<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gomleksizoglu.com &#187; Motosiklet</title>
	<atom:link href="http://gomleksizoglu.com/category/motosiklet/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://gomleksizoglu.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 09:28:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Haziran Hazımsızlıklarım</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2008/haziran-hazimsizliklarim/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2008/haziran-hazimsizliklarim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Jun 2008 22:15:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Motosiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Takıntılarım]]></category>
		<category><![CDATA[carpuzz]]></category>
		<category><![CDATA[daçka]]></category>
		<category><![CDATA[düğün]]></category>
		<category><![CDATA[izcilik]]></category>
		<category><![CDATA[kamp]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/?p=480</guid>
		<description><![CDATA[Geçen ay daçkada pilav günü oldu. Pilav günü için yuvarlak yapışkanlı çıkartmalardan yaptırdım. Normalde zor birşey diye düşünüyordum ama &#8220;Cemil Ozalit&#8221;teki hazır yapışkanlı kağıtlar sayesinde çok kolay oldu. 6x6cm genişliğinde yuvarlak kesimleri olan a4 kağıtlar var. Üzerlerinde 3&#215;4 = 12 adet yuvarlak çıkartma olan kağıtlar bunlar. Eğer siz 6cmx6cm&#8217;lik bir resimi Cemil Ozalit&#8217;e e-mail atarsanız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li>Geçen ay daçkada pilav günü oldu. Pilav günü için yuvarlak yapışkanlı çıkartmalardan yaptırdım. Normalde zor birşey diye düşünüyordum ama &#8220;Cemil Ozalit&#8221;teki hazır yapışkanlı kağıtlar sayesinde çok kolay oldu. 6x6cm genişliğinde yuvarlak kesimleri olan a4 kağıtlar var. Üzerlerinde 3&#215;4 = 12 adet yuvarlak çıkartma olan kağıtlar bunlar. Eğer siz 6cmx6cm&#8217;lik bir resimi Cemil Ozalit&#8217;e e-mail atarsanız ve istediğiniz sayfa adetini söylerseniz sizin için baskıyı yapıyorlar ve sadece gidip alıyorsunuz. 150 tane çıkartmanın fiyatı ise 9 YTL gibi birşey. Hem de renkli.</li>
<li>Bu ay başında uzun zamandan sonra ilk defa kampa gittik. Daha önceki kamplarımın hepsinde sadece bir izciyken bu sefer kampa bir lider olarak katıldım. Lider olmanın bir güzelliği de liderlerin odasında oturabilmek <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Diğer liderler de &#8220;Hüseyin Liderim&#8221; falan diye hitap ettiler. Aslında izci olarak kamplar daha zevkli ama bir an insan kendini öğretmen gibi hissediyor.</li>
<li>Kampa bir lider olarak gitmek çok ürkütücü birşey. Eğer tek başıma olsaydım eminimki çok da ürkütücü olurdu ama Murat kardeşim de beni yanlız bırakmadı. O kamp konusunda benden daha tecrübeli olduğu için işler yolunda gitti.</li>
<li>Bizim izciler 13-14 yaşında ufacık kızlar ama kampa gidince gelen yavru kurtları görünce bizim kızlar bir anda kocaman kız oldular <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Ben birinin başına birşey gelir diye korkarken onlar daha ufak yavru kurtlar için endişeleniyordu. Ama şöyle diyeyim ki bir defa daha Daçka&#8217;lı olduğum için gurur duydum. Okuldayken haylaz duruyorlar ama dışarı çıkınca bir anda değişiveriyorlar. Bir zamanlar biz de böyleydik herhalde. Neyse canım, kendimden biliyorum, çok da şımartmaya gelmez.</li>
<li>Evlilik hazırlıkları tam gaz devam ediyor. Yatak odası, koltuk takımı ve yemek odası takımı tamam. Bu haftasonu perdeler de geliyor. Yavaş yavaş eşyaları da yerleştirmeye başladık. İnternetten de elektrik süpürgesi aldık. Davetiye için yazı düşünüyoruz. Bakalım sonuç nasıl olacak.</li>
<li>Reklamlarda &#8220;Elde yıkamak çok masraflı&#8221; deniyor ya. Dediklerine göre bulaşık makinesi ile yıkamak daha tasarruflu oluyormuş. Şimdi ananneme bakıyorum. O bulaşıkları elde yıkıyor. Ama o reklamlarda denildiği gibi musluğu sonuna kadar açıp tabakları altına tutarak değil. Önce bir leğene sıcak su koyuyor. Onu köpürtüyor. Haşır huşur tüm bulaşıkları o suda sabunluyor. Daha sonra akan su altında tabakları durulayıp kaldırıyor. O şakır şakır su akıtma aşaması yaklaşı 2-3 dk sürüyor. Bence bu hesapla bakıldığında elde yıkamak daha ucuza gelir. Ama hijyen derseniz orasını bilemem.</li>
<li>Bence su tasarruf reklamlarında en çok abdest konusuna dikkat çekmeliler. Çünkü diş fırçalamak veya tıraş olmak günde 1-2 defa yapılan birşey ama abdest almak 5 defa yapılıyor ve abdest sırasında genelde su hep açık kalıyor. Bence bu sırada çok daha fazla su harcanıyor. Bu konuda insanların dikkatlerini çekmek daha çok su tasarrufu sağlayacak.</li>
<li>Geçen gün motorla giderken sağnak yağmura yakalandım. Bir zamanlar bir yerlerde yağmur sırasında motoru bir kenara çekin önerisini okumuştum. Ben de aynı öneriyi yapacam. Eğer zaman konusunda bir kısıtlamanız yoksa bir yerde beklemek yapılacak en doğru şey. Çünkü yağmur dinerse güzel birşey, ama dinmezse kaybedecek birşeyiniz olmaz. Ama benim zaten üstüm ıslandığı için bekleyip üşütmektense bir an önce eve gitmeyi tercih ettim. İkinci olarak da yağmur yağarken kaskınızın vizörünü kapalı tutun. Çünkü vizörü bir defa açınca yağmur damlaları cama yapışıyor ve vizörü kapatınca bir süre hiçbirşey göremiyorsunuz. Ama vizörü hiç açmazsanız yapmur damlaları rüzgarın etkisi ile sağa sola kaçışıp her daim görmenizi sağlar. Hem de yağmur damlaları yüzünüze gözünüze gelmez.</li>
<li>Haftasonu <a href="http://carpuzz.com" target="_blank">carpuzz.com</a> diye bir yere gittik. Adamlar çok uygun fiyatlara mini-cooper ve smartları kiralıyorlar. Mini-cooper&#8217;lar 80 YTL, smart fortwo 29, smart forfour 39 YTL&#8217;den kiralanıyor. Ama en az 5 senelik ehliyetinizin olması lazım. Bir de adamlar sizinle yüzyüze tanışmak istiyorlar. Eğer size güvenirlerse arabaları veriyorlar. Araçları teslim günü akşam saat 18:00&#8242;de teslim etmeniz gerekiyor. Araçlarla günlük 100 KM mesafe sınırınız var. Daha fazla giderseniz km başına 1 ytl vermeniz gerekiyor. Ama mesela 2 günlük kiraladınız o zaman 200 km sınırınız var. Araçlar neden bu kadar ucuz derseniz 1) araçların üzerinde reklam var, 2) araçların reklamı yapılıyor</li>
<li>Düğüne 45 günden daha az kaldı. Heyecan bastı beni.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2008/haziran-hazimsizliklarim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kırıntılarım</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2007/kirintilarim/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2007/kirintilarim/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Mar 2007 01:07:42 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Motosiklet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/?p=338</guid>
		<description><![CDATA[Madem seviliyor devam edeyim o zaman Ben Kimim sayfasında aldığım 5 oydan anladığım kadarıyla iyiyim ama eksik yönlerim var İçimde engel olamadığım bir satın alma arzusu var. Geçen Vatan Bilgisayara gittim, bir arkadaşıma Toshiba S8 projeksiyon aleti aldık. Perdesi ve tavan aparatıyla birlikte 1.018 YTL hem de 9 taksit. Ben kendime almadım ama nasıl oldu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li>Madem seviliyor devam edeyim o zaman</li>
<li>Ben Kimim sayfasında aldığım 5 oydan anladığım kadarıyla iyiyim ama eksik yönlerim var <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </li>
<li>İçimde engel olamadığım bir satın alma arzusu var. Geçen Vatan Bilgisayara gittim, bir arkadaşıma Toshiba S8 projeksiyon aleti aldık. Perdesi ve tavan aparatıyla birlikte 1.018 YTL hem de 9 taksit. Ben kendime almadım ama nasıl oldu anlamadım kendime 350 YTL&#8217;lik alışveriş yapmışım.</li>
<li>Amerika&#8217;ya gidesim var.</li>
<li>Bu cumartesi mezun olduğum İstanbul Üniversitesi Bilgisayar Programcılığı bölümünde Ruby semineri vereceğiz. (Tankut&#8217;la beraber) Aslında bilgisayar programcılığı öğrencilerine yönelik bir seminer ama dışarıdan arkadaşlarımı da çağırdım. Bizim dönemden insanlar gelirse güzel bir seminer olabilir. Epey bi şamata olabilir. Ayrıca ikinci ilginç yanı seminer arasında yemeği bahçede yiyecek olmamız. Okulda cumartesi olması sebebiyle yemek çıkmıyormuş bu nedenle para toplayıp pizza alacaz. Ben bugüne kadar hiç bir seminerde parasını verip pizza yemedim. Bence samimi bir ortam olabilir. Tabi katılımcılar bu kadar sıcak bakmayabilir ama olursa bence çok güzel bir anı olur.</li>
<li>Sürekli rejim yapılınca rejimlerin de eski tadı kalmıyor derlerdi, meğerse doğruymuş. Aslında çok değil 3 defa ciddi anlamda rejim yaptım ama şimdi 4.ye başlayamıyorum. Bir türlü içimden gelmiyor. Veya kendimde o iradeyi toparliyamıyorum. Şimdi drpozitif.com ile 3 haftalık bir hedef koyduk. İnşallah hedefe uyabilirim.</li>
<li>Dün akşam 10-11 arası Göztepe Özgürlük Parkında tenis oynadık. Aslında biraz alışma turları gibi oldu ama gayet zevkliydi. Dikkatimi oyuna verdiğimde güzel oynuyorum aslında <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ama en ufak bir laf atmada dağılıyorum. Ama tadı damağımda kaldı. Yarın da gidip oyniyacağım. Hem de beleş <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </li>
<li>Dikkat ettim de Binbir Gece dizisinde herkesin gözler fal taşı gibi açılmış durumda. Sürekli gözlere odaklanılıyor.</li>
<li>Fal taşı da ne demekse</li>
<li>Bazen kahve ile Baileys içiyorum. Bir bardağın içinde yarım kapak koyunca çok güzel oluyor. Bazen 1 kapak koyunca çarpıyor. Sanırım sıcak olduğu için daha çabuk etkiliyor.</li>
<li>Bugün hava çok güzeldi. Şirkette hava almak için kapıya çıktım. Dışarı çıkmadan önce psikolojik olarak kesin soğuktur üşiyeceğim dedim ama dışarısı içerisinden daha sıcaktı.</li>
<li>Haftada 5 gün 40&#8242;ar dakika yürümem gerekiyor. Yürüyüşlerin normal tempoda olması gerekiyor. Dün abarttım 60 + 45 dakika yürüdüm. Üstüne bir de tenis oynadım. Sabah da 10:30 gibi şirketteydim. Normalde millet 8:30 da şirkette oluyor. Akşam da 17:30 gibi çıktım. Ama yapacak işim yoktu naaapiim <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </li>
<li>Yani işim vardı da acil değildi</li>
<li>Baileys çarptı galiba.</li>
<li>Kışın sıcak geçmesi yüzünden içki satışları geçen seneden %5-10 arası daha fazla olmuş</li>
<li>Havalar ısınsın piknik yapmaya gidelim. Ama dolma, börek yerine marul ve salatalık götürelim. Mangalda da kepek ekmek arasına hindi burger yaparız. Rejim hesaaabı.</li>
<li>Dün tenis oyniyacağım için Köprü dizisini izleyemedim ama bilgisayar kaydetsin diye uydu kartını ayarladım. Dizinin en hecanlı yerinde kayıt kesilmiş. Neyse haftayaki bölümün başında &#8220;Previously on Köprü&#8221; şeklinde geçmiş bölümün özetini verirler herhalde.</li>
<li>Uydu yayınlarında izlediğiniz kanaldaki programlar hakkında bilgiler de bulunuyor. Böylece istediğiniz programın saniyesi saniyesine ne zaman başlayacağını öğrenebiliyor hatta uydu kartına o programı kaydetmesi için hızlıca komut verebiliyorsunuz. Yaşasın teknoloji.</li>
<li>256K sınırsız internete alışmaya başladım. Artık internet eskisi kadar yavaş gelmiyor. Çünkü artık bişey indirmiyorum. Önce youtube&#8217;a falan giriyordum artık youtube bir lüks.  Bence youtube kapatılsın, zaten açılmıyor.</li>
<li>Başlığa kırıntılarım demişim ama konuyla ilgili birşey yazmamışım. Hemen yazayım. Dışarıda bir restorana gittiğimizde masaya düşen ekmek kırıntılarını yemek isterim ama özlem her seferinde masa pis olabileceği için kızar. Ama onun da tadı orda.</li>
<li>Bir önceki seçenek biraz zorlama oldu. Normalde evde masanın üzerindeki kırıntıları avucumun kenarı ile diğer avucuma toplar sonra vakum gibi çeker yerim <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ama dışarıda bunu yapmak ciddi cesaret istiyor çünkü masalar gayet pis.</li>
<li>Seçimler olduğunda kime oyvereceğime karar veremedim. Saadettin Tantan partisinin adını öğrenebilirsem ona verecem oyumu. Bundan 2 önceki seçimlerde sanırım LDP&#8217;ye vermiştim. Başlarında ilginç bir adam vardı. Besim Tibük müydü neydi? Bizim bölgeden 3 bin kişi oy vermişti. Parti toplamda %1 bile alamamıştı ama azınlıkta olan 3 bin kişiden biri olmak da ilginç bir duyguydu.</li>
<li>İstanbul Belediye Başkanlığı için AKP ve TOPBAŞA bir daha oy vermem. Başta adamlar bizim arkadaşın akrabası oldukları ve arkadaşımın çok dürüst biri olması sebebiyle şu anki yönetimin dürüst olduğuna ve İstanbul için uğraştığına inanmıştım. Ama bu son çıkan ihale skandalları yüzünden bir daha seçilmemeleri gerektiğini düşünüyorum.</li>
<li>Köprü dizisinde çok güzel bir laf edildi bugün. (Bugün dediğim aslında dün. Ben bilgisayardaki kaydedilmiş bölümü izliyordum bugün.) Vali &#8220;Devletin parası diye birşey yoktur, Devlet vatandaşa hizmet etmek için vergi adı altında vatandaştan borç para almaktadır. &#8221; dedi. Cidden de doğru söyledi. Yöneticiler vergileri kendi paraları gibi gördükçe işimiz zor. Sizin için en avantajlı ürünü seçmeyen satınalma müdürünü ne kadar süre daha tutarsınız?</li>
<li>Maaşımın 1/3&#8242;ünü vergi olarak veriyorsam birşeyleri ücretsiz almaya hakkım olması gerekmez mi?</li>
<li>Hüseyin yatar ve hemen uyur. Rüyasında birsürü şey görür ama sabah &#8220;dıdıdıdıt&#8221; layan bir saatten başka birşey hatırlamaz.</li>
<li>Yatp uyuyabilmek cidden çok büyük bir lütuf. Allah yatıp da uyuyamayanlara sabır versin. Birde benim gibi yatmamak için bahane arayanlara akıl fikir versin. Amin.</li>
<li>Bi de kandil gecelerinde hoca dua eder ve amin denilir ya. Bazı kişiler hocanın her susuşunda &#8220;amin&#8221; derler. Mesele
<ul>
<li>H: -Vatana<br />
- Amin<br />
H: &#8211; ve millete<br />
- Amin</li>
</ul>
</li>
<li>Amin</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2007/kirintilarim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>İlk motorum R6 uyku muyku kalmadı</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2006/ilk-motorum-r6-uyku-muyku-kalmadi/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2006/ilk-motorum-r6-uyku-muyku-kalmadi/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 22 Nov 2006 22:11:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Motosiklet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/?p=195</guid>
		<description><![CDATA[Özgün metin: http://www.hurriyet.com.tr/otoyasam/5475248.asp?gid=55 Birkaç gündür motosiklet.net&#8217;de bir arkadaşın yazdığı bir mesaj tartışılıyor. Konu cidden ilginç. Bir arkadaş 500KM scooter kullandıktan sonra saatte 230KM yapabilen bir motor almış. İkinci el almış, hem de deneme sürüşü bile yapmaya cesaret edemeden almış. Satan adam bindirip gezdirmiş. Bu olay daha sonra Hürriyet gazetesinde bir haber olmuş. Ben de paylaşmak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Özgün metin: http://www.hurriyet.com.tr/otoyasam/5475248.asp?gid=55</p>
<p>Birkaç gündür motosiklet.net&#8217;de bir arkadaşın yazdığı bir mesaj tartışılıyor. Konu cidden ilginç. Bir arkadaş 500KM scooter kullandıktan sonra saatte 230KM yapabilen bir motor almış. İkinci el almış, hem de deneme sürüşü bile yapmaya cesaret edemeden almış. Satan adam bindirip gezdirmiş. Bu olay daha sonra Hürriyet gazetesinde bir haber olmuş. Ben de paylaşmak istedim.</p>
<p><em>Ayşe Şule BİLGİÇ</em></p>
<p><em><strong>Yine elim klavyeye giderken ’tüylerimden tiken tiken oldum’ vallaha. Nerden başlayayım anlatmaya ki? Pekala&#8230; Hımmm&#8230; Motosiklet tutkusunun her geçen gün dalga dalga yayıldığını ve daha geniş kitleler tarafından bu tutkunun gün yüzüne çıktığını siz de fark ediyorsunuzdur.</strong></em></p>
<p><em>Her ne kadar ülkem bu güzel gidişe, darbe üstüne darbe indirse de, motosiklet sevdasını hayata geçirmek isteyenlerin sayısı her geçen gün artıyor. Artıyor artmasına da, cehalet her yerde olduğu gibi burada da tüm çıplaklığıyla buz gibi çıkıyor karşımıza.</em></p>
<p><em><strong>KARİZMAYI ÇİZER Mİ</strong></em></p>
<p>&#8220;Küçük motor karizmayı çizer mi?&#8221; sorusuna kafasında hala net cevap bulamamış, aklı soru işaretleri ile dolu bir sürü motor sevdalısı, başlangıç motorlarını seçerken belki de farkında olmadan hayatlarının hatasını yapıyorlar. Nereden çıktı şimdi bunlar demeyin. Etrafınıza bakın. Kendisini, inanılmaz gücüne, baş döndürücü görüntüsüne ve iç gıcıklayıcı sesine kaptırıp, motosiklet bilincinden uzaklaşarak, acemiler için son derece tehlikeli makinelerle motosiklet serüvenine başlayan o kadar çok motor sevdalısı var ki&#8230;</p>
<p>İşte onlardan birine internette, o motor sitesi senin, bu motor sitesi benim dolaşırken rastladım. Motosiklet.net forumlarında &#8220;İlk motorum Yamaha R6. Yeni aldım, halim perişan arkadaşlar, yardımmmm&#8230;&#8221; başlığını &#8220;eyvah&#8221; diyerek açtım. Sevgili Atıf arkadaşım içten içe yaptığı hatanın pekala farkında olarak tüm samimiyeti ile şöyle diyordu forumda; &#8220;Siteye ve motor alemine yeni daldım ama baya abartarak dalmışım. Bu yaz sadece vitessiz bir motor ile 500 kilometre yaptım ama bu olay beni fena sardı. Hyosung 250 alayım dedim sonra baktım 650’si ile fazla fark yok sonra baktım, baktım derken sonunda kendimi R6 ile pazarlık ediyorken buldum. Motorla bir tur attık ama tabii ben kullanmadım korktum. Satıcı bir tur attırdı. Bittim nerdeyse, çok güçlü, çok hızlı, titremeye başladım. Zaten geceydi orman kenarı bir yolda, eleman kökledi de kökledi. Neyse sonuçta aldım, şimdi bu aleti kullanmam lazım ama çok korktum. Motor bir anda sıçrıyor yerinden ve zaten inanılmaz bir sesi var. İlk önce dedim, egzozu sökeyim, orijinal egzoz takayım, en azından fazla ses yapmaz vs&#8230; Ha bire düşünüyorum, motor elime çarşamba günü gelecek. Ne yapmam lazım? Şansım var mı sizce? Yoksa direkt sakat bir şey mi denemiş olurum? Tüm tecrübeli arkadaşlardan hatta yeni başlayanlardan yorum ve tavsiye bekliyorum. İki gündür gözüme uyku girmiyor.&#8221;</p>
<p><em><strong>HANGİ AKLA HİZMET SATARLAR </strong></em></p>
<p><em>Atıf’ın son cümlesi her şeyi özetliyor aslında; &#8220;Gözüme uyku girmiyor&#8230;&#8221; Girmemeli zaten. 130 beygirlik bir aletten bahsediyorsun. Bugün o trafikte gördüğün otomobillerin bile yüzde 80’inde yok o beygir. Şimdi gelin bu samimi anlatımdaki acı gerçekleri bulalım. Her şeyden önce gayet keyifle başlayan bir motosiklet tutkusu görüyoruz. Sevgili Atıf, aslında her insanın içinde olduğunu ısrarla iddia ettiğim motosiklet sevdasını, bir yaz vitessiz bir motosikletle 500 kilometre yaparak iyice su üstüne çıkarmış. Sonrasında ise kendisinin bir motosiklet sahibi olması gerektiğine karar vermiş. Buraya kadar çok anormal bir şey yok.</em></p>
<p><em>Daha sonra &#8220;Acaba ben ne motosiklet alayım?&#8221; diye düşünmeye başlamış. Bu noktada kanımca Atıf’ın yaptığı en büyük hata, bir motosiklet sahibi olmaya karar verdikten sonra bu işin profesyonellerinden yani eğitimcilerden yardım almayı düşünmemiş olması. Kendi başına, sadece içindeki sevdaya ve cebindeki paraya dayanarak motosiklet bakmaya diye evden çıkan Atıf, akşam eve bir R6 sahibi olarak dönmüş. İşte tam da bu noktada, motosiklet sevdasına bir an önce kavuşmak isteyen Atıf’ı tek başına suçlayamıyorum açıkçası.</em></p>
<p><em>&#8220;Ulan sen hangi akla hizmet Hyosung 250 almayı düşünen adama R6 satarsın!!!&#8221; diyesim geliyor. İşte burası gerçekten çok ürkütücü. Bir motosiklet satıcısı düşünün; ki bunlardan bir değil bol var ülkemde, motosiklete binmeyi daha doğru düzgün bilmeyen, gözleri ışıl ışıl bu sevda ile parlayan, aslında yol gösterilmesine, tavsiyeye bol ihtiyacı olan bir potansiyel motorcuya ilk motor olarak R6 veriyor. Bir de utanmadan adam kullanmayı bile bilmediği için arkasına bindirip o aleti satacağım diye ’köklüyor da köklüyor!’ Yuh diyorum! Yuh ki ne yuh! Para bu kadar mı insanlığımızı çalar oldu? Ki olmuş işte. Gerçekten çok sinirleniyorum. Yarın öbür gün, bir pazar günü, o çocuğun aklını çelip sattığın motorun parası ile kendine krallar gibi bir kahvaltı sofrası kurup, gazetenin üçüncü sayfasını açtığında o gencecik motosiklet sevdalısının haberini okursan, o lokmalar boğazına dizilmez mi be adam? Yok yok cidden çok kızıyorum. Durun da azcık sakinleşeyim yoksa fena giydireceğim.</em></p>
<p><em><strong>ŞANSA BIRAKMAYIN, EĞİTİM ALIN </strong></em></p>
<p><em>Evet ne yazık ki, Atıf’ı, kendi gelip ’ben R6 alacağım’ dese, onu vazgeçirmesi, doğru yönlendirmesi gerekirken, aklını çelip, ki bu makinelerin akıl çelmesi çok doğal, paşa paşa motoru satan beyinsiz satıcılarla nasıl mücadele edilir bilemiyorum. Ama şunu çok iyi biliyorum ki eğer motosiklete başlamak gibi bir niyetiniz varsa işi hiç şansa bırakmayın. Mutlaka ve mutlaka motorunuzu seçmeden önce, dikkatinizi çekerim aldıktan sonra değil, seçmeden önce, ülkemin eğitim veren Rider Academy, Honda Motosiklet Okulu, Yamaha Süleyman Memnun Motosiklet Okulu gibi bünyesinde bu işi her detayı ile bilen, size doğru yolu gösterecek, doğru motoru seçmenize yardım edecek profesyonellerden eğitim alın. Bunu kimse için değil kendiniz için, aklınızı çelecek, sizi yanlış yönlendirecek cahillerden korunmak için yapın. Vallaha da billaha da pişman olmazsınız. Sonra Atıf gibi &#8220;Aldım ama ben ne yaptım yahu&#8221; diye uykularınızdan olmazsınız.</em></p>
<p><em><strong>HERKESİN BAŞINA GELEBİLİR </strong></em></p>
<p><em>Sevgili Atıf. Gelelim sana. Rica ederim bu yazdıklarımdan kalkıp da şahsını eleştirdiğimi, yerdiğimi düşünme. Senin düştüğün durum her motor sevdalısının başlangıçta düşebileceği korkutucu bir durum. Bu yüzden senin hikayenin diğer yeni başlayacaklara örnek olmasını istedim. Sana gelince, yardım isteğin o kadar samimi ki, gerçekten çok üzüldüm senin için. Sanırım tam da bugün motosikletin elinde olacak. Bana kalırsa başlangıç olarak o motora binme. Çok üzülebilir, bizi de çok üzebilirsin. Kendine uygun motosikleti bulabilmek için git bu işin eğitimini al. Bilinçlendiğin zaman sen de kendi kendine, ’ulan ne hıyarlık yapmışım harbiden ben R6 ile başlayarak.’ diyecek ve belki de sana o motoru satan satıcıya iki çift laf etmek için tekrar yanına gideceksin.</em></p>
<p><em><strong>HER SATICI BÖYLE DEĞİL </strong></em></p>
<p><em>İşin satıcı kısmına dönersek, tüm satıcılar da hemen alınmasın tabi. Ülkem bu konuda yanlış anlama ve gaza gelmeler konusunda meşhurdur. Hamamcıların yaptığı gibi tüm satıcılar birleşip bize hıyar dedi filan diye eylem yaparlarmış. Yok yok Allah’a şükür ülkemde, parasını cebine koymuş, en pahalısı en güçlüsü, en hızlısı hangisiyse ondan istiyorum diye dükkana giren potansiyel alıcıyı doğru bir motora yönlendirmeye çalışan, ’parasıyla değil mi kardeşim istiyorum’ diye ısrarcı olduğunda bile ’satılık değil o motorlar’ diyip alıcıyı kapı dışarı eden satıcılar da yok değil tabi. Bir satıcının da sizi bilinçlendirmek gibi bir ’mecburiyeti’ yok elbette. Bu noktada konu tamamen satıcının vicdanına kalmış. Bu sebeple, sizi arkasına atıp ’kökledikçe kökleyip’ aklınızı başınızdan alabilecek kişilerin de karşınıza çıkabileceğini düşünerek, kendinizi kimsenin vicdanına bırakmayın. Gidin ne neymiş, ne değilmiş araştırın, öğrenin, bilinçlenin, başkalarının tecrübelerinden yararlanın ve kendiniz karar verin. Zaten gerçekten motosiklet bilincine sahip olup da kendi kendinize böyle bir hata yapmanız mümkün olmayacaktır. İnanın!</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2006/ilk-motorum-r6-uyku-muyku-kalmadi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>PROTESTO: Trafik Levhaları ve Kuralları</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2006/protesto-trafik-levhalari-ve-kurallari/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2006/protesto-trafik-levhalari-ve-kurallari/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 03 Nov 2006 01:08:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Motosiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Takıntılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/?p=194</guid>
		<description><![CDATA[Bayramda Belçika&#8217;ya gidince trafiğin nasıl olması gerektiği hakkında biraz fikirler edinebiliyor insan. Sonuçta geçen seneye kadar trafik benim için toplu taşımaların içinde gittiği bir karmaşa olarak vardı. Bu sene gerek motosiklet gerek vosvos yüzünden trafiğin içine girmek zorunda kaldım. Tabii karmaşaya katılan yeni bir üye olduğum için olması gereken kurallardan çok insanların uyduğu kuralları öğrenip [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><!-- google_ad_section_start(weight=ignore) -->Bayramda Belçika&#8217;ya gidince trafiğin nasıl olması gerektiği hakkında biraz fikirler edinebiliyor insan. Sonuçta geçen seneye kadar trafik benim için toplu taşımaların içinde gittiği bir karmaşa olarak vardı. Bu sene gerek motosiklet gerek vosvos yüzünden trafiğin içine girmek zorunda kaldım.</p>
<p>Tabii karmaşaya katılan yeni bir üye olduğum için olması gereken kurallardan çok insanların uyduğu kuralları öğrenip onlara göre ve kendi doğru olduğunu düşündüğüm şeylere göre davranıyordum. Takiii Belçika&#8217;da kurallara uyulduğunda da trafikte rahat edilebileceğini görene kadar. Örneğin yaya geçidinden durmak o kadar da zor değilmiş veya kırmızı ışığın yeşil olmasını beklemek.</p>
<p>Ben genelde kurallara uymaya çalışırım ama örneğin hız sınırlarını gösteren tabelalara hiç bakmamıştır. Yurt dışında bu tabelalara çok dikkat ediyorlar. Bu cidden benim dikkatimi çekti. Sonuçta o tabela oraya süs olsun diye konulmamış, bir gereği düşünülmüş ve konulmuş. Örneğin yurt dışında sert bir viraja yaklaşırken virajı güvenli dönmek için inilmesi gereken hızı ayarlamak üzere kademeli olarak tabelalar konulmuş. Örneğin 120 ile gidilen bir otobanda 50 km&#8217;ye inmek için önce 70 km, daha sonra da 50 km levhası var.</p>
<p>Ayrıca bazı özel yerlerde 30 km sınırlaması konulmuş. Örneğin okul çıkışları. Ama bu yollar özellikle kısa tutulmuş ve başlangıç ve bitiş noktaları belirtilmiş. Ayrıca mutlaka 30 ile gidilmesi gerekiyorsa, ya yol daraltılmıi veya radar konulmuş. Böylece kurallara uymayan birinin olmaması sağlanmış. Bu sayede de o yolda çocuklar hızlı ve dikkatsiz giden bir şöforun kurbanı olmuyorlar.</p>
<p>Şimdi bize gelelim. Anadolu yakasında Kadıköy-Kartal arası kullanılan bir minibus yolu var. Bu yol çok işlek bir yoldur ve üzerinde deli gibi giden minibüsler vardır. Yol üzerinde Çimenzar yakınlarında bir yerde bir ilkokul var. (Faik Reşit Unat İlköğretim okulu). Okul önündeki hız tabelasında 20 yazıyor. Ama akşam vakti en yavaş geçen araç 120 ile gidiyor. Gündüzleri de trafik olmadığında 50-80&#8242;den az bir hızla gidilmiyordur.</p>
<p>Okul önünde kazalar oluyor mu bilmiyorum ama olmuyorsa bile bu yayaların uzun süreler araçlardan izin almaya çalışmalarından kaynaklanıyordur. Yoksa gelene gidene bakmadan yola atlasak, kurallara uyuyor bile olsak, ölebiliriz. O zaman ne yapacaz, yaya geçidinde _geçiş hakkı bizde olmasına rağmen_ araçların geçip yolun boşalmasını bekleyeceğiz. Hatta yayalar için yeşil ışık yanıyor olsa bile durup araçlara yol vermeliyiz. Çünkü onlar üst tabaka. Araba almışlar. Biz de ezilen halk modunda bekliyoruz.</p>
<p>Şimdi okul önüne 20 hız levhasını koyan kişi bu hız sınırın ne zaman son bulduğunu belirtme zahmetinde bulunmamış. Nasılsa kimse uymayacak. Sonra eğer yine de 20 ile gidilmesi gerekiyorsa, o yol üzerine rampalar yapılır. Ama rampa yapıp bırakmakla da olmuyor. Bir de rampa olduğuna dair levha koyacaksın. Tamam levhada var diyelim. Ama bu levhaların kaldırımdan olan uzaklıklarının standart olması gerekiyor. Bizde biri varken diğeri olmuyor. Onun için kelle koltukta gidiyoruz.</p>
<p>Ben diyorum ki bir kampanya yapalım. Trafikte hatalı gördüğümüz noktaları bir bir bildirelim. Kaldırımlar olsun, levhalar olsun, yol durumu olsun hepsini şikayet edelim. Böylece karşılarında sayısı gittikçe artan bir şikayet listesi olsun. Hatta resimler de koyalım inkar edemesinler. Denilsin ki; &#8220;1500 tane yol sorunu var, siz bunları yapmadan halen oy istiyorsunuz. Hadi ordan.&#8221;</p>
<p>Ne dersiniz?</p>
<p><!-- google_ad_section_end --></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2006/protesto-trafik-levhalari-ve-kurallari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Motosiklet Günlüğüm &#8211; I</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2006/motosiklet-gunlugum-i/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2006/motosiklet-gunlugum-i/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 30 Apr 2006 00:02:24 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Motosiklet]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/?p=131</guid>
		<description><![CDATA[Elimde motosiklet fuarında almış olduğum bir kitap var. Orada önerilen bir teknik var ve bana gayet mantıklı geldi. Kendimi de sıkmayacak şekilde yöntemleri yavaş yavaş uygulamaya başladım. Benim gibi motosiklet kullanmaya yeni başlayacak kişilere yardımcı olabilir diye buraya yazıyorum. 1. Motoru çalıştırma ve durdurma: Aslında kolay bir konu gibi duruyor. Önce motoru, fırlamaya karşı, önünde [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Elimde motosiklet fuarında almış olduğum bir kitap var. Orada önerilen bir teknik var ve bana gayet mantıklı geldi. Kendimi de sıkmayacak şekilde yöntemleri yavaş yavaş uygulamaya başladım. Benim gibi motosiklet kullanmaya yeni başlayacak kişilere yardımcı olabilir diye buraya yazıyorum.</p>
<p><strong>1. Motoru çalıştırma ve durdurma:</strong> Aslında kolay bir konu gibi duruyor. Önce motoru, fırlamaya karşı, önünde en az 3-5 metre boşluk olacak bir yere iterek götürüyoruz. Daha motoru bıraz tanımaya başlıyoruz. Gaz nerede, fren nerede, vitesler nerede, debriyaj nerede diye bakıyoruz. Sanırım çoğu motosiklette bu aparatların yerleri standarttır. Yani sol elde debriyaj, sağ elde ön fren maşası, sağ gidonda gaz, sol ayakta vites, sağ ayakta arka fren. Bunun yanında her motorda farklı yerlerde olabilecek, ışıklar, marş düğmesi, acil stop düğmesi, göstergeler, uzun kısa ışıklar, flasör, korna ve sinyallerin yerlerini öğrenmek gerekiyor. Bunlara baktıktan sonra, anahtarı marş yuvasına koyup açık duruma getiriyoruz. Daha sonra vitesi boşa getiriyoruz. Bunun için vites ayaklığını en aşağıya kadar bastırıp daha sonra hafifçe yukarı kaldırmak gerekiyor. Vites boşa geçtiğinde göstergede boş ışığı yanıyor. Böylece motorun boşta olduğunu anlayabiliyorsunuz. Daha sonra depriyajı sonuna kadar sıkıp, motoru çalıştırma düğmesine basıyoruz. (Ben marş düğmesi diyorum). Motor soğuk olduğu için çalışmaya bilir. Onun için jikleyi açmak garekiyor. Ben jikle kavramını arabadan duymuştum ama ne işe yaradığını ilk defa motorda gördüm. Bu jikle denilen nane motora fazladan benzin vererek motorun daha çok ısınmasını sağlıyor. Ama fazla benzine karşılık yeterlince hava alınamadığı için jikle açıkken motor çok hızlanamaz. Bunu öğrendiğimiz için önce jikleyin sonuna kadar açıyoruz, az gaz veriyoruz, debriyaj sonuna kadar sıkılı, ne olur ne olmaz diye sağ ayak arka frene basılı duruyor, sol ayak yerde ve marş düğmesine basıyoruz. bıgııı bıgıı diye bir ses geliyorsa az daha gaz verebilirsiniz. Motor çalışmaya başladığında marş düğmesini bırakın ama diğer herşey olduğu gibi kalsın. 30 sn kadar bu şekilde duruyoruz. Şimdi acil stop düğmesine basarak motoru durduruyoruz. Şimdi jikleyi yarım duruma getiriyoruz ve motoru yeniden çalıştırıyoruz. Az gaz vermeyi de unutmuyoruz. Motor eskisinden biraz daha zor çalışabilir. Biraz daha fazla gaz verebilirsiniz. Çalıştıktan sonra biraz da bu vaziyette devam ediyoruz. Bundan sonra motoru durdurup jikleyi kapatıp yeniden çalıştırıyoruz. Şimdi marşı yakmak üzere olan arkadaşlar için bir uyarı, acil stop düğmesine bastıktan sonra onu kapatmadan motor tekrar çalışmaz. (off sıkıldım)</p>
<p><strong>2. Debriyajı öğrenme:</strong> İlk antraman boyunca sol elimiz hep debriyajdaydı. Motorlardaki debriyaj arabalardaki debriyaj ile aynı işlevdedir. Arabada ne kadar hayat kurtarıyorsa, motorda da aynı önemi korur. Aynı zamanda motoru çalıştırmak için debriyaj sonuna kadar sıkılı olmalıdır. Motoru çalıştırıyoruz. Hafif gaz veriyoruz. Debriyaji hiç bırakmıyoruz. Vitesin üzerine basıp 1. vitese geçiyoruz. Ayağımızı arka frenden çekiyoruz. Hafif gaz veriyoruz. Sol ayak yerde. Sol elimizi çok çok yavaş olarak debriyajdan çekiyoruz. Motor harekete başladığı anda debriyaja sonuna kadar basıyoruz. Bu işlemi 10 defa tekrar ediyoruz. Böylece debriyajın kavrama noktasını öğrenmeye çalışıyoruz.</p>
<p><strong>3. Hereket ediyoruz:</strong> Debriyajın kavrama noktasını öğrendiğimize emin olduktan sonra moturu biraz ilerletmeye başlayabiliriz. 2. alıştırmadaki gibi motoru 1. vitese alıyoruz. Elimiz sonuna kadar debriyajda bekliyoruz. Sol ayak yerde sağ ayak bir sorun olmasına karşı arka firene basmaya hazır. Çok az gaz veriyoruz ve aynı zamanda bir sorun olması durumunda sol elimizle gazı bırakıp 4 parmakla frene asılmaya hazırlız. Rahat bir oturma pozisyonu alıyoruz ve elimizi çok çok yavaş olarak debriyajdan çekiyoruz. Kavrama noktasına geldiğimizde motor yavaş yavaş hareket etmeye başlıyor. 1-2 adım gittikten sonra debriyajı yeniden sıkıyoruz. Bu işlemi de 10-15 defa tekrarlıyoruz. Toplamda 30 adımlı yok gitmiş olmalıyız. Daha fazla gittiyseniz ya çok acelecisiniz ya da kötü bir başlangıç yapıyorsunuz.</p>
<p><strong>4. Giyim Kuşam:</strong> Daha bir yere gitmiyoruz, ne kıyafeti diyebilirsiniz. Ama gitmeye başladığınızda veya Allah göstermesin işler test gidip düştüğünüzde çok geç olabilir. Aynı zamanda bu kıyafetleri motor kullandığınız sürece sürekli giyeceğiniz için ne kadar erken alışırsanız o kadar iyi olur. Onun için almış olduğunuz tüm kıyafetleri giymenizde fayda var. Eğer hiç kıyafetim yok diyorsanız motor durdurup en azından bir kask alın. Evde bir deri eldiveniniz varsa onu da giyin ki elleriniz üşümesin. Pantalon ceket kark dizlik dirseklik ne varsa giyin.</p>
<p><strong>5.Biraz hareket etsek mi?: </strong>Şimdi 3. adımdaki işlemleri yeniden yapıyoruz ama bu sefer hareket etmeye başladığımızda debriyaja basıp durmuyoruz. Biraz ilerliyoruz. Unutmamak gereken şey 4 parmak debriyaj maşasında hazır bekliyor. Sağ el hafif gaz veriyor ve heran frene basmak üzere tetikte, sağ ayak frene basmaya hazır bekliyor. Sağ ayak yerde. hafif hafif ilerliyoruz. Kendimize güvenimiz yerindeyse ve önümüzdeki yol da musaitse hafiften hızlanıp sol ayağımızı yerden kesip ayaklığına koyuyoruz. Bu şekilde bir süre ilerliyoruz.</p>
<p><strong>6. Duralım artık:</strong> Artık yavaş da olsa gidebildiğimize göre durmup yeniden harekete geçme denemeleri yapabiliriz. Onun için nasıl duracağımızdan bahsetmek istiyorum. Önce debriyaja sonuna kadar basıyoruz. Vitesin 1. vitese almak için vitese aşağıda doğru basıyoruz. Sağ elimizi gazdan kesip frenin üzerine koyuyoruz ve 4 parmağımızla yeterince yavaş olarak frene basıyoruz. Daha sonra durmak istediğimiz yere çok yaklaştığımızda sağ ayağımızla arka freni de sıkıyoruz ve birden duruyoruz. Durduktan sonra sol ayağımızı yere koyuyoruz. Sağ elimizle acil stop düğmesine basıp motoru durduruyoruz. Bundan sonra diğer ayağı da yere koyup debriyaj ve fren elciklerini bırakabiliriz.</p>
<p><strong>7. Neden acil stop düğmesini kullanıyoruz?</strong> Şimdi motorlarda acil bir durumda motoru acilen durdurmak için bir acil stop düğmesi vardır. Bu düğme motorun elektriğini keserek motoru durdurur. Bu düğmeyi kullanmazsak marş anaktarını çevirip motoru durdurmamız gerekir ki bu işi yapmak için bir elimizi gidondan çekmemiz gerekir. Bu da yerine göre tehlikeli bir harekettir. Şimdi o düğmeyi kullanmak için acil bir durum olmasını beklemek yerine bu düğmeyi kullanmayı alışkanlık haline getirip acil durumlarda refleks olarak kullanmak daha doğru bir davranıştır. Hem de motoru yeniden çalıştırmak daha kolay oluyor.</p>
<p><strong>8. Rahatlama:</strong> Sanırım motora başlayanların en büyük sorunu kollarının kasılması ve akşam eve geldiklerinde kol ağrıları çekmeleridir. Bence motora ilk binişte gergin olmak doğaldır ama bu tedirginliği bir an önce atmakta yarar var. MotoShow&#8217;da aldığım kitapta bu konu üzerinde çok durulmuş. Kollar gevşek, bilekler hafif bükük, gözler ileri bakıyor, omuzlar rahat, surat gülümsüyor. (Gülümsemek bu rahatlamayı kolaylaştırıyor.) Bu rahatlamayı her 5 dakikada bir hatırlayıp uygulamalıyız. Zira rahatlama ardından 20-30 saniye geçmeden ister istemez gerginleşiyorsunuz.<br />
İlk gün için bu kadar antraman yeterlidir. 5. adımı 10-15 defa tekrar edip motorun gitmesi için ne kadar gaz vermeniz gerektiğini öğrenmek önemli birşey. Ayrıca rahatlamanın gerekliliğini fark etmelisiniz. İkinci gün için tavsiyelerimi daha sonra yazarım. Motora binmek çok zevkli.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2006/motosiklet-gunlugum-i/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
