baharın gelmesine o kadar alıştırdım ki geceleri camı sonuna kadar açıyorum, içliği falan çıkarttım, atkı bile takmıyorum. Bir iki dün böyle devam edip üşüdüğümü anlayınca atkı ve şapkamı yanıma almaya başladım. İnadına cam açık yatmaya devam ediyorum. Hoş aslında inattan çok temiz hava ile yorgan altında bebekler gibi uyuyorum. Ama bu olayın en zor yanı yataktan çıkmak. Çünkü sabah ayazında yorganın altında kolumu çıkarttığımda kolum soğuktan yanmaya başlıyor. Bunun da çözümünü buldum gibi. Yataktan yılan gibi çıkıp hızla camı kapatıp odadan şimşek hızıyla salona atıyorum kendimi. Salon yatak odasına göre çok daha sıcak olduğu için bir anda kendime geliyorum.</li>
<li>Uydu antenime nazar deydi. Belki cemre benim antene düşmüştür, çünkü artık hiç bir kanalı çekmiyor. Bir anda oldu. 3 gündür rus kanallarını izliyorum ama pek keyif almıyorum. İnsan türkçe birşeyler arıyor.</li>
<li>Evdeki 256 K&#8217;lık internetimle yabancı dizileri izlemeye çalışıyorum. Çalışıyorum diyorum çünkü cidden çalışıyorum. 15 dk bekle 5 dk izle şeklinde ilerliyor izleyişlerim. Ben bu hallere düşecek adam mıydım. 31 yaşıma geldim halen 256 K internet ile sürünüyorum. Türkiyede 10 MBit internet var burada 256 K. Adaletin bu mu belarus.</li>
<li>Bizim burada bahar geldi dediğimizde yağan kar istanbulda kara kışta yağmamıştır. Neymiş efendim bahar gelmiş. Cemrenin rusçası neyse artık onun düşmesini bekliyoruz.</li>
<li>Ağrı diye kent olması ne garip di mi? Ağrı, sızı gibi. Ağrı dağı da ilginçmiş. Hüzün diye de bir şehir olsa ya. Memleket nire diye soranlara &#8220;Hüzünlüyüm&#8221; derdim <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  &#8220;Ağrılıyım&#8221; çok olmuyor. Çünkü ağrılı olan bir insan ağrım var diyor genelde. &#8220;Hüzünlüyüm&#8221; güzel bence. Buradan yetkililere sesleniyorum. Ama uzak olduğum için kimse duymayacak.</li>
<li>Ucuz rus şampanyalarından aldım ama mantarını patlatmaya korktuğum için epeydir duruyor dolapta. Aslında öyle devasa bir patlaması olmuyor ama şişeyi görünce mantar patlayacak yüzüme gözüme gelecekmiş gibi hayallere dalıyorum.</li>
<li>Orhan Veri biraz daha yaşasaymış Ümit Yaşar Oğuzcan kadar iyi bir şair olurmuş diye bir cümle kurmak istiyorum. Ben ki Orhan Veli şiirlerini çok seven biriyim, Ümit Yaşar&#8217;ın Orhan Veliden çok daha iyi olduğunu düşünüyorum. Aslında çok daha iyi demeyelim. Biri kısacık hayatında bomba gibi şiirler yazmış, biri uzun ömründe bir sürü şiir yazmış ve içindeki bomba gibi şiirler Orhan Veli&#8217;nin toplam bomba gibi şiir sayısından çok daha fazla.</li>
<li>Can yücel&#8217;in maillerde gelen şiirleri dışında nasıl şiirleri var diye gittim 2 tane kitabını aldım. Ya şiirler tırt, ya da ben o şiirleri okuyamıyacak kadar tırtım. Hoş adamın kendi sesinden şiirlerini de dinledim ama pek bir kıpırtı olmadı içimde. Şimdi böyle dedim diye mail forward eden adamlar beni topa tutabilirler ama öyle gözüm kapalı ahkam kesmiyorum. Aldım şiir kitabını okudum. Ama yok yani. Napayım. Aynı duyguları Özdemir Asaf için de besliyorum. Olmamış kusura bakmayın. Tüm şiirlerini okudun mu, yok okumadım ama belki klasik olacak ama okuduklarım bana yetti diyecem. Hoş Can Yücel&#8217;i okumaya devam ederim ama Ümit Yaşar gibi bir şairin kitabı varken neden Can Yücel okuyayım ki. Hoş Ümit Yaşarın da tırt şiirleri var ama 10 yüz bin tane şiirden illaki güzel olan 1 tane bulabiliyor insan. Okuduğum her 10 şiirden en az 2 tanesini beğeniyorum. Beğendiğim şiirlerin sayfalarının kenarlarını kıvırıyorum. Artık kıvrık sayfalardan kitapın kenarları iyice kalınlaştı.</li>
<li><img src="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2010/03/Ulvi.jpg" alt="" width="306" height="229" align="right" />Ben herşeyden biraz bilen adamım. Hiçbirşeyi derinlemesine öğrenmeden hep neyi nerden yapabileceğimi bilerek, gerektiğinde kasa kasa yapan biriyim. Bir de bilmediğim birşeyi böyledir diyemem, böyle olabilir, sanırım böyle, büyük olasılıkla böyle ama bir bakalım, dur ben bi bakayım gibi yuvarlak kelimeler söylerim. Yoksa evet öyledir de gitsin, sonra değilmiş dersin di mi.</li>
<li>Spartacus diye bir dizi izlemeye başladım. Pek kanlı bir dizi. Ama güzel. Konu bildik, asker köle oluyor, gladyatör oluyor falan.</li>
<li>Geçen konsere gittik dedim ya, şarkı söyleyen adam Geniş ailedeki ulviye benziyordu. Ki ulvi çok ezik bir karakterdi, adamın yaptığı hareketleri ulvi karakterine yakıştıramadım. Buradan KanalD&#8217;yi de kınıyorum ama malumunuz uzaktayım.</li>
<li>Bizim şirkette işe yeni girenlerin isimlerini google&#8217;dan aratıp kimmiş neymiş bakıyorum. Uzaktayım ama halen meraklıyım.</li>
<li>Wii&#8217;ye Divx player kurdum, televizyonda film izliyorum. Kumandayı bilgisayarın yanına koyarken yanlışlıkla pause tuşuna basmışım. Tam da adamın düşünceli olduğu bir sahneye gelmiş, öyle 1-2 dk bekledim adam düşüncesini bitirsin de filme devam etsin diye.</li>
<li>Buradan uzaktaki akrabalarıma sevgi ve saygılarımı iletiyorum. Karımın da yanaklarından öpüyorum.</li>
<li>Arabalara bakarken arkadaş 2 kişilik spor bir araba gösterdi, bir defa yolda görmüş ağzım acık bakmıştım, şimdi alabileceğim bir fiyatta olduğunu görünce yine ağzımın suyu aktı ama 31 yaşına gelmiş adamın böyle bir araba alması bizde hoş karşılanmaz. 30&#8242;undan sonra azdı derler valla. Hoş o laf kırkından sonra azdı şeklinde sanırım. Yani bu yaşta azarsam kimse birşey demez.</li>
<li>Makarna yer yatarım ne acı bir laftır. Bu aralar çok kullanıyorum. Arkadaş soruyor doğum gününü nerde kutlayacaksın diye, yok diyorum evde makarna yapacam bu akşam, makarnamı yer yatarım muhtemelen. Cidden böyle biri olsaydım acırdım kendime, o ben daha kötü bir haldeyim makarna yiyip yatmak yerine ekmek arası eski kaşar koyup onu yiyorum. Makarna yine sıcak yemek, ekmek arası eski kaşar ne ya. Öğrenci evinden beter oldum valla. Ekmek arası eski kaşar, gazoz niyetine de gazı kaçmış şampanya, son kullanma tarihi geçmiş havyar eşliğinde.</li>
<li>Memleket mi, yıldızlar mı, gençliğim mi daha uzak? cevap veriyorum yıldızlar. Hoş yıldızlara birşekilde gidebilirsin, memlekete de gidebilirsin ama gençliğine gidemezsin. O zaman gençliğim diyorum. Ama mesela memlekete girmene izin vermeseler ve sen kanunlara saygılı biri olsan, o durumda yıldızlarda memleketten daha erişilebilir, yani bir nevi yakın olur.</li>
<li>Bir de başka bir şairin bir şiiri varmış. Gavur göklerde, gavur yıldızlar çıkar gibi birşey. İşte ben o gavur yıldızlara da çok uzağım.</li>
<li>Aha bu da o şarkıcının resimi, allaşkına siz söyleyin benzemiyor mu? Kanal D, sana soruyorum, benzemiyor mu?</li>
</ul>
<p><img src="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2010/03/brainstorm.jpg" alt="" /></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2010/uzak/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>6</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Borçları temizliyorum</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2010/borclari-temizliyorum/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2010/borclari-temizliyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 00:20:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Takıntılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/?p=556</guid>
		<description><![CDATA[Bu başlığı atarken biraz düşündüm açıkcası. Çünkü sadece başlığı okuyan tanıdığım biri &#8220;aaa borcu varmış&#8221; falan der dedim ama zaten yazının ilk cümlesini bile okumadan yorum yapacak bir tanıdığım varsa acısın Hoş bu ilk cümleyi okuduktan sonra &#8220;borcu yokmuş borç isteyeyim&#8221; diye düşünen varsa o da çok heveslenmesin. Neyse, televizyonun sesini kısıp hemen konuma dönüyorum. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu başlığı atarken biraz düşündüm açıkcası. Çünkü sadece başlığı okuyan tanıdığım biri &#8220;aaa borcu varmış&#8221; falan der dedim ama zaten yazının ilk cümlesini bile okumadan yorum yapacak bir tanıdığım varsa acısın <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Hoş bu ilk cümleyi okuduktan sonra &#8220;borcu yokmuş borç isteyeyim&#8221; diye düşünen varsa o da çok heveslenmesin.</p>
<p>Neyse, televizyonun sesini kısıp hemen konuma dönüyorum. Şimdi efendim benim Aylin&#8217;e 12 TL borcum var. Tam 12 olmayabilir. 10 TL&#8217;de olabilir emin değilim. Hoş şimdiye kadar arayıp sıkıştırmadı, sağolsun. Ama bu borçla da yaşamak istemiyorum. Aynı şekilde Irem&#8217;e de borcum var. Leman&#8217;a var mı emin değilim, ama Özlem&#8217;e de biraz var sanırım. Eşim Özlem&#8217;e değil(hoş eşime de dini nikah sırasında katekulliye gelip yüklüce borçlandım ya, neyse. Ona az bile <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ). Buradan benim kızlardan ufak ufak para tırtıkladığımı düşünenleri eshefle kınıyorum. Ayrıca bu kadar kızla münasebetim olmasına da tepki verenleri de kınıyorum. Anlayıp dinlemeden yorum yapmayalım lütfen.</p>
<p><img src="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2010/02/oldfloppydisk1905.jpg" alt="Alakasız resim" align="right" />Hemen geyiği bırakıp bu borçlu olduğum kişilerin, Aylin Aslım, Özlem Tekin, Leman Sam ve İrem (soyismini bilmiyorum, hayalet sevgilimi söyleyen kız işte) olduğunu söyliyeyim. Ben bunların albümlerini çekmiştim teee bir zamanlar, onunçin kendilerine borçlu hissediyorum.Hoş hepi topu bu kadarcık mı mp3 çektin derseniz, elbette bu kadar değil ama Türklerde sevip dinlediklerim bu kadar. Gerisi meraktan çekip sonra unutup gittiğim şarkılar.</p>
<p>Benim korsan mp3 olayındaki dürüstlük anlayışım şu şekilde. Ben öyle radyo dinleyen biri değilim, hoş burada türk radyolarını dinlemek için şirketin band genişliğini sömürmek gerekiyor. Hoş sömüren arkadaşlar var ama zaten yavaş olan interneti daha yavaşlatmanın anlamı yok. Hele mesai saatleri içinde, di mi Rahim <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Neyse, ben ordan burdan rasgele dinleyip beğendiğim bir şarkı olunca acaba bu sanatçının başka şarkıları da güzel midir diyerek mp3&#8242;lerini çekiyorum. Sonra 1-2 hafta şarkıları dinleyip beğenip beğenmediğime karar veriyorum. Mesela Aylin Aslım örneğinde o şekilde oldu. Okan Bayülgen&#8217;in programında gördüm ve şarkılarını beğendim. Hoş aslında kızın izleyici sözlükçü çocuklara verdiği cevaplar hoşuma gitmişti. Alla Allah dedim. Bir çekelim dinleyelim. Hemen türk torrent sitelerinden ufak bir aramayla mp3&#8242;leri indirdim. Cep telefonuma koydum ve dinledim. Başlarda ehh işte diyordum ama sonra hoşuma gitmeye başladı. Dün yine okan bayülgen&#8217;de görünce heh dedim benim bu kıza borcum vardı. Hoş ödemiş değilim ama borcum borç.</p>
<p>Aynı şekilde İrem&#8217;in de Hayalet Sevgilim albümü de en çok dinlediğim albümlerden biri. Çok güzel mi tartışılır ama eski şirkette çalışırken akşam çalışmak zorunda kaldığım zaman hayalet sevgilim şarkısını döndüre döndüre dinliyordum. Şimdiii, müzik zevkimi hayalet sevgilimle sınırlamak istemiyorum. Jaz dinlerim, klasik müzik dinlerim <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Entelim dantelim <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Hayalet sevgilim bana terapi müziği gibi geliyor. Onu dinlerken daha kolay kod yazabiliyorum. Onun için İrem&#8217;e de o albümü için borçluyum.</p>
<p>Leman Sam&#8217;a borçlu muyum bilmiyorum. Onun da şarkılarını geçen indirdim ama o şarkıları Leman Sam kimmiş tanımak için indirdim.(Leman Sam&#8217;la Zuhal Olcay&#8217;ı karıştıran biri olarak o mp3&#8242;leri çekmek zorundaydım <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ) Eğitim amaçlı diyebiliriz. Şarkıları güzel, hatta 1-2 şarkısını sevdiğim şarkılar kategorisine aldım ama o kadar çok şarkı için borçlanmak yerine dinlememeyi tercih ederim. Bir de çok eski şarkıları yıllar sonra çekince borçlanma olmaması lazım bence. Sonuçta o şarkılardan şu anda bir gelir beklentisi olmaması lazım. Onun için Leman kusura bakmasın, borçluysam da ödemeyeceğim. Hoş borçluysam illaki bir şekilde öderim ya, para ile ödemeyi düşünmüyorum en azından. Bir şekilde çıkar aheste aheste.</p>
<p>Özlem Tekin&#8217;in de çok şarkısını dinlemişimdir. Ödemeye kalksam altından kalkamam onun için kendisiyle eski şarkılarını çok dinlememek kaydıyla bir borç affı yapmayı düşünüyorum. Son albümü için çalışmalarım da devam ediyor. Yine sanırım okan bayülgen&#8217;in programında görmüştüm kendisini. Şarkılarını ve kendisini seviyorum Özlem Tekin&#8217;in. Son albümünü internetten çekip bile bile borçlanmayı kendime yediremedim. Onun için gideyim alayım albümü de içim rahat etsin demiştim.</p>
<p>Önce fan sitelerine girdim, belki nerden satınalabilirim diye bir link vardır diye ama bulamadım. Sonra internette arattım yine çok birşey bulamadım. Bir blog sitesinde CD&#8217;nin alınabileceği bir link buldum, sonra başka bir sitede de mp3 satın alabileceğim bir yer buldum. 12 Şarkı 12 TL demişler. Aynı şekilde CD de aynı fiyat. Yurt dışında olduğum için CD almayayım dedim. mp3 alayım telefonuma koyar mutlu mesut dinlerim dedim. Bu durumda mp3 alacaktım. Sonra dedim, bu adamlar bu mp3&#8242;leri tek tek de satıyorlar. O zaman hepsini almak zorunda değilim. Dedim içlerinden güzellerini seçeyim ucuza gelsin. Demoları dinledim, birşey anlayamadım. İnsanların güzel dediği 3-4 tanesini çeksem belki ben diğerlerini daha çok sevecem diye işgillendim. Dedim tamam hepsini alıyorum. Tam alacaktım, ya dedim bu adamlar şimdi yok yasal mp3 yapacaz, yok kopyalanmasın, yok yazılmasın diye bir sürü atraksiyon yapmışlardır diye içim bir burkuldu. Hemen peşinden de ya dedim 12 TL vereceksem CD alırım. Hem elimde birşey olur, gerekirse arabada da dinlerim dedim. CD&#8217;den mp3 yaparım ben ne olacak ki. Hatta CD alırım, mp3&#8242;ü de internetten çekerim.</p>
<p>CD&#8217;si elimdeyken mp3&#8242;ünü çekmek de yasak mıdır acaba? Bence yasak olmaması lazım. Ayrıca bence mp3&#8242;lerin CD&#8217;den daha ucuz olması lazım. Sonuçta ortada bir CD ve dağıtım masrafı var. Ayrıca satıcının da kazancı var. Ama mp3&#8242;de sadece server maliyeti var, ki korsanlar da aynı maliyeti karşılayabiliyorsa çok büyük sorun olmaması lazım. Tabii satıcını kazancı mp3 satışında da olması lazım ama reklamdan ondan bundan para kazanıp kullanıcıya daha ucuza hizmet vermek mümkün ama nedense kimsenin işine gelmiyor. (bakınız biletix hizmet bedeli)</p>
<p>Şu anda ttnet&#8217;in korsan mp3 çekenleri 2 defa uyaracağı, 3. uyarıda adsl&#8217;lerini kapatacağından bahsediliyor. Çok mümkün olabilecek birşey değil ama şu şekilde yapabilirler, mesela polislerin açtığı emule veya torrent sitelerinden download yapıldığında mp3&#8242;ün indirildiği gerçekten kanıtlanabilir veya internetten doğrudan çekilen mp3 dosyaları varsa dns kayıtlarından ya da proxy kayıtlarından bilgi toplamak da mümkün. Çözüm olarak da şifreli dosyalar çekmek ve güvenilir kaynakları kullanmak da mümkün. Bunun yanında internet trafiğinizi şifrelemek ve tüm işlemler yurt dışından bir yerden yapılıyormuş gibi göstermek de mümkün. Bu durumlarda yapabilecek çok birşeyleri olacağını sanmıyorum. Ama böyle yasaklar koymak, korkutmak yıldırmak yerine müzik yapımcılarının daha radikal yöntemlere gitmeleri gerekiyor bence. Korsan CD ve Korsan DVD olduğu sürece böyle yasakların bir işe yarayacağını sanmıyorum.</p>
<p>Bizim özgürlükçü mail gruplarında bir süredir özgür müzik, açık müzik gibi terimler tartışılıyor. Ücretsiz, herkesin ulaşabileceği müziklerden de para kazanılabilir. Zardanadam yaşayabiliyorsa bu mümkün bence. Ayrıca ben 12 TL olan borcumu doğrudan Aylin Aslım&#8217;a vermek istiyorum. O nereye istiyorsa versin. Şu anda borcumu ödemek istediğimde %15&#8242;i onun cebine girmiyordur eminim. Yıllardır söylerim yine söylüyorum, bu borcum olan elemanlar sitelerinde bağış linkleri koysalar 12 TL değil 20 TL bile veririm.</p>
<p>Son olarak az önce Yonca Lodi&#8217;ye &#8220;Haksızlık Değil mi?&#8221; adlı şarkısı için borçlandığımı üzüntüyle belirtmek istiyorum. Canım ailem dizisinde dinledim, güzel bir şarkı. Bakalım 2 haftam var. Halen borçlanmış sayılmam.</p>
<p>En son olarak <a href="http://www.jamendo.com/en/" target="_blank">http://www.jamendo.com</a> sitesini ziyaret edin diyorum. Free ve Legal müzik sitesi. Dinlemek ve indirmek bedava, ama bir yerde kullanacaksanız izin almanız veya parasını ödemeniz gerekiyor. Paralar kullanacağınız yere göre değişiyor. Müziğin yapımcısı ile anlaşmanız gerekiyor.</p>
<p>Not: Yazıyı bir daha okuduğumda, biri benim birşeyimi çalıp, 2 hafta kullanacam 2 hafta sonra geri vermezsem çalmış olurum, yoksa çalmış sayılmam dese ne derim bilmiyorum. Sanırım mp3&#8242;e para vermek biraz kültür meselesi ve bizim o kültür seviyesine gelebilmemiz için biraz daha vakit geçmesi lazım. Ben bile para vermemek için sürekli mazeret buluyorsam, epey bir vakit geçmesi lazım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2010/borclari-temizliyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Buz Pateni Deneyimlerim</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2010/buz-pateni/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2010/buz-pateni/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 13 Jan 2010 01:37:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/2010/buz-pateni/</guid>
		<description><![CDATA[Size buz pateninde doğal bir yeteneğe sahip olduğumu daha önce söylememiştim sanırım. Aslında bloguma buz pateni yapmaya başladığımı da yazmamış olabilirim. Evet buz pateni yapıyorum ve bu konuda doğal bir yeteneğim olduğunu kabul etmek zorundayım Şimdi bu yazıyı 5-6 sene önce benim roller blade&#8217;e binmeye çalışışımı izleyen değerli arkadaşım ozan okuduğu zaman bana hak verecektir. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Size buz pateninde doğal bir yeteneğe sahip olduğumu daha önce söylememiştim sanırım. Aslında bloguma buz pateni yapmaya başladığımı da yazmamış olabilirim. Evet buz pateni yapıyorum ve bu konuda doğal bir yeteneğim olduğunu kabul etmek zorundayım <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Şimdi bu yazıyı 5-6 sene önce benim roller blade&#8217;e binmeye çalışışımı izleyen değerli arkadaşım ozan okuduğu zaman bana hak verecektir. O zamanlar doğal bir yeteneğim olduğunu anlayamayışımın sebebi 5 TL&#8217;ye arkadaşımdan aldığım uyduruk patenlerden dolayı olabilir. Hoş o paranın da bir kısmını ödememiş olmamın da etkisi olabilir. O zamanki deneyimimde ayakta kaldığım süre yerde olduğum süreden çok daha kısaydı. Hatta yere doğru kat ettiğim mesafe ileriye doğru kat ettiğim mesafeden daha fazla da olabilir. Ama bu benim buz pateninde doğal bir yeteneğim olduğu gerçeğini değiştirmez.</p>
<p>Şimdi efendim olay şu şekilde başlıyor. Belarusdaki asosyal hayatımı bir nebze de olsun neşelendirmek için gittiğimiz bir carting pisti vardı. Bir gün bu pistin yerinde buz pateni pisti açıldığını gördüm. Hemen son model telefonumdan yerin fotoğraflarını çekip bularusdaki hayatları nispeten benden daha sosyal olan arkadaşlarıma gönderdim. Onların da gaza gelmesiyle bu işe başlamaya karar verdik. Ne kötüdür ki bu sosyal arkadaşlardan biri o sırada istanbul&#8217;da tatildeydi diğeri ise (Alptekin olan) buz pateni aktivitesini satacak kadar sosyal biriydi. Allahtan şirketteki Rus arkadaşlardan biri benimle patene gelecek kadar gaza geldi.</p>
<p>Neyse belaruscuğumda paten kirası 5000 ruble. Yani 3 TL. 1 saatlik kayma seansı da 5.000 ruble. Hepi topu 6 YTL&#8217;ye 1 saat babalar gibi kayabiliyorsun. Ben ilk gün pür dikkat buzun üstünde ayakta durmaya çalışırken, benim gibi ilk defa kayan rus arkadaş fıtı fıtı kaymaya başladı ve bir süre sonra pistte tur atarak yanıma geldi. Hatta eleman bir süre sonra bana göre 10 kat fazla olan kayma hızını bir 10 kat daha arttırdı. Ama kaplumbağa ve davşan hikayesinde olduğu gibi ben yılmadan azimle ilerlemeye çalıştım ve bir süre sonra ayaklarımı V şeklinde açarak ilerlemeyi başardım. O gün 2 defa düştüm. Ama ikinci düşüşüm çok sağlam oldu.</p>
<p>Zamanla buz pateninin aslında motosiklet kullanmaya çok benzediğini fark ettim. Aslında tüm denge olayları birbirine benziyor. Genelde hepsinde nereye bakarsan oraya gidersin kuralı geçerli oluyor. Buz pateni de onlardan biri. Çok bariz bir şekilde nereye bakarsan oraya gidiyorsun. Tabi bu kural genel bir dengeyi sağladıktan sonra geçerli. Yoksa beynin ilk yaptığı iş buzun kayganlığını düşünmeden normal zemindeymiş gibi davranmak oluyor. Tabi böyle olunca geri geri koşar gibi bacakları ileri geri yapıp kase üzeri düşmek veya daha kötüsü bu hereketi ileri doğru yapıp diz üstü düşmek işten bile olmuyor. Tabi youtube sağolsun temel bazı hareketleri gösteren videoları izleyince nasıl ayakta ve dengede kalacağınızı öğreniyorsunuz. Siz hiiç yorulmayın  ben hemen anlatıyorum.</p>
<p>Şimdi efendim yavaş yavaş ilerliyorsunuz diyelim, bir anda göz hizanıza güzel bir hatun geldi (ki ilk zamanlar beyin dengede durmak için konsantre olduğundan önünüze çıkan bir hatuna ister istemez kilitlenebiliyorsunuz. Ayrıca sürekli ileriye ve yere bakıyor olmanız da cabası) veya hemen önünüzde biri yere düştü diyelim. Bütün dengeniz bozuldu ve paniklediniz. Bu durumda yapmanız gereken şey çok basit. Ama bunu anlatmak o kadar basit olmayabilir tabi. Şimdi efendim. İki bacağınızı birleştiriyorsunuz ve hafif dizleri büküp eğiliyorsunuz. Vucudunuz da hafif öne eğiliyor. Çok sıkışmış bir kişinin kirli bir tuvalette yapılabileceği bir hareket gibi düşünebilirsiniz. İşte dengeyi kaybettiğiniz an bu hareketi yapıyorsunuz ve ellerinizi de dizlerinize koyuyorsunuz. İlk başlarda bu hareketi yaptığınızda kısmet nereyeyse oraya yönleniyorsunuz ama bir süre sonra nereye bakarsan oraya gidersin kuralı gereği tuvalet pozisyonundayken gitmek istediğiniz yere bakarak oraya doğru yönlenebiliyorsunuz.</p>
<p>İlk zamanlar düşmekten de korkulduğu için düşmemek için her türlü şaklabanlığı yapmak serbest. Buna yandaki kıza tutunup onu düşürmek de dahil. Hoş ben doğal bir yetenek olduğum için buna hiç gerek duymadım ama bu şekilde kızlarla arkadaşlık kurmaya çalışan bazı Türkler de gördüm. Kızların bu harekete karşı tavırları genelde olumsuz yönde oluyor, şimdiden söyliyeyim. İçi fesatlar için buradan bir defa daha tekrar etmem gerekirse ben yapmadım yapan Türkleri gözlemledim. Bir yanlış anlaşılma olmasın.</p>
<p>Neyse lafı fazla uzatmadan doğal yetenek olduğumu anladığım güne geleyim. Ama ondan önce Türkiye&#8217;de aldığım buz pateni derslerini anlatmam gerekiyor. Zira doğal yetenek olmamı o derslere borçluyum. Bizim hanımköy olan bakırköyde galeriyada yıllardır bir buz pisti vardır. Hep görmüşümdür ama bir türlü cesaret edipte içine girememişimdir. Tabi bunda roller blade&#8217;ki doğal yeteneksizliğimin de etkisi var. Vucut otomatikman böyle aktiviteleri reddediyor sanırım. Sonuçta yaşamak doğal bir içgüdü. Neyse bir de genelde yaşlı kadınların ufak çocukları ile dolu bir pist olduğu için çocuklardan birinin üzerlerine düştüğümde kötü sonuçlar çıkartabileceğim için de buz patenine mesafeli davranmıştım. Ama bu sefer, az da olsa kayıyor olmanın verdiği gazla ve 3 aydır anca ileriye doğru kaymayı öğrenebilmiş olmamın da etkisiyle özel ders almaya karar verdim. Galeriyadaki pist buradaki pistin 3&#8242;te biri kadar ya var ya yok. Buna karşılık paten + pist kirası buradakinin neredeyse 3 katı. 1 saatlik özel ders 1 kişi için herşey dahil 30 TL. Eğer özel dolap alacaksınız 1 saatlik dolap kirası 1 TL. Bunu da ayrıca vermeniz gerekiyor.</p>
<p>İlk önce murat hoca&#8217;dan ders aldım. Kendisine belarus&#8217;da çalıştığımı ve akşamları kaymaya gittiğimi söyledim. Birlikte ufacık pistte 1-2 tur attıktan sonra hoca bendeki cevreri anlamış olacak ki dengemin güzel olduğunu söyledi. (Duy bunları ozan). Sonra ileri kayma dışındaki diğer temel hareketleri gösterdi. Mesela durma. Ayakları ters V harfi yapıp daha sonra yanlara doğru itmek gerekiyor. Daha sonra sağa sola dönüşleri çalıştık. Hoca bakışlardan çok omuzların gidilecek yönü göstermesi gerektiğini söyledi. Daha sonra tek ayak üstünde bir süre gitme, hatta tek ayak üstünde dönüş yapma işlemlerini yaptık. Ardından hoca geri geri gitmeyi gösterdi. Bu hareket için de ters V harfi yapmak ve parmak uçlarına ağırlık vermek gerekiyor. Belirli bir ritmi tutturduktan sonra çok hızlı bir şekilde geriye kayabiliyorsunuz. Geri geri kaymak dışadan bakıldığında çok havalı duruyor. Hoş benim yapabildiğim kadarı havalı durmaktan çok kıçını sallayan gergedana benziyor ama o gergeden bir gün geri geri kayıyor olacak.</p>
<p>Son olarak pek artistlik olan sola dönüşlerde sağ ayağın sol ayağın soluna koyulmak suretiyle yürümeye benzer bir hareket yapmaya geldi. Bu hareket sayesinde çok hızlı ve kontrollü dönüşler yapılabiliyor. Anladığım kadarıyla buz pateninin en temel hareketlerinden biri. Bu hareketi yapabilmek için önce tek ayak üzerinde bir süre kaymayı çalışmak gerekiyor. Daha sonra bu hareketi durduğunuz yerde yan yan yürür gibi yapmanız gerekiyor. Bu hareketi kaygan bir pistte yapmak zor ama zamanla alışılıyor. Bu hareket sırasında hoca patenlerin birinin dışına diğerinin içine basacaksın gibi benim o sırada anlayamadığım bir şey de söylemişti.</p>
<p>Neyse bugün belarus&#8217;da paten yapmaya gittim (sosyal arkadaşlar yine sattı). Önce meydanlardaki beleş buz pistlerinde bir iki deneme yaptım. Ama zemin diğer piste göre tırtıklı olduğu için pek keyif alamadım. Daha sonra cillop yüzeyli piste gidip o artistlik dönme işini çalıştım. Yaklaşık 30 dakikalık dönmeden sonra hocanın içe basacaksın, dışa basacaksın muhabbetini anladım. Olay şu şekilde. Bu patenlerin altında bir demir bulunuyor. Genelde o demirin bıçak gibi keskin olduğu düşünülür ama öyle değil daha çok bıcağın arkasındaki keskin olmayan taraf gibi. Normalde düz kayışlarda bu metalın ortasındaki düz kısım kullanılıyor. Ama zamanla hız arttıkça patenin sağ veya sol köşelerini de kullanmaya başlıyorsunuz. Şimdiye kadar gördüğüm kadarıyla patenin sağ yanına basınca sağa doğru sol tarafına yatınca da sola doğru gitmeye başlıyorsunuz. Slalom yapmak için ayakları sağa sola çevirmek yerine patenlerin sağ ve sol yanlarına basmak daha etkili oluyor. İşte  bu şekilde patenin sol yanına yatmışken sağ ayağı sol ayağın dışına koyup pek artistlik bir hareket yapabiliyorsunuz.</p>
<p>Eee olayın doğal yetenek kısmı nerde diye sorabilirsiniz. Kardeşim 2 ders alarak daha ilk günden artistlik dönüşler yapıyorum. Üstelik 4-5 defa düşmeme rağmen bir yerimi incitmeden kayıyorum. Daha ne olsun.</p>
<p>Peeeh bu da kendini birşey sanıyor diyenleri pistlerde görmek isterim. Geri geri dönmeyi keşfettiğim gün hiçbirinizi tanımam şimdiden söyliyeyim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2010/buz-pateni/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Google Wave</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2009/google-wave/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2009/google-wave/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 10 Dec 2009 17:19:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/2009/google-wave/</guid>
		<description><![CDATA[Google wave nedir? Google wave google&#8217;ın e-mail&#8217;e alternatif olarak çıkarttığı yeni bir sistem. Şu anda halen test aşamasında olup son kullanıcıya açılmamış bir sistem ama şimdiden binlerce kullanıcısı var. E-mailden farklı olarak, e-maildeki gibi kişiden kişiye dolaşan ve kimin gerçekte ne yazıp ne yazmadığının hiç bir kanıtı olmayan bir sistem yerine herşeyin merkezi olduğu, kimin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Google wave nedir?</strong></p>
<p>Google wave google&#8217;ın e-mail&#8217;e alternatif olarak çıkarttığı yeni bir sistem. Şu anda halen test aşamasında olup son kullanıcıya açılmamış bir sistem ama şimdiden binlerce kullanıcısı var.</p>
<p>E-mailden farklı olarak, e-maildeki gibi kişiden kişiye dolaşan ve kimin gerçekte ne yazıp ne yazmadığının hiç bir kanıtı olmayan bir sistem yerine herşeyin merkezi olduğu, kimin ne zaman ne yaptığı ispatlanabileceği, adım adım yapılan değişikliklerin takip edilebileceği ve kolaylıkla paylaştırılabilen bir sistem yapmışlar.</p>
<p>Örneğin bu yazdığım wave&#8217;i tüm wave üyeleri ile paylaşmak için wave&#8217;i görebilecek kişiler içine özel bir adresi eklemem yeterli. Böylece tüm wave kullanıcıları benim bu yazdığım yazıyı görebilecek, hatta değiştirebilecekler. Üstüne üstlük bu yazıyı ufak bir script ile kendi web siteme koyabileceğim ve hatta yine wave kullanıcıları benim web sitemdeki bu yazıyı okuyabilecek, yorum yazabilecek hatta benim yazımı değiştirebilecekler. Tabi tüm bunlar belli güvenlik ayarları çerçevesinde olacak. Sistem henüz test aşamasında olduğu için bazı güvenlik ayarları henüz bitirilmemiş.</p>
<p>Bu sistemin diğer bir kullanımı da ortak döküman hazırlamak. Örneğin bunun gibi bir yazıyı, yazıyı paylaşak herkes aynı anda değiştirebiliyor. Hatta değiştirirken harf harf değişiklikleri de görebiliyorsunuz. Örneğin bu şekli ile şirketler içinde bilgi paylaşımı için kullanılabilir. Öyle güzel ki diyelim şirkete yeni biri girdi, hemen ona bir wave hesabı açıyorsunuz ve mevcut dökümanları o kişi ile de paylaşıyorsunuz. Böylece yeni gelen eleman ister dökümanın son halini isterse de adım adım ilk halinden son haline gelene kadar nelerin değiştiğini takip edebilir.</p>
<p>Aynı şekilde toplantı tutanağı tutmak için de güzel bir araç. Diyelik 5 kişisiniz ve bir kişi yazıcı. Hemen bir wave açıyorsunuz ve toplantıya katılan 5 kişi wave&#8217;e ekliyorsunuz. Daha sonra toplantıda yazıcı olan kişi wave&#8217;e yazmaya başlıyor. Diğer 5 kişi yazılanları aynı anda görebiliyorlar. Hatta yazılanlara ekleme yapabiliyor veya değişiklik yapabliyorlar. Yine toplantı sonrasında bu notlara erişmek isteyen bir kişiyi de wave&#8217;e ekleyebilir ve o kişinin adım adım yazılanları okumasını sağlayabilirsiniz.</p>
<p>Bir başka kullanım amacı da uzaktan beyin fırtınası yapmak. Yukarıda anlattıklarıma çok benzer bir şekilde bir wave açıp insanları bu wave&#8217;e dahil edip aynı anda fikirleri beyan etmeye dayalı bir fikir.</p>
<p>Hadi bunu da geçtim. Diyelim ki çok sıkılıyorsunuz ve arkadaşlarınızla oyun oynamak istiyorsunuz. Google bunu da düşünmüş. Oturmuş eklentiler yazmış. Bu eklentiler içinde örneğin sudoku eklentisi var. Ekliyorsunuz bir wave&#8217;e sonra wave&#8217;de olan herkes sudokuyü çözmeye başlıyor. Doğru yere doğru sayı yazan kişiler +1 puan yanlış bir yere yanlış bir sayı yazanlar ise -1 puan alıyorlar. Böylece en çok puanı toplayan kazanıyor. Yine adım adım yapılanları izlemek de mümkün.</p>
<p>Bu yazının bir kopyasını google wave üzerinde yazıp tüm insanlıkla paylaştım. Aşağıda o sayfaya ulaşabilirsiniz. Tabi bu sayfaya erişmek için google wave hesabınız olması gerekiyor. Hesabınız yoksa elimde 13 tane davetiye var gönderebilirim.</p>
<p><span id="more-548"></span>
		<div id="waveframe-1" style="width:100%;height:500px;" ></div>
		 <script type="text/javascript">

				add_wave("waveframe-1",{
					bgcolor:"#fbeef0",
					color:"#000000",
					font:"Arial, Helvetica, sans-serif",
					font_size:"1em",
					width:"100%",
					height:"500px",
					server:"https://wave.google.com/wave/",
					id:"googlewave.com!w+RFjch7YuB"		});

		</script>
		</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2009/google-wave/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Son zamanlarda izlediğim filmler</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2009/son-zamanlarda-izledigim-filmler-9/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2009/son-zamanlarda-izledigim-filmler-9/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 16 Nov 2009 23:29:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/2009/son-zamanlarda-izledigim-filmler-9/</guid>
		<description><![CDATA[Bu akşam yine miskin ve tembel biri gibi peşpeşe 2 film birden izledim. Hemen paylaşmak istiyorum. Mary and Max Filmin sonu acıklı ama yine de yüzünüzde bir gülümseme ile kalakaldığınız bir film. Film motion captire denilen çok zor bir teknikle çekilmiş. Ama yapan yapıyor, hatta adamlar hem senaryo yazıyor hem de kare kare filmi çekiyor. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu akşam yine miskin ve tembel biri gibi peşpeşe 2 film birden izledim. Hemen paylaşmak istiyorum.</p>
<p><strong><a href="http://www.turkcealtyazi.org/mov/0978762/mary-and-max.html" target="_blank">Mary and Max</a></strong></p>
<p><img class="alignleft" src="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads//2009/11/0978762-210x300.jpg" alt="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads//2009/11/0978762-210x300.jpg" width="132" height="189" /> Filmin sonu acıklı ama yine de yüzünüzde bir gülümseme ile kalakaldığınız bir film. Film motion captire denilen çok zor bir teknikle çekilmiş. Ama yapan yapıyor, hatta adamlar hem senaryo yazıyor hem de kare kare filmi çekiyor. Hem de bütün bunları çok güzel yazıyor. Ben bu filmi çok beğendim. Hatta son zamanda izlediğim en iyi filmlerden biri diyebilirim. <a href="http://www.turkcealtyazi.org/mov/1049413/up.html" target="_blank">UP</a> filminden sonra uzun süre güzel bir animasyon izleyemem diye düşünüyordum ama bu film bu düşüncemi değiştirdi.</p>
<p>Kesinlikle herkese tavsiye ederim.</p>
<p><strong><a href="http://www.turkcealtyazi.org/mov/0361748/inglourious-basterds.html" target="_blank">Inglourious Basterds</a></strong></p>
<p><img class="alignright" src="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads//2009/11/0361748.jpg" alt="" width="123" height="182" /></p>
<p>Bu film de güzel bir film. Özellikle alışılmış nazi filmlerinin dışında güzel bir finale sahip. Bazı sahneler çok kanlı ve sagolsun yönetmen açık açık ve uzun uzun bu işlemleri göstermiş. Ama konusu olsun, çekim tekniği olsun. Güzel bir film olmuş.</p>
<p>Filmin sonu cidden güzel olmuş. Gerçek tarihe uymuyor ama zaten uyması da gerekmiyor sanırım. Nazi filmi çekince illa yahudileri öldürmek gerek miyor herhalde. Bu kadar meraklandırmak yeter herhalde. Tarantino ve Brad Pitt  bile izlemek için yeterli bence.</p>
<p><strong><a href="http://www.turkcealtyazi.org/mov/1049413/up.html" target="_blank">UP</a></strong><img class="alignleft" src="../wp-content/uploads//2009/11/1049413.jpg" alt="image" width="131" height="191" /></p>
<p>İşte son yılın en güzel animasyonu. Hikaye basit ama çizimler ve karakterler inanılmaz güzel. Köpek, kuş ve izci çocuk gibi karakterler o kadar güzel tasarlanmış ki. Film bittiğinde &#8220;Ay çok güzeeeel&#8221; şeklinde kalıyorsunuz. Eğer bu üç filmden sadece birini izleyecem hangisini izleyeyim derseniz bu filmi izleyin derim.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2009/son-zamanlarda-izledigim-filmler-9/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Belarus Life:) &#8211; Huawei 3G Modem &amp; Ubuntu 9.04</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2009/belarus-life-huawei-3g-modem-ubuntu-9-04/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2009/belarus-life-huawei-3g-modem-ubuntu-9-04/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 06 Nov 2009 21:28:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/2009/belarus-life-huawei-3g-modem-ubuntu-9-04/</guid>
		<description><![CDATA[Biraz uğraşarak Life:)&#8217;da verilen 3G modem&#8217;i Ubuntu&#8217;ya tanıtıp çalıştırdım. Aynı dertten muzderip insanlar için kısaca anlatayım dedim. Muhtemelen aynı şeyler diğer 3G modemler için de geçerlidir. Yazının devamını ana sayfaya koymuyorum ana sayfadaki yazının başlığına tıklayarak tüm yazıyı okuyabilirsiniz. Öncelikle Ubuntu 9.10 kullanıyorsanız bu anlattıklarımı yapmanıza gerek yok. Aleti takınca zaten çalışmaya başlıyor. Ama 9.04 [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Biraz uğraşarak Life:)&#8217;da verilen 3G modem&#8217;i Ubuntu&#8217;ya tanıtıp çalıştırdım. Aynı dertten muzderip insanlar için kısaca anlatayım dedim. Muhtemelen aynı şeyler diğer 3G modemler için de geçerlidir. Yazının devamını ana sayfaya koymuyorum ana sayfadaki yazının başlığına tıklayarak tüm yazıyı okuyabilirsiniz.</p>
<p><span id="more-540"></span>Öncelikle Ubuntu 9.10 kullanıyorsanız bu anlattıklarımı yapmanıza gerek yok. Aleti takınca zaten çalışmaya başlıyor. Ama 9.04 ve daha eski modeller için aşağıdakilere yapmanız gerekiyor.</p>
<p>1.lsusb ile usb donanımlara bakalım</p>
<pre>$ lsusb
Bus 002 Device 006: ID 0bb4:0ffe High Tech Computer Corp.
Bus 002 Device 001: ID 1d6b:0002 Linux Foundation 2.0 root hub
Bus 007 Device 002: ID 04d9:0499 Holtek Semiconductor, Inc.
Bus 007 Device 001: ID 1d6b:0001 Linux Foundation 1.1 root hub
Bus 006 Device 003: ID 0930:0508 Toshiba Corp. Integrated Bluetooth HCI
Bus 006 Device 002: ID 0483:2016 SGS Thomson Microelectronics Fingerprint Reader
Bus 006 Device 001: ID 1d6b:0001 Linux Foundation 1.1 root hub
Bus 005 Device 001: ID 1d6b:0001 Linux Foundation 1.1 root hub
Bus 001 Device 002: ID <strong>12d1:1446 Huawei Technologies Co., Ltd. </strong>
Bus 001 Device 001: ID 1d6b:0002 Linux Foundation 2.0 root hub
Bus 004 Device 001: ID 1d6b:0001 Linux Foundation 1.1 root hub
Bus 003 Device 001: ID 1d6b:0001 Linux Foundation 1.1 root hub</pre>
<p>2.  Aşağıdaki gibi usb_modeswitch uygulamasını kurun (<a href="http://blogs.fsfe.org/drdanz/?p=44" target="_blank">kaynak</a>)</p>
<pre>
<ul>
<li> Copy the lines below and add them to your system’s software sources. (<a href="https://launchpad.net/+help/soyuz/ppa-sources-list.html">Read about installing</a>)
<pre>deb http://ppa.launchpad.net/daniele.domenichelli/backports/ubuntu jaunty main
deb-src http://ppa.launchpad.net/daniele.domenichelli/backports/ubuntu jaunty mai</pre>
</li>
<li> Import public key for my PPA:
<pre>sudo apt-key adv --keyserver keyserver.ubuntu.com --recv-keys 9D0C02D0</pre>
</li>
<li> Update and install package usb-modeswitch
<pre>sudo apt-get update
sudo apt-get install usb-modeswitch</pre>
</li>
</ul>
</pre>
<p>3. /etc/usb_modeswitch.conf dosyasını aşağıdaki gibi değiştirin. DefaultVendor ve DefaultProduction değerleri lsusb komutunda çıkan değerlerden geliyor. Diğer iki bilgiyi tam bilmiyorum ama onlar olmadan çalışmadı bende.</p>
<pre style="border: 1px inset; margin: 0px; padding: 6px; overflow: auto; width: 640px; height: 98px; text-align: left;" dir="ltr">#content of /etc/usb_modeswitch.conf
DefaultVendor = 0x12d1
DefaultProduct = 0x1446
MessageEndPoint = "0x01"
MessageContent = "55534243000000000000000000000011060000000000000000000000000000"</pre>
<p>4. usb_modeswitch komutu ile 3G modemin bir USB disk olarak tanınmasını engelleyip modem olarak işleme alınmasını sağlıyoruz.</p>
<pre>$ sudo usb_modeswitch 

 * usb_modeswitch: tool for controlling "flip flop" mode USB devices
 * Version 1.0.2 (C) Josua Dietze 2009
 * Works with libusb 0.1.12 and probably other versions

Looking for default devices ...
 Found default devices (1)
Accessing device 003 on bus 001 ...
Using endpoints 0x01 (out) and 0x81 (in)
Inquiring device details; driver will be detached ...
Looking for active driver ...
 No driver found. Either detached before or never attached

Received inquiry data (detailed identification)
-------------------------
  Vendor String: HUAWEI
 Product String: Mass Storage
Revision String: 2.31
-------------------------

Device description data (identification)
-------------------------
Manufacturer: HUAWEI Technology
     Product: HUAWEI Mobile
  Serial No.: not provided
-------------------------
Setting up communication with interface 0 ...
Trying to send the message to endpoint 0x01 ...
 OK, message successfully sent
-&gt; Run lsusb to note any changes. Bye.</pre>
<p>5. bakalım olmuş mu? 1446 yerine 1001 çıktığını gördüyseniz oldu demektir.</p>
<pre>$ lsusb
Bus 002 Device 006: ID 0bb4:0ffe High Tech Computer Corp.
Bus 002 Device 001: ID 1d6b:0002 Linux Foundation 2.0 root hub
Bus 007 Device 002: ID 04d9:0499 Holtek Semiconductor, Inc.
Bus 007 Device 001: ID 1d6b:0001 Linux Foundation 1.1 root hub
Bus 006 Device 003: ID 0930:0508 Toshiba Corp. Integrated Bluetooth HCI
Bus 006 Device 002: ID 0483:2016 SGS Thomson Microelectronics Fingerprint Reader
Bus 006 Device 001: ID 1d6b:0001 Linux Foundation 1.1 root hub
Bus 005 Device 001: ID 1d6b:0001 Linux Foundation 1.1 root hub
Bus 001 Device 004: ID 12d1:<strong>1001</strong> Huawei Technologies Co., Ltd. E620 USB Modem
Bus 001 Device 001: ID 1d6b:0002 Linux Foundation 2.0 root hub
Bus 004 Device 001: ID 1d6b:0001 Linux Foundation 1.1 root hub
Bus 003 Device 001: ID 1d6b:0001 Linux Foundation 1.1 root hub</pre>
<p>6. Olmadıysa bir de şu aşağıdaki komutu çalıştırın. Ben çalıştırdım ama ondan dolayı mı bilmiyorum. Ne olur ne olmaz aklınızda olsun.</p>
<pre>$ sudo modprobe usbserial vendor=0x12d1 product=0x1446</pre>
<p>7. Network Manager ikonuna sağ tıklayarak &#8220;Edit Connection&#8221;&#8216;u seçip &#8220;Mobile Broadband&#8221; kısmına gelip orada birşey varsa onu düzenleyebilirsiniz yoksa ekleyebilirsiniz.<br />
Life:) için APN değerini internet.life.com.by yapmanız yeterli. Şifreye falan gerek yok.</p>
<p>8. Hepsi bu kadar.</p>
<p>9. Cengiz buna da yorum yap. <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2009/belarus-life-huawei-3g-modem-ubuntu-9-04/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ya Luylu Minks (Seni seviyorum Minks)</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2009/538/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2009/538/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2009 16:39:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/2009/538/</guid>
		<description><![CDATA[Bloguma zar zor da olsa yeniden resim eklemenin gururu içinde yazıma başlıyorum. Dün akşam evdeki internetin kesik olması yüzünden işle ilgili birşeyleri araştırmak için akşam 7 gibi şirkete geldim. İşim 12 gibi bitti, sonrasında da nasılsa evde internet yok diye biraz daha şirkette takıldım. Gece 2 gibiydi sanırım attım kendimi sokağa. İşe gelirken hava soğuktu, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: left;"><img class="alignleft" src="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads///IMAG0028.jpg" alt="" width="251" height="375" /></p>
<p style="text-align: left;">Bloguma zar zor da olsa yeniden resim eklemenin gururu içinde yazıma başlıyorum. Dün akşam evdeki internetin kesik olması yüzünden işle ilgili birşeyleri araştırmak için akşam 7 gibi şirkete geldim. İşim 12 gibi bitti, sonrasında da nasılsa evde internet yok diye biraz daha şirkette takıldım. Gece 2 gibiydi sanırım attım kendimi sokağa. İşe gelirken hava soğuktu, hafiften varla yok arası bir kar yağıyordu ama işten çıktığımda heryeri bembeyaz olmuş görünce içimi çocuksu bir sevinç kapladı. Aslında ilk aklıma gelen bu karlara benden önce kimsenin basmadığı oldu. Daha sonra da insanların sabah kalktıklarında camdan dışarı bakıp gördükleri karı benim onlardan 6-7 saat önce görmüş olmam, hatta bembeyaz pürüssüz karlar içinde gördükleri ayak izlerinin de bana ait olacak olması da bir sevinç kaynağı oldu <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p style="text-align: left;">Aslında bir de okul zamanından kalan bir beklentiyle sabah olduğunda diz boyu kar olacağını ve işin iptal edileceğini de ister istemez hayal ettim. Türkiye&#8217;de iş yerine 45 km uzakta oturan biri olarak eğer sabah kar yağıyorsa veya sağnak yağmur yağıyorsa evden 1 saat geç çıkıp iş yerine geldiğinizde istanbul trafiğine bir iki söverek günü kurtarmanız mümkün. Hatta aynı bahaneyle &#8220;sabah çok trafik vardı, ben akşam erken çıkayım&#8221; şeklinde bir yaklaşımla 4:30&#8242;da evinizde ayaklarınızı uzatarak oturmanız da mümkün ama Belarus&#8217;da böyle bir lüksüm yok. Yandaki resimde de gördüğünüz gibi iş yerimdeki masamdan evimi hatta salonumdaki ışığın açık olup olmadığını bile görebiliyorum. Evden çıkıp iş yerindeki masama oturmam ortalama 1 Şebnem Ferah şarkısı kadar sürüyor. Hatta eğer hava soğuksa yarısında nefes nefese işe varmış oluyorum. (Bu arada resime bir daha baktım da benim oturduğum ev şu karşıdaki şapkalı yüksek bina, yani o ufak harabe gibi yerde kalmıyorum. Sefil durumdayız dedik ama o kadar de sefil değiliz Allaha şükür <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  )</p>
<ul style="text-align: left;">
<li>Kar yağdıktan sonra Minsk&#8217;i daha bir sevmeye başladım. Çünkü hem kar var, hem ağaç doğa güzel hem de sokaklar kar yağdı diye çamur olmuyor. Ayrıca soğuk havalarda motor veya araba kullanmak zorunda da değilim. Koşuyorum geliyorum. Hava biraz soğuk ama artık idare ediyorum. Hoş soğuk hava cildime de iyi geliyor olabilir. Hoş soğuk hava cildiğimin sadece alınla burun arasındaki yeriyle temas ediyor ama olsun. En azından yağsız bir alına sahibim artık.</li>
</ul>
<p style="text-align: left;"><img class="alignright" src="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2009/11/htc-hero-android-smartphone.jpg" alt="" width="123" height="170" /></p>
<ul style="text-align: left;">
<li>Sağ yanımda görmüş olduğunuz alet benim son 1,5 haftamı dolduran yeni oyuncağım. Halen üzerinde uygulamak istediğim bir sürü emelim var ama gün içinde pili bitiyor diye çok uğraşmıyorum. İşletim sistemi olarak google&#8217;ın Android diye bir işletim sistemine sahip. Ben son 3-4 yıldır hayatımı google&#8217;a emanet etmiş biri olarak, google&#8217;ın cep telefonuma da girmesine izin vererek günlük hayatımı da google&#8217;a emanet etmiş oldum. Hatta öyle ki, Google&#8217;ın bulunduğunuz yeri internet üzerinden arkadaşlarınız ile paylaşmaya yarayan Latitude hizmetini de her zaman açık olacak şekilde ayarlamıştım. Google bu kadar açıklığa şaşırmış olacak ki, bak bu servisi sürekli açık halde tutuyorsun. Eminsin di mi? Kötü niyetli kişiler bunu açmış olabilir, istemiyorsan kapat diye mail attı. Google diyorsa birşey biliyordur diye hemen servisi kapattım. Aslında servis çok da güzel çalışmıyor. Bazen iş çıkışı bakıyorum arkadaşlarımdan biri suriyede diğeri sofyada gözüküyor. Bazen bakıyorum ben de sofya tren istasyonundayım. Yani beni bu haritadan takip eden biri benim süpermen olduğumu hemen anlar. Onun için kapattım gitti.</li>
<li>Son yazımda çok kasvetli ve dertli olduğumdan bahsetmiştim. Bu yazıdan sonra biraz sosyalleşmek adına iş çıkışı kafelere barlara takılmaya başladım. Aslında ortam olarak gitmekle gitmemek arasında bir fark yokmuş. Yani bir bara gitmiş olmakla gitmemiş olmak arasında çok bir fark yok ama bir yere gidip insanlarla muhabbet etmek güzel.</li>
<li>FarmVille&#8217;de milletin gelip benim bahçemi temizlediği bilgisini görünce millete iş çıkarttığım için üzülüyorum.</li>
<li>2 haftada bir eve temizlikçi kadın geliyor. 15 dolara evin temizliğini yapıyor. Ama kadına ayıp olmasın diye kadın gelmeden önce eve gidip evdeki dağınık şeyleri toparlıyorum. Önceleri bulaşıkları düzenli olarak yıkadığım dönemde kadın eve gelip ne yapacağını şaşırıyordu. Şimdi bulaşıkları kadına bırakıyorum. Zaten çamaşırlara karışmıyor. Camları da silmiyor. Ama buna rağmen yerleri, masaları falan çok güzel temizliyor. Valla o temizlediği için de yerlere elimi bile sürmüyorum. Yere düşen yerde kalıyor.</li>
<li>Yabancı filmlerde adamlar ses kayıt cihazına düşüncelerini kaydeder de daha sonra dinleyip yazıya dökerler ya. Ben de cep telefonuna buna benzer bir uygulama kurdum. Ama insan içinde sesimi kaydedecek kadar kendime güvenim olduğuna inanmıyorum. Hoş adamlar Türkçe anlamasalar da kendi kendine konuşan biri olmak kötü. Deneme yapmak için bile telefonda konuşuyormuş gibi yaptım <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Ya ben buraya gelmeden önce de bu kadar çekingen miydim bilmiyorum <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </li>
<li>Burada domuz gribi aldı başını gidiyor. Türkiye&#8217;de 15 kişi öldü diye millet panik durumda ama burada 50 kişi ölmüş, okullar 1 hafta tatil edilmiş bizim haberimiz bile yok. İnsanlar maske takmaya başladı, şirkette maske falan dağıtılmaya başladı. O derece yani. Ayrıca ülkede ilaç sıkıntısı varmış. Biz sağlık bakanına o kadar aşı rezerve etti diye 40 laf ettik, burada adamlar aşı yok neden almadılar diye şikayet ediyorlar. İş yerinde yan masamda oturan çocuk şirkette sarımsak yiyordu. Balla sarımsak yiyorlarmış, yanında da bol limonlu meyve çayı içiyorlar. Böylece kendi ilaçlarını yapmışlar. Kötü kokuyor ama adamlara da birşey diyemiyorsun ki. İlaç yok, aşı yok, adam da haklı ama iş yerinde de sarımsak yenmez ki. Biz kokuyor diye sarımsak soymaya çekiniyoruz adam iş yerinde haşır huşur yiyor.</li>
<li>Ukraynadaki garip virüs salgını beni de işgillendirmiyor değil. Ukrayna ile Belarus dip dibe nerdeyse.</li>
<li>Belarusdaki Türklere müjdeee. Türk lokantasının ahçısı değişti. Artık kendi fırınlarında ekmek ve lahmacun yapıyorlar. Sırf ekmek yemek için bile gitmeye değer. Bu haftasonu kahvaltıya mı gitsem ne? güzel menemen de yapıyorlar<img src="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads///facebook.png" alt="" width="294" height="171" align="left" />.</li>
<li>FirmVille&#8217;de elemanı biryere sıkıştırırsan işler daha hızlı yürüyormuş. Onun için millet elemanı samanların arasına sıkıştırıyormuş. Yoksa bir de adamın yürümesini falan beklemek gerekiyor.</li>
<li>Bir de millet saman alıp satarak level atlıyormuş. Hele bir video gördüm ki iyice işin b.ku çıkmış yani. Adamlar bir uygulama yapmışlar, kendi tarlanın boyutlarını veriyorsun program senin yerine tek tek tarladaki yerlere tıklıyor. Böylece önce ekinleri biçiyor, sonra boş yerleri çapalıyor, sonra da bir bitki ekiyor. Tüm tarlayı ekip biçmek 1 dk falan sürüyor. Yani bir oyunda bu kadar mı hırs yapılır. Ben tarlama türk bayrağı yapmaya çalışıyorum. o bitince sıkılacam muhtemelen.</li>
<li>Hadi bu günlük yeter&#8230;</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2009/538/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
