<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gomleksizoglu.com &#187; Takıntılarım</title>
	<atom:link href="http://gomleksizoglu.com/category/takintilarim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://gomleksizoglu.com</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 29 Jul 2010 09:28:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title>Borçları temizliyorum</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2010/borclari-temizliyorum/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2010/borclari-temizliyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2010 00:20:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Takıntılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/?p=556</guid>
		<description><![CDATA[Bu başlığı atarken biraz düşündüm açıkcası. Çünkü sadece başlığı okuyan tanıdığım biri &#8220;aaa borcu varmış&#8221; falan der dedim ama zaten yazının ilk cümlesini bile okumadan yorum yapacak bir tanıdığım varsa acısın Hoş bu ilk cümleyi okuduktan sonra &#8220;borcu yokmuş borç isteyeyim&#8221; diye düşünen varsa o da çok heveslenmesin. Neyse, televizyonun sesini kısıp hemen konuma dönüyorum. [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Bu başlığı atarken biraz düşündüm açıkcası. Çünkü sadece başlığı okuyan tanıdığım biri &#8220;aaa borcu varmış&#8221; falan der dedim ama zaten yazının ilk cümlesini bile okumadan yorum yapacak bir tanıdığım varsa acısın <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Hoş bu ilk cümleyi okuduktan sonra &#8220;borcu yokmuş borç isteyeyim&#8221; diye düşünen varsa o da çok heveslenmesin.</p>
<p>Neyse, televizyonun sesini kısıp hemen konuma dönüyorum. Şimdi efendim benim Aylin&#8217;e 12 TL borcum var. Tam 12 olmayabilir. 10 TL&#8217;de olabilir emin değilim. Hoş şimdiye kadar arayıp sıkıştırmadı, sağolsun. Ama bu borçla da yaşamak istemiyorum. Aynı şekilde Irem&#8217;e de borcum var. Leman&#8217;a var mı emin değilim, ama Özlem&#8217;e de biraz var sanırım. Eşim Özlem&#8217;e değil(hoş eşime de dini nikah sırasında katekulliye gelip yüklüce borçlandım ya, neyse. Ona az bile <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ). Buradan benim kızlardan ufak ufak para tırtıkladığımı düşünenleri eshefle kınıyorum. Ayrıca bu kadar kızla münasebetim olmasına da tepki verenleri de kınıyorum. Anlayıp dinlemeden yorum yapmayalım lütfen.</p>
<p><img src="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2010/02/oldfloppydisk1905.jpg" alt="Alakasız resim" align="right" />Hemen geyiği bırakıp bu borçlu olduğum kişilerin, Aylin Aslım, Özlem Tekin, Leman Sam ve İrem (soyismini bilmiyorum, hayalet sevgilimi söyleyen kız işte) olduğunu söyliyeyim. Ben bunların albümlerini çekmiştim teee bir zamanlar, onunçin kendilerine borçlu hissediyorum.Hoş hepi topu bu kadarcık mı mp3 çektin derseniz, elbette bu kadar değil ama Türklerde sevip dinlediklerim bu kadar. Gerisi meraktan çekip sonra unutup gittiğim şarkılar.</p>
<p>Benim korsan mp3 olayındaki dürüstlük anlayışım şu şekilde. Ben öyle radyo dinleyen biri değilim, hoş burada türk radyolarını dinlemek için şirketin band genişliğini sömürmek gerekiyor. Hoş sömüren arkadaşlar var ama zaten yavaş olan interneti daha yavaşlatmanın anlamı yok. Hele mesai saatleri içinde, di mi Rahim <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Neyse, ben ordan burdan rasgele dinleyip beğendiğim bir şarkı olunca acaba bu sanatçının başka şarkıları da güzel midir diyerek mp3&#8242;lerini çekiyorum. Sonra 1-2 hafta şarkıları dinleyip beğenip beğenmediğime karar veriyorum. Mesela Aylin Aslım örneğinde o şekilde oldu. Okan Bayülgen&#8217;in programında gördüm ve şarkılarını beğendim. Hoş aslında kızın izleyici sözlükçü çocuklara verdiği cevaplar hoşuma gitmişti. Alla Allah dedim. Bir çekelim dinleyelim. Hemen türk torrent sitelerinden ufak bir aramayla mp3&#8242;leri indirdim. Cep telefonuma koydum ve dinledim. Başlarda ehh işte diyordum ama sonra hoşuma gitmeye başladı. Dün yine okan bayülgen&#8217;de görünce heh dedim benim bu kıza borcum vardı. Hoş ödemiş değilim ama borcum borç.</p>
<p>Aynı şekilde İrem&#8217;in de Hayalet Sevgilim albümü de en çok dinlediğim albümlerden biri. Çok güzel mi tartışılır ama eski şirkette çalışırken akşam çalışmak zorunda kaldığım zaman hayalet sevgilim şarkısını döndüre döndüre dinliyordum. Şimdiii, müzik zevkimi hayalet sevgilimle sınırlamak istemiyorum. Jaz dinlerim, klasik müzik dinlerim <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Entelim dantelim <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Hayalet sevgilim bana terapi müziği gibi geliyor. Onu dinlerken daha kolay kod yazabiliyorum. Onun için İrem&#8217;e de o albümü için borçluyum.</p>
<p>Leman Sam&#8217;a borçlu muyum bilmiyorum. Onun da şarkılarını geçen indirdim ama o şarkıları Leman Sam kimmiş tanımak için indirdim.(Leman Sam&#8217;la Zuhal Olcay&#8217;ı karıştıran biri olarak o mp3&#8242;leri çekmek zorundaydım <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ) Eğitim amaçlı diyebiliriz. Şarkıları güzel, hatta 1-2 şarkısını sevdiğim şarkılar kategorisine aldım ama o kadar çok şarkı için borçlanmak yerine dinlememeyi tercih ederim. Bir de çok eski şarkıları yıllar sonra çekince borçlanma olmaması lazım bence. Sonuçta o şarkılardan şu anda bir gelir beklentisi olmaması lazım. Onun için Leman kusura bakmasın, borçluysam da ödemeyeceğim. Hoş borçluysam illaki bir şekilde öderim ya, para ile ödemeyi düşünmüyorum en azından. Bir şekilde çıkar aheste aheste.</p>
<p>Özlem Tekin&#8217;in de çok şarkısını dinlemişimdir. Ödemeye kalksam altından kalkamam onun için kendisiyle eski şarkılarını çok dinlememek kaydıyla bir borç affı yapmayı düşünüyorum. Son albümü için çalışmalarım da devam ediyor. Yine sanırım okan bayülgen&#8217;in programında görmüştüm kendisini. Şarkılarını ve kendisini seviyorum Özlem Tekin&#8217;in. Son albümünü internetten çekip bile bile borçlanmayı kendime yediremedim. Onun için gideyim alayım albümü de içim rahat etsin demiştim.</p>
<p>Önce fan sitelerine girdim, belki nerden satınalabilirim diye bir link vardır diye ama bulamadım. Sonra internette arattım yine çok birşey bulamadım. Bir blog sitesinde CD&#8217;nin alınabileceği bir link buldum, sonra başka bir sitede de mp3 satın alabileceğim bir yer buldum. 12 Şarkı 12 TL demişler. Aynı şekilde CD de aynı fiyat. Yurt dışında olduğum için CD almayayım dedim. mp3 alayım telefonuma koyar mutlu mesut dinlerim dedim. Bu durumda mp3 alacaktım. Sonra dedim, bu adamlar bu mp3&#8242;leri tek tek de satıyorlar. O zaman hepsini almak zorunda değilim. Dedim içlerinden güzellerini seçeyim ucuza gelsin. Demoları dinledim, birşey anlayamadım. İnsanların güzel dediği 3-4 tanesini çeksem belki ben diğerlerini daha çok sevecem diye işgillendim. Dedim tamam hepsini alıyorum. Tam alacaktım, ya dedim bu adamlar şimdi yok yasal mp3 yapacaz, yok kopyalanmasın, yok yazılmasın diye bir sürü atraksiyon yapmışlardır diye içim bir burkuldu. Hemen peşinden de ya dedim 12 TL vereceksem CD alırım. Hem elimde birşey olur, gerekirse arabada da dinlerim dedim. CD&#8217;den mp3 yaparım ben ne olacak ki. Hatta CD alırım, mp3&#8242;ü de internetten çekerim.</p>
<p>CD&#8217;si elimdeyken mp3&#8242;ünü çekmek de yasak mıdır acaba? Bence yasak olmaması lazım. Ayrıca bence mp3&#8242;lerin CD&#8217;den daha ucuz olması lazım. Sonuçta ortada bir CD ve dağıtım masrafı var. Ayrıca satıcının da kazancı var. Ama mp3&#8242;de sadece server maliyeti var, ki korsanlar da aynı maliyeti karşılayabiliyorsa çok büyük sorun olmaması lazım. Tabii satıcını kazancı mp3 satışında da olması lazım ama reklamdan ondan bundan para kazanıp kullanıcıya daha ucuza hizmet vermek mümkün ama nedense kimsenin işine gelmiyor. (bakınız biletix hizmet bedeli)</p>
<p>Şu anda ttnet&#8217;in korsan mp3 çekenleri 2 defa uyaracağı, 3. uyarıda adsl&#8217;lerini kapatacağından bahsediliyor. Çok mümkün olabilecek birşey değil ama şu şekilde yapabilirler, mesela polislerin açtığı emule veya torrent sitelerinden download yapıldığında mp3&#8242;ün indirildiği gerçekten kanıtlanabilir veya internetten doğrudan çekilen mp3 dosyaları varsa dns kayıtlarından ya da proxy kayıtlarından bilgi toplamak da mümkün. Çözüm olarak da şifreli dosyalar çekmek ve güvenilir kaynakları kullanmak da mümkün. Bunun yanında internet trafiğinizi şifrelemek ve tüm işlemler yurt dışından bir yerden yapılıyormuş gibi göstermek de mümkün. Bu durumlarda yapabilecek çok birşeyleri olacağını sanmıyorum. Ama böyle yasaklar koymak, korkutmak yıldırmak yerine müzik yapımcılarının daha radikal yöntemlere gitmeleri gerekiyor bence. Korsan CD ve Korsan DVD olduğu sürece böyle yasakların bir işe yarayacağını sanmıyorum.</p>
<p>Bizim özgürlükçü mail gruplarında bir süredir özgür müzik, açık müzik gibi terimler tartışılıyor. Ücretsiz, herkesin ulaşabileceği müziklerden de para kazanılabilir. Zardanadam yaşayabiliyorsa bu mümkün bence. Ayrıca ben 12 TL olan borcumu doğrudan Aylin Aslım&#8217;a vermek istiyorum. O nereye istiyorsa versin. Şu anda borcumu ödemek istediğimde %15&#8242;i onun cebine girmiyordur eminim. Yıllardır söylerim yine söylüyorum, bu borcum olan elemanlar sitelerinde bağış linkleri koysalar 12 TL değil 20 TL bile veririm.</p>
<p>Son olarak az önce Yonca Lodi&#8217;ye &#8220;Haksızlık Değil mi?&#8221; adlı şarkısı için borçlandığımı üzüntüyle belirtmek istiyorum. Canım ailem dizisinde dinledim, güzel bir şarkı. Bakalım 2 haftam var. Halen borçlanmış sayılmam.</p>
<p>En son olarak <a href="http://www.jamendo.com/en/" target="_blank">http://www.jamendo.com</a> sitesini ziyaret edin diyorum. Free ve Legal müzik sitesi. Dinlemek ve indirmek bedava, ama bir yerde kullanacaksanız izin almanız veya parasını ödemeniz gerekiyor. Paralar kullanacağınız yere göre değişiyor. Müziğin yapımcısı ile anlaşmanız gerekiyor.</p>
<p>Not: Yazıyı bir daha okuduğumda, biri benim birşeyimi çalıp, 2 hafta kullanacam 2 hafta sonra geri vermezsem çalmış olurum, yoksa çalmış sayılmam dese ne derim bilmiyorum. Sanırım mp3&#8242;e para vermek biraz kültür meselesi ve bizim o kültür seviyesine gelebilmemiz için biraz daha vakit geçmesi lazım. Ben bile para vermemek için sürekli mazeret buluyorsam, epey bir vakit geçmesi lazım.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2010/borclari-temizliyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Belarus&#8217;da bir Beyaz Türk</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2009/belarusda-bir-beyaz-turk/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2009/belarusda-bir-beyaz-turk/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 09 Jul 2009 21:31:33 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi]]></category>
		<category><![CDATA[Takıntılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/2009/belarusda-bir-beyaz-turk/</guid>
		<description><![CDATA[Belarus&#8217;daki ikinci günümde yazılarımı okuyan Türk gençlerine burasıyla ilgili keşfettiğim şeyleri açıklıyorum. Can kulağı ile dinle ey Türk Genci. &#8220;Belarus&#8217;da millet alem yapıyor, kızlar Türklerin üzerine atlıyor&#8221; diye düşünen zihniyetler daha rahat anlasın diye maddeli yazıyorum. Kardeşim burası öyle düşündüğünüz gibi bir yer değil. Herkes efendi gibi işine gidiyor, işine gücüne bakıyor, yemek yiyor, kiliseye [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Belarus&#8217;daki ikinci günümde yazılarımı okuyan Türk gençlerine burasıyla ilgili keşfettiğim şeyleri açıklıyorum. Can kulağı ile dinle ey Türk Genci. &#8220;Belarus&#8217;da millet alem yapıyor, kızlar Türklerin üzerine atlıyor&#8221; diye düşünen zihniyetler daha rahat anlasın diye maddeli yazıyorum.</p>
<ul>
<li>Kardeşim burası öyle düşündüğünüz gibi bir yer değil. Herkes efendi gibi işine gidiyor, işine gücüne bakıyor, yemek yiyor, kiliseye gidiyor.</li>
<li>Türkiyeden güzel olarak restoranlarda çalışan kızlar Türkiyede mankenlik yapan kızlardan daha güzeller. Ama sonuçta o kızların olayı garsonluk yapmak.</li>
<li>Bugün uzun konuşmalardan sonra Belarus&#8217;un aslında kadın egemen bir ülke olduğuna oy birliği ile karar verdik. Buradaki kadınlar Türkiye&#8217;deki erkekler gibi kendilerine güvenleri tam, laylaylom geziyorlar. Ama erkekler biraz daha uysal, sakin ve ağır başlı. Böyle olunca nasıl Türkiye&#8217;de erkekler kadınlara sarkıntılık ediyorlarsa buradaki kadınlar da erkeklere o gözle bakıyorlar. Tabi hiçbir zaman bizdeki erkekler gibi değil. Biraz daha edepli, yani en azından içkili değilken. İçkiliyken daha sarkıntı oluyorlarmış. Ben görmedim. Zaten ramazan geliyor, ne içkisi.</li>
<li>Buradaki kadınlar cidden çok zayıflar. Kadınların elinde 2 tane çocuk ama kadını görsen bizdeki 18 yaşındaki kızdan daha çıtır. Ama düşünen Türk gencinin gözünden bu sorun da kaçmadı tabiki. Hiç düşündünüz mü neden bunlar bu kadar zayıflar. Sebebi çok basit. Ben baktım bunların nerdeyse hepsi göbekleri açık geziyorlar. Gömlek veya t-shirtlerin göbek kısımları tam göbeğe kadar. Tabi ister istemez açılıyor ve oradan soğuk giriyor. Sürekli midesi üşütük ve cırcır rus kızı da haliyle kilo alamıyor.</li>
<li>Yemekte, burada okuyan bir grup Türk gördük. Garson kız çocuklara yeterli yer olmadığını söyleyip çocukları dışarı çıkarttı. Daha sonra bize dönüp siz oturun, sizi onlardan daha çok seviyorum(arkadaş olarak canım abartmayın hemen) çünkü siz espiriden anlıyorsunuz ben de mutlu oluyorum ama onlar anlamıyor dedi. Gittiğimiz yer Türk restoranı olunca garson kız rus olmasına rağmen Türkçe konuşuyordu. Demek ki burada espiriden anlamayan Türk öğrenciler var. Artık derslerine mi konsantreler yoksa akılları başka yerde mi tam anlamadım.</li>
<li>Kiliseye 50 dolar verildiğinde kilise düğünü yapılabiliyormuş. Bekar erkekler buraya gelip, güzel bir kız bulurlarsa ucuza düğün de yapabilirler.</li>
<li>Valla çoğu şey çok pahalı, bir öğle yemeği yedik 32.000 ruble tuttu. Bu paraya pilav üstü döner ve cacık yedim. Biliyorum kafanızdan kaç TL yapıyor diye soruyorsunuz. Söylemiycem gidin araştırın öğrenin.</li>
<li>Tamam tamam söylicem. 32.000 ruble 19 TL civarı birşey yapıyor. 10.000 ruble 6 TL yapıyor. Yani fiyatları 0.6 ile çarpmak gerekiyor. Sonra da 3 sıfır atacaksın.</li>
<li>0.6 ile çarpmanın kolay yolunu söyliyeyim mi? Önce fiyatı ikiye bölüyorsun sonra fiyatın onda birini ekliyorsun. Daha karmaşık gelecek ama aslında öyle değil. Mesela 32.000 ruble ya. Böl ikiye, 16.000 sonra da 32.000&#8242;den bir sıfır at. 3.200 bunu 16.000&#8242;e ekle. naaptı, 19,200. İşlemin en zor kısmı toplama. Böyle böyle pratik zekam da gelişiyor.</li>
<li>Bugün otelin havuzuna gittik. Çok güzel bir havuzu var. Hem de ücretsiz. Bir de girişte havlu bornoz ve terlik veriyorlar. Bone takmak zorunlu değil. Havuzun yanında jakuzi bir de arkada sauna var. Yalnız ben şortumu 1 yıldır yanımda taşırken tek gerekli olduğu zamanda yanıma almadığımı farkettim. Almanya&#8217;ya Belçika&#8217;ya falan tam takım yüzme malzemesi ile giderken buraya uyduruk bir şort bile koymamışım. Onu geçtim spor çorabı bile yoktu. Tabi mecburen 124.000 ruble vererek aldım. Hemen hesapladınız biliyorum ama ben hesaplayamayanlar için söyliyeyim 62 + 12,4 = 74,4 TL verdim.</li>
<li>Yağı bol bulan arap misalı yarın sabah da havuza gitmeyi düşünüyoruz.</li>
<li>Gariptir buradaki kadınların nerdeyse hepsi mutlu gözüküyorlar. Garip geliyor çünkü Türkiye&#8217;deki kadınlar bence mutlu değiller. Çünkü mutlu olmayı bilmiyorlar. Mutlu olmamak için ellerinden geleni yapıyorlar. Mesela durduk yere acaba şöyle mi olmuştu, böylemi olmuştur diye kendilerini doldurup kara kara düşüncelere dalıyorlar. Yok o benden çok alıyor, yok o benden mutlu, yok o daha çok eğlendi ben eğlenemedim diye diye kendilerini tüketiyorlar. Ama gel gör ki Türkiye&#8217;de ve dünyada kadınlar sinsi gibi erkeklerden daha uzun yaşıyorlar. Erkekler genel olarak mutlular ama çevrelerindeki mutsuz kadınların gazabına uğrayıp nalları dikiyorlar sanırım. Ama buradaki kadınlar mutlu gözüküyorlar. Zayıf ve güzeller. O zaman buradaki erkekler daha uzun yaşıyor olmalılar. Hemen wikipedia&#8217;ya bakalım ve erkeklerin yaşam sürelerine bakalım. Erkek 65, kadın 76. Yuh diyorum başka birşey demiyorum. Türkiye&#8217;de Erkek 70, kadın 73müş. Gariptir biri artınca diğeri azalıyor. Demek ki birlikte ne kadar uzun yaşanırsa ömürden gidiyor.</li>
<li>Barlarda iki tip avcı varmış. Bir tanesi dans pislinde kızla arasını yapanlar, diğeri sarhoş kızları toplayıp evlerine götürenler. İkincilere akbaba diyorlar.</li>
<li>Buradan ailelere sesleniyorum, çocuğunuz belarus&#8217;a dil öğrenmeye gidicem diyorsa bilinki yalandır. Çalışmaya gelenler ayrı. Onlar mecburiyetten geliyorlar. Öğrenciler mecbur değil. Gitsinler internetten öğrensinler.</li>
<li>Burada çok sefil durumdayım. Bu akşam spor yapma gazıyla akşam yemeği yiyecek vakit kalmadı. Akşam yemeği olarak 2 salatalık, 200 gr siyah zeytin, 100 gr peynir, 1 elma yedim. Siz halen haremdeymişim gibi düşüne durun ama durum bu. Amele yemeği yiyip NTV avrupa izliyorum. Kadınların hepsi de bıyıklı zaten.</li>
<li>Buradan karıma sevgilerimi gönderiyorum. <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2009/belarusda-bir-beyaz-turk/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>7</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ben yurtdışı gördüm</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2009/ben-yurdisi-gordum/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2009/ben-yurdisi-gordum/#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 05 Mar 2009 18:48:28 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Takıntılarım]]></category>
		<category><![CDATA[almanya]]></category>
		<category><![CDATA[belçika]]></category>
		<category><![CDATA[frankfurt]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/?p=523</guid>
		<description><![CDATA[1 senedir i2i Bilişim isimli bir şirkette çalışıyorum. Geçiş hikayemi yazmıştım zaten. Tam 1 senemin bitmesiyle birlikte yurt dışındaki projeler için ülke dışına çıkmaya başladım. Zaten işe başladığım günden itibaren yurtdışında projelerde yer alacağımızdan bahsediliyordu. İlk başlarda yeni evli biri olarak sürekli yurt dışında olma düşüncesi zor geliyordu ama zaten olaylar söylendiği şekilde yürümedi. Yürümediği [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>1 senedir i2i Bilişim isimli bir şirkette çalışıyorum. Geçiş hikayemi yazmıştım zaten. Tam 1 senemin bitmesiyle birlikte yurt dışındaki projeler için ülke dışına çıkmaya başladım. Zaten işe başladığım günden itibaren yurtdışında projelerde yer alacağımızdan bahsediliyordu. İlk başlarda yeni evli biri olarak sürekli yurt dışında olma düşüncesi zor geliyordu ama zaten olaylar söylendiği şekilde yürümedi. Yürümediği iyi de oldu. Sanırım 6 aydır bir proje için Belçika&#8217;ya gideceğimiz söyleniyordu. İlk günden şirkette araştırmalar yapıldı. Gezilecek gidilecek yerler belirlendi, hatta havanın sürekli yağmurlu olmasından dolayı şikayetler bile edildi. Ama gel gelelim proje için Belçika&#8217;ya gidecez diye beklerken işleri uzaktan da yapabileceğimiz, 4 mevsimi yaşadığımız cennet memleketimizden uzaklaşmadan da işleri yapabileceğimiz anlaşılınca bizim havası kapalı mundar Belçika&#8217;ya gitme işi de başka bir bahara kaldı.</p>
<p>Tabi ben o ilk gazla mundar Belçika&#8217;da yaşayan abime haftaya geliyorum 6 ay orada kalacam veya buna benzer birşeyler söylemiş olsam gerek ki, abim 6 ay boyunca ne zaman geleceğimi sorup durdu. Bizim proje oldu bitti derken, projenin kıyısından köşesinden alakalı başka bir proje için Belçika&#8217;ya çağırıldım. Belçika&#8217;ya daha önce abimi ziyaret için 2 defa daha gitmiştim. Onun için çok fazla heyecanlanmadım. Bu arada beni çağıran kişi 0202-0602 tarihleri arasında geleceksin diyince bir an sevinmiştim. Malum avrupalılar tarihleri Ay ve Gün olarak yazarlar. Böyle olunca bu tarihlerden 4 ay Belçika&#8217;da kalacam gibi bir izlenim edinmiştim ki daha sonrasında sizin de anlayacağınız gibi aslında hepi top 4 günlük bir işmiş. (sonrasında 10 güne uzatıldı)</p>
<p>Belçika 3 saat uzakta sevimli bir memleketimiz. Ankaradan hallice bir sevimliliği var. Orada, Business Flat dedikleri sık seyahat edenlerin ev özlemi çekmemeleri için dayatılmış döşetilmiş evlerde kaldım. Bir bekarın (çapkınlık anlamında düşünmeyin çünkü ben öyle düşünmüyorum) ihtiyacı olabilecek herşeyi içinde barındıran bir ev düşünün. Amerikan mutfak dedikleri salona bakan bir mutfağı, 1 televizyonu. Üzerinde 2 minder ve bir battaniye olan deri bir koltuğu,  bir sehpası, 4 kişilik yemek masası, 6 kişilik yemek takımı, fırın, su ısıtıcı, ekmek kızartıcı, buzdolabı, ütü ve ütü masası olan şirin bir ev. İşin daha güzeli evde ücretsiz 3 Mbit internet bulunuyor ve ev Brüksel&#8217;in en merkezi sokağında bulunuyor.</p>
<p>Taksi paraları günlük gitgel 80 euro tutunca evden işe toplu taşıma ile gitmeye karar verdik. Otobüstür, trendir derken ev-iş arasını 60 dk&#8217;dan 30 dk&#8217;ya kadar indirdik.  Öğlenlerini de genelde şirketin yemekhanesinde  hallettik. 1 öğlen orada birlikte çalıştığımız Türk&#8217;le (Mesut) yakınlardaki bir dönerciye gittik. Benim gitmek için 6 aydır beklediğim projeye son anda dahil olan isviçreli Adam(edım okunuyor, sonra adam yazmış diye mail atmasın kimse <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  )&#8217;da bizimle geldi. Bonkör dönerci nerdeyse kafam kadar bir ekmeğin içine alabildiğince et ve patates koymuş, bununla da yetinmeyip doymazsanız ekmeğinizi getirin içine biraz daha patates koyayım dedi. Hem de ekstra para istemeden. Dönerci adamın çömertliği isviçreli Adam&#8217;ın karşısında bizi yüceltti. Biz hep böyleyizdir falan diye de 1-2 ingilizce cümle de patlattık tabiki ardından.</p>
<p>Neyse yine şirkette yemek yediğim bir gün, Türk olduğunu öğrendiğim kasiyer kızla garip bir muhabbetimiz geçti. Hemen şunu da belirteyim ben bu kızın Türk olduğunu öğrenmeden önceki gün, ben ingilizce o fransızca olarak konuşarak anlaşamamıştık. Neyse bu sefer kıza &#8220;Merhaba&#8221; diyerek muhabbete girdim. (Tabi bunlar yemeğin parasını ödeme sırasında oluyor.) Kız bir anda şaşırdı, aaa siz Türkmüydünüz dedi. Evet dedim. &#8220;Kısa süreli geldim, yakında dönüyorum&#8221; dedim. Kızın &#8220;Ben zaten sizin Türk olduğunuzu düşünmüştüm ama domuz eti yediğinizi görünce Türk değildir herhalde dedim&#8221; demesiyle bir önceki gün yediğim makarnanın sosundaki garip şeylerin domuz eti olduğunu anlamam bir oldu.</p>
<p>Neyse oradaki işleri bitirip haftasonu abimlerde takıldıktan sonra şimdi burada detay vermek istemediğim bir şekilde kulağımdan ufak bir fındık tanesi kadar birşey çıktı. Ben ilk başta iltahap falan diye düşünmüştüm ama daha sonra cımbızla yaptığımız darbelerde acı hissetmediğimi anlayarak abim bir iki çevik hareketle topağı çıkarttı. Türkiye&#8217;ye geldiğimde gittiğim kulak doktoru bunun kulağın kendini temizlemek için salgıladığı bir sıvı olduğunu ve kulak çıkışında bu sıvının katılaşması sonucu böyle birşey olduğunu öğrendim. Doktor onu çıkartabilmeniz bile büyük birşey dedi. İsviçreli Adam görse bir defa daha takdir ederdi bizi <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Bu olaydan yaklaşık 3 hafta sonra, yurtdışındaki performansımdan memnun olmuşlar olsa gerek, beni bu sefer 3 günlüğüne Frankfurt&#8217;a çağırdılar. Bana bunu söylediklerinde cuma akşamı saat 7 falandı. Salı akşamı için gelmemi istiyorlarmış. 3 gün için yorulmaya deymez ama gidelim bakalım dedim.  Artık valiz hazırlama kompetanı olduğum için valiz hazırlama işini son güne bıraktım. Geçen seferden almadığım için zorluk çektiğim şeyleri (pijama ve mouse) bu sefer unutmamak için özen gösterdim ve Salı akşamı (Amsterdamdaki ucak kazasından bir önceki akşam) THY&#8217;nin uçaklarından biriyle Frankfurt&#8217;a gitmek üzere havaalanına gittim. 2 saat öncesinden gittiğim havaalanında akşam vakti yapacak çok bir iş olmadığı için ve orada çalışan arkadaşlarım servisle evlerine gidiyor oldukları için pasaport kontrolünden geçerek arka tarafa geçtim.</p>
<p>Bu kadar ayrıntı vermek çok sıkıcı biliyorum ama şimdi anlatacağım şeyleri anlatabilmem için bu sıkıcı ayrıntıları söylemem gerekiyor. Neyse girdim içeri, bir şekilde vakit geçirmek lazım derken bu kredi kartlarının yurtdışı uçuşlarında Lounge (veya bunun gibi birşey) hizmeti olduğunu hatırladım. En azından HSBS ve Garanti bankasının böyle yerleri var. TEB&#8217;in de vardır diye dolanmaya başladım. Şimdi bu Lounge dediğim yerler sürekli yurt dışına çıkan benim gibi elit kesimin kendini daha elit hissetmesini sağlayacak yerler. İçerisi siyah koltuklar ve döşemelerle kaplı, duvarlarında işlemeli camları olan. Bazısında wii, ps3, bilardo gibi vakit geçirecek oyunlar olan, ücretsiz yemek ve içki veren rahatlatıcı yerler.  Teb&#8217;inkinde wii falan yoktu. Sadece masaj koltuğu vardı ama elit olduğum için kurcalamak istemedim. Kahve ve kurabiye yiyerek dergimi okudum. Şimdi genel olarak bu yerler rahatlatıcı yerler ama havaalanı insanı tedirgin eden bir yer olduğu için bu sakinlikte ben daha çok stress oldum. Çünkü uçağın kalkmasına 1,5 saat var ama ya burada uyuya kalırsam veya dalar da uçağı kaçırırsam falan fişman bir sürü şey. Böyle olunca sürekli saate bakıp sakin olmaya çalışmak daha çok yordu beni. Dedim ben burayı blog&#8217;uma yazarım onun için biraz daha inceleyeyim.</p>
<p>Girilmedik yer kalmasın diye doğru tuvaletlere girdim. Bence tuvalet o mekandaki en ilginç yerdi. Çünkü adam tuvalete duş, saç kurutma makinası koymuş. Şampuan bile var. Herhalde dur tuvaletimi yaptım bir de yıkanayım diyen elit insanlar için düşünülmüş. Bir de duvarlar falan siyah üzerinde parlak taşlarla bezetilmiş. Cidden otantik bir yer olmuş. Giderseniz mutlaka görün derim.</p>
<p>Neyse kapıdır, uçaktır falan derken Frankfurt&#8217;a indim. Uçağın çıkısında 4 tane iri yarı Alman polisi durmuş insanlara bakıyorlardı. Ben onları görmezden gelirsem onlar da beni görmez derken, bir tanesi beni durdurup birşey söyledi. Anlamadım ama sadece &#8220;ingiliş&#8221; diyebildim. Adam yine birşey söyledi. Bu sefer &#8220;I don&#8217;t understand&#8221; gibi bir cümle kurabildim. Bunun üzerine adam 2-3 defa daha aynı şeyi tekrarlayınca adamın sadece &#8220;passport&#8221; dediğini anladım. Artık nasıl diyorsa anlamadım. Pek hoş bir karşılama olmadı yani anlayacağınız.</p>
<p>Daha sonra uçaktan kalabalık bir salona çıktım. Normalde uçaktan çıkınca ilk iş pasaport kontrolü olur diye biliyordum, onun için ilk gördüğüm sıraya girdim. Meğer o sıra başka bir uçağa giriş sırasıymış. Hemen çaktırmadan bizim uçaktan indiğine kanaat getirdiğim birinin peşine takıldım. Yaklaşık 10 dk&#8217;lık yürümenin ardından pasaport kontrolüne vardık. Valizi falan alıp hemen bir taksiye atladım. Adresi gösterdim şansa adam Türk çıktı. Aslında çok da şans değil. Almanyadaki taksicilerin çoğu Türkmüş zaten.</p>
<p>Neyse otel, iş falan güzel geçti. Götürdüğüm Türk lokumları çok büyük talep gördü. İsviçreli Adam&#8217;da bu projede vardı. Yine bir önceki gün dahil olmuştu. Ona bol bol lokum yedirdim. Neyse cuma akşamı Almanya&#8217;daki halamlara gitmek istiyordum. Normalde trenle gitmeyi planlarken biletlerin 50-80 euro arası olmasından dolayı iç geçirirken sagolsun oradaki Türk bir arkadaş(Mustafa) daha ucuz ve konforlu bir yöntemin olduğunu söyledi. Şöyleymiş; şimdi diyelim sen istanbul&#8217;dan ankaraya gideceksin. Arabanda boş yer var. Hemen giriyorsun bir web sitesine, bilgilerini ve kalkış ve varış noktalarını yazıyorsun. Ne zaman gideceğini yazıyorsun ve daha sonra sizin gideceğiniz yerlere gitmek isteyen insanlar size telefon açıp boş koltuklarınızı kiralıyor. Bu şekilde yolculuğun da bir maliyeti var ama 10-15 euro gibi bir rakam.</p>
<p><a href="http://www.mitfahrgelegenheit.de/">http://www.mitfahrgelegenheit.de/ </a> adresinden arama yapabiliyorsunuz. Tabi bunun için Almanya&#8217;da olmanız ve almanca bilmeniz gerekiyor(Farklı ülke opsiyonları da var). Frankfurt&#8217;tan Düsseldorf&#8217;a gitmek için bir arama yaptık. yaklaşık 30-40 kişi kadar vardı. İlk denemede bir Türk bulduk ama telefonu kapalıydı. Rastgele başka bir tanesine baktık o da Türk&#8217;tü ve telefonu açıktı. Aradık yeri olduğunu öğrendik ve iş çıkışı valizimle birlikte adamın kalktığı yere gittim. Taksiyle oraya gitmem 10 Euro tuttu. (şansıma o taksici de Türktü). Adamla tanıştık, dünyaca ünlü bir insan kaynakları sitesinin proje müdürüymüş. Ama gel gör ki 15 euro&#8217;ya insanları şehirler arasında taşıyor. Tipik bir Türk gibi, otobanda 160&#8242;la falan giderek almanların çok yavaş olduklarından şikayet etti. Radarların olduğu yerlerde bile almanların yavaş olduğundan şikayetçi oldu. Aslında biraz da haklı hani. Adamlar 70&#8242;lik yol yapmış millet 50 ile gidiyor.</p>
<p>Neyse öyledir böyledir derken yolculuk bitti, halamları gördüm, pazar günü bitpazarına gittim falan derken Frankfurt işini de bitirerek cennet vatana geri döndüm.</p>
<p>Yazının başında Belçika için Ankaradan hallice demiştim, gördüğüm kadarıyla Frankfurt için de Kocaeli&#8217;den hallice diyebilirim. İş merkezlerinin olduğu ufak bir şehir. İşim olmazsa bir daha da gitmem. Öyle yani.</p>
<p>Bir iş gezisi maceramızın da sonuna gelmiş bulunuyoruz. Yavan yazılardan kurtulmak için çırpınma serisinin birinci yazısını umarım beğenirsiniz. Bu arada 3 aydır haftaiçi hergün spor yapıyorum, hiç şımarmadım, göbeğim ilk günkü gibi duruyor. Spora başlarken göbekte baklavalar çıkacak demiştim ama halen baklava hamuru kıvamında duruyoruz. Geçen sene yazdığım bir yazıda spor&#8217;da ikinci aşamaya geçtim ama göbek halen birinci aşamada demişim. İşten aynen o haldeyim. Ama şaka maka kollar gelişti heee. <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2009/ben-yurdisi-gordum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>4</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>WiiFit incelemesi</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2008/wiifit-incelemesi/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2008/wiifit-incelemesi/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 30 Sep 2008 23:22:10 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Takıntılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/?p=509</guid>
		<description><![CDATA[Gittikçe yuvarlaklaşan vucuduma bir dur demek için teknolojinin nimetlerinden faydalanmaya karar verdim. Halkalının müstesna bir yerinde oturmamıza rağmen dandik de olsa bir spor salonu, bir kapalı yüzme havuzu bulamadığım için en sevdiğimiz oyun konsolu olan wii&#8217;ye bir eklenti ile zayıflamaya karar verdim. Eski bir wii sahibi olarak uzun süredir Türkiye&#8217;de satılan wiifitlerden bir tane alıp [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><img class="alignleft size-medium wp-image-510" title="wiifit" src="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2008/10/wiifit-300x191.jpg" alt="" width="300" height="191" />Gittikçe yuvarlaklaşan vucuduma bir dur demek için teknolojinin nimetlerinden faydalanmaya karar verdim. Halkalının müstesna bir yerinde oturmamıza rağmen dandik de olsa bir spor salonu, bir kapalı yüzme havuzu bulamadığım için en sevdiğimiz oyun konsolu olan wii&#8217;ye bir eklenti ile zayıflamaya karar verdim.</p>
<p>Eski bir wii sahibi olarak uzun süredir Türkiye&#8217;de satılan wiifitlerden bir tane alıp evde hemen egzersizlere başlamaya karar verdim. Ufak bir araştırma ile <a href="http://www.hizlial.com">www.hizlial.com</a>&#8216;da kredi kartina tek cekim ile 193 YTL&#8217;ye almaya karar verdim.</p>
<p>Alet hemen ertesi günü elime ulaştı. Özlem&#8217;le birlikte büyük bir heyecanla aleti açtık. İnce uzun bir kutusu var. Kutu içinden bir step tahtası, piller ve cd çıkıyor. Bir de kitapçık var. Hemen CD&#8217;yi wii&#8217;ye taktık. Önce taktayı wii&#8217;ye tanıtmak gerekiyor. Bunun için pil yuvasındaki kırmızı düğme ile wii üzerindeki kırmızı senkronizasyon düğmesine basmak gerekiyor. Böylece wii&#8217;ye yeni aldığımız aletimizi tanıtmış oluyoruz.</p>
<p>Step tahtası dediğim şey beyaz ve üzerinde sağ, sol, ön, arka olmak üzere 4 basınç ayarlı sensörü olan bir zımbırtı. Bu sensörler sayesinde vucudunuzun durumunu algılayarak size egzersiz yaptırıyor. Aletin videolarını izlemediyseniz şimdi hemen ufak bir test yapabilirsiniz. Ayağa kalkıp kafanızı hafif öne doğru eğdinizde ayaklarınızın uçlarındaki basıncın arttığını hissedeceksiniz. Alette tam olarak bunu yapıyor.</p>
<p>CD&#8217;yi taktığınızda sistem uzun uzun sizin bilgilerinizi alıyor. Sistemi anlattıktan sonra sizin boyunuzu ve yaşınızı soruyor. Bizde ayarları inc ve lb cinsinden sordu. Belki wii&#8217;inin sistem ayarlarında ingiltere seçili olduğu için olabilir.  1 inc 2.54 cm olduğuna göre boyunuzu 2.54&#8242;e bölerek kaç inc boyunda olduğunuzu öğrenebiliyorsunuz. Daha sonra alet sizin ağırlık merkezinizi boluyor. Bu işlem yamuk duranlar için önemli. Mesela sağ ayağınıza daha çok ağırlık verecek şekilde duruyorsanız ağırlık merkezinizin sağa doğru kaymış olduğunu görüyorsunuz. Sistem hemen size nasıl efendi gibi duracağınızı anlatıyor. Daha sonraki günlerde de uygulayıp uygulamadığınızı kontrol ediyor.</p>
<p>Daha sonrasında ise sizin kilonuzu ölçerek beden kitle indexinizi belirliyor. Buna göre de öbez misiniz? dana mısınız direkt yüzünüze söylüyor. Zaten bu işlemden sonra wii&#8217;deki karakterinizin kilosu da sizinkine benzer hale getiriliyor. Benimki gayet şişman oldu <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Kilo ölçme işleminde üzerinizdeki elbiselerin de ağırlıklarını hesaba katıyorlar. O kadar da adiller yani.</p>
<p>Kilodan sonra ne kadar zayıflamak istediğinizi söylüyorsunuz. Örneğin 1 haftada 50 kilo vermek istiyorum dersenize sistem haftada 2-3 kilo gibi bir hedef seçmenizi öneriyor. (kilo yerine lb diye bir birim kullanıyor). Neyse kilo faslından sonra yapmanız gereken egzersizlerin ana kategorilerini görüyorsunuz . Bu kategoriler altında çeşitli alıştırmalar oluyor. Mesela yoga kısmında nefes alıştırmaları, esneme gibi hareketleri buluyor. Bölümlerin isimleri ; yoga, kas egzersizleri, aerobik, denge, favoriler. Yoga bölümünde daha çok esneme ve sıkılaştırma alıştırmaları bulunuyor. Kas egzersizleri bol bol zor alıştırmanın bulunduğu bir bölüm, mekik, şınav gibi şeyler var. aerobik en zevkli bölümlerden biri. Çocukken belinizde çember çevirme oyunu vardır ya, o oyun var mesela. Toplara kafa atmalı bir oyun var. kayakla ilgili oyunlar var. Boks antremanı var. Bir de benim çok başarılı bulduğum koşma egzersizi var. Bu egzersizde wii&#8217;nin klasik kumandasını (wiimote) cebinize koyuyorsunuz ve olduğunuz yerde koşa gibi yapıyorsunuz. Bu işlem sırasında cebinizdeki alet hareketi algıladığı için ekranda siz koşuyor görülüyorsunuz. Bu egzersiz için wiifit kullanılmıyor ama gayet keyifli bir egzersiz. Aynı koşuyu arkadaşınızla bir dağ yolunda yapabiliyorsunuz. Ama kumandayı cebinize değil de elinizde yukarı aşağı sallayarak da koşabiliyorsunuz. Denge ve favoriler belli zaten <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Wiifit ara ara size sorular sorarak o sorulara verdiğiniz cevaplara göre size önerilerde bulunuyor. Örneğin günlük ne kadar uyuyorsun sorusuna 10 saat derseniz sistem sizi daha az uyumanız konusunda uyarıyor. Bununla da yetinmeyip aynı wii&#8217;deki diğer kullanıcılara da sizin çok uyuduğunuzu ve kendisinin sizi uyarması gerektiğiniz söylüyor.</p>
<p>Şu ana kadar birer saatten 2 saat wiifit kullanmış biri olarak şu anda heryerimin ağrıdığını söylemek istiyorum. Demek ki alet işe yarıyor. <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2008/wiifit-incelemesi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yarın Evleniyorum</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2008/yarin-evleniyorum/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2008/yarin-evleniyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Jul 2008 23:06:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Takıntılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/?p=506</guid>
		<description><![CDATA[Eveet, geldik dananın kuyruğunun koptuğu yere. Bu terim ne için kullanılır tam bilmiyorum. Sanırım kurbanda dananın derisi yüzülürken en son kuyruğu kopartlıyor olabilir. Neyse ben işte tam o noktadayım. Yarın dediğime bakmayın aslında bugün yaklaşık 15 saat sonra nikah salonunda &#8220;Eveeet&#8221; diye bağırıyor olacağım. Muhtemelen o sırada Özlem&#8217;de ayağıma basmakla meşgul olacak. Hoş o çok [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Eveet, geldik dananın kuyruğunun koptuğu yere. Bu terim ne için kullanılır tam bilmiyorum. Sanırım kurbanda dananın derisi yüzülürken en son kuyruğu kopartlıyor olabilir. Neyse ben işte tam o noktadayım. Yarın dediğime bakmayın aslında bugün yaklaşık 15 saat sonra nikah salonunda &#8220;Eveeet&#8221; diye bağırıyor olacağım. Muhtemelen o sırada Özlem&#8217;de ayağıma basmakla meşgul olacak. Hoş o çok sert bir insan olmadığı için ben ayağıma bastığını farketmeyecek ve ayağıma bastığını reddedeceğim ama olsun o yine de uğraşacak. Hoş heyecandan o bunu düşünebilir mi bilmiyorum.</p>
<p>Geçen gün nikahlarda fotoğraf çeken bir arkadaşımdan birkaç tiyo aldım. Adam haftasonları yaklaşık 20 tane nikah izlediği hatta o nikahların fotoğraflarını çektiği için inanılmaz bir tecrübeye sahip. Bu nedenle söylediği herşey bence altın değerinde. İşte gider ayak bir hizmet daha yaparak bu tavsiyeleri sizlerle paylaşıyorum.</p>
<ol>
<li>Gelinin ayağına basmaya çalışma</li>
<li>Masanın önü açıksa ayaklarını ileri doğru uzatarak hatta mümkünse ayalarını ileride havada tutarak ayağına basılmasını engelle</li>
<li>Memurun sorduğu sorulara şaka ile cevap verme, düzgün olarak cevapla. Çünkü memurlar günde 9-10 nikah kıydıkları için artık çok sıkılıyorlarmış</li>
<li>Sakın ama sakın kabul ediyor musun sorusuna şaka olarak &#8220;hayır&#8221; olarak cevap verme. Çünkü memurun o anda kalkıp gitme hakkı var.</li>
<li>Evlilik cüzdanına sakın atlama, geline verilmesini söyle</li>
<li>Evet derken canlı ve içten olmaya çalış, gerekiyorsa bunun provasını yap.</li>
</ol>
<p>Ben yarın bu tavsiyelere uymaya çalışacağım ama heyecandan ne yapacağımı bilmiyorum. Akşam arkadaşlarla dolaşırken biraz evet deme provası yaptık. Ben kendimce birkaç yöntem geliştirdim ama sanırım bunlardan birini uygularsam nikahı zehir edebileceğim için uygulamaya cesaret edemeyeceğim.</p>
<p>Evet demek için geliştirdiğim birinci yöntem evet derken amerikalıların yaptığı gibi baş parmağımı yukarı gösterecek şekilde yumruğumu sıkarak olumlu bir hava oluşturmak. Böylece evet gerken elimle bu hareketi yapacak ve gülümsüyerek kaşlarımı da kaldıracak ve bir süre fotoğraf için poz verebilirim.</p>
<p>İkinci yöntem operat bir sesle eveeet diye melodik bir şekilde bağırabilirim.</p>
<p>Üçüncü yöntem, benim en çok beğendiğim bir yöntemdir, derin bir nefer alıp uzun uzun eveeeeeeeeeet diye bağırmak hatta nefesim bittiği yerde çaktırmadan nefer alarak yaklaşık yarım saat eeeee harfini uzatabilirim. Bu durumda muhtemelen nikah memuru nikahı iptal edecektir ama ben bunun üzerine dava açabilirim. Çünkü henüz kararımı vermeden memur nikahı iptal etti diyebilirim. Bu durumda memur benim acele ettirip baskı altında karar vermeme sebep olduğu için memuru dava edebilirim. Mahkemedeki savunmamı düşünüyorum da muhtemelen hakime &#8220;tam evet diyorduk ki memur bey nikahı iptal etti. ben kararımı açıklıyamadım. Çok madurum, şikayetçiyim.&#8221; derim.</p>
<p>Dördüncü yöntem, sanırım benim uygulayacağım da bu yöntem olacak, derin bir nefes alıp önce Özlem&#8217;e bakıp daha sonra da izleyenlere bakıp güçlü bir evet demek olacak. Ben Özlem&#8217;e bakmanın çok ince bir ayrıntı olduğunu düşünüyorum. Umarım o da bana bakarak cevabını verir.</p>
<p>Nikah için düşüncelerim dışında son günlerin nasıl geçtiğinden bahsetmek istiyorum. Valla son günler genelde davetli listesini hazırlamakla geçti. Son hafta gelemeyeceklerin sayısı birden arttı. Onların yerine çağırdığım kişilerden gelenler oldu ama yine de bizim düşündüğümüz rakamın altında kaldık. Son bir çalışma ile sayıya çok yaklaştık. Bu gün öğlen davetli listesini askeriyeye gönderdik. Tam listeyi göndermeden önce bir kişi mail attı ve gelmek istedi listeye ekledim. Listeyi gönderdikten yaklaşık 4 saat sonra başka biri da gelmek istedi. Onu da çağırdım ve yarın listeye ekleyecem. Listeyi gönderdikten 9 saat sonra başka biri daha yanında bir misafir getirmek istediğini söyledi ona da tamam dedim.</p>
<p>Düğünden sonra balayına gidileceği için balayına götürülecek valizin de önceden hazırlanması gerekiyordu. Ben normalde tatile gitmeden 1-2 saat önce çantamı hazırlarım. Genelde fazla fazla şeyler götürdüğüm için ve hep aynı şeyleri giydiğim için çok sorun olmaz. Ama aynı şeyi Özlem&#8217;e teklif edince farklı bir tepkiyle karşılaştım. Tamam o çantasını erkenden hazırlasın sorun değil ama onun valizleri de bende olunca sorun oldu. Benim de yapmam gereken alışverişler olduğu için Özlem&#8217;e valizleri yeterince erken ulaştıramadım. Özlem sakinleştirici mi almıştır bilmiyorum ama düğün arifesinde bu gereksiz konu kavgasız olarak halloldu.</p>
<p>Son haftaya bırakılan bir konu da nikah şekerleriydi. Çok güzel satıcı olan bayan tatile giderken bizim siparişleri yerine bakan kişiye bildirmeyi unuttuğu için bizim siparişleri vermeleri gereken zamanda yetiştiremediler. Allahtan Özlem şekerleri epey bir erken zamanda istemişti de sorunu düzeltecek zamanımız oldu. Hoş biz kadına 1 hafta süre vermiştik, kadın pazartesi günü şekerleri teslim edecekti. Ama o gün şekerlerin unutulduğu anlaşıktığında kadın salı günü bizi arayarak &#8220;şekerleriniz hazırdı ama arkadaşlar şekerler taze olsun diye bir teslimatı çarşamba veya perşembe yapalım tamam mı?&#8221; dediler. Bariz yalan söylüyorlar ama yapacak birşey yok. Sanırım kadın çok mahçup olmuş olsa gerek şekerleri çarşamba akşamı Özlem&#8217;lerin evine bırakmış.</p>
<p>Dün akşam (Cuma) kına yaptık. Kına adetlerimiz de şu şekildeymiş. Kınayı erkek tarafı kızın evinde veya kızın evine yakın bir yerde yapıyor. Normalde davetlilerin yemeklerini de erkek tarafı karşılıyor ama bizimkinde içecek ve yemekleri kız tarafı yaptı. Aslında kınada sadece çerez yenirmiş. Yemek adeti yokmuş ama bence yemekli daha güzel oluyor. Biz daha önceden kınalarımızı ve çerez poşetlerimizi almıştık. Haftaiçi de 5 kilo kavrulmuş çerez aldık. Daha sonra o çerezleri ağzı çıtçıtlı poşetlere koyduk. Daha sonra o poşetleri plastik kaplara koyduk. En son o kapları da ağızları iple kapatılan hazır dantel bohçalara koyduk. 5 kilodan yaklaşık 50 tane böyle bohça yapılabiliyor. Yani tanesi 95 gram falan. Özlem&#8217;e bir bindallı almıştık. Kına eldiveni ve kafasına bir tül de bulundu. Genelde kına elbiseleri kuşaktan kuşağa aktarılırmış. Eldiven ve Tül de zaten başkasından geldi.</p>
<p>Kınada oynama merasimi sonrasında ortaya 2 tane tabure kondu. Gelin ve Damat ortaya oturuyor ve çevresinde genç kızlar ellerinde mumla dönüyorlar. Bu sırada gelinin ağlaması gerekiyormuş. Ben kız alan taraf olduğum için oynayabiliyorum <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Neyse bundan sonra kıza kına yakma sırası geliyor. Saf gelin elini açarken yanındakiler elini kapat sakın açma diyor. Ondan sonra da çevreye gelin elini açmıyoooooor diye bağırıyorlar. O anda erkek tarafından biri veya damat gelini bir altınla kandırıyorlar gelin elini açtığında eline kınayı döküveriyorlar. Aynı süreci benim için de yapmak istediler. Ben arsız gözükmemek için elimi açtım ama bu sefer bizimkiler şöyle yap böyle yap diye üzerime gelince ben de altın arsızı gibi elimi kapatarak bir ufak altın için elime kına yaktırmak zorunda kaldım. Yeni annem altın mı öpücük mü dediğinde öpücüğü tercih etmiştim ama altını da götürdüm <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Erkekler kına sırasında genelde dışarıda muhabbet ediyorlar. &#8220;Son günlerin&#8221;, &#8220;Emin misin&#8221;, &#8220;Bekarlığa veda partin ne zaman&#8221; gibi espirilere mazur kalsam da &#8220;ehi eki&#8221; diye hepsini geçiştirdim. Çünkü bence bu sorulara verilebilecek doğru bir cevap yok.Geçiştirmek en güzeli <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Belki daha yazacak çok şey var ama sanırım şu nokta artık heyecanlanmam ve geleceğe dönük hayaller kurmak için güzel bir zaman. Şirketteki Ahmet abinin bir sözü çok etkiledi beni. Bir insanın evlendiği gece dilediği herşey gerçek olurmuş. Bu şansınızı içki içip harcamayın ki duanız kabul olsun demişti. Düşünüyorum da dileyeceğim tek şey mutlu ve uzun bir evlilik olur herhalde. Umarım Ahmet Abinin dediği doğrudur çünkü bir kadeh bile içmeden onca heyecanın altından kalkabilir miyim bilmiyorum.</p>
<p>13,5 saat sonra hayatımda bazı şeyler bitip bazı başka şeyler başlayacak. Bu gece son kez Levoyla caddeye kadar yürüdük, çay içtik ve geri yürüdük. Kimbilir bir daha ne zaman akşam Levo ve Ozan&#8217;la çay içip saçma saçma konular üzerine muhabbet edeceğiz bilmiyorum. Muhtemelen birbirimizi dinleyip yorum yapacağımız kişileri arayacağız ama evli olmanın da güzel yanları da vardır diye düşünüyorum. Şu anda hayatımın bundan sonraki kısmında beni bırakmayacak birinin olması fikri hem güzel hem de korkutucu gelse de ben 13,5 saat sonra tüm gücümle &#8220;Eveeet&#8221; diye bağırmaktan muhtemelen mutlu olacağım. Her ne kadar yorgun da olsam pazartesi sabahı uyandığımda sevdiğim kızın yanımda olması da mutluluk verecek. Bundan sonra her yatağa yattığımda birinin sıcaklığını duymak da hoş bir duygu olsa gerek.</p>
<p>Allahım sen bize uzun ve mutlu bir evlilik nasip et.</p>
<p>Amin</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2008/yarin-evleniyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>5</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Evlenmek</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2008/evlenmek/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2008/evlenmek/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 04 Jul 2008 00:11:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Takıntılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/?p=502</guid>
		<description><![CDATA[Perşembe akşamı gecenin saat 2:25&#8242;inde bir insan romantik şarkılar dinliyorsa, hele bu kişi bir programcıysa ve önünde 3 tane monitör varsa bence o kişi evleniyordur. Hem de nikah&#8217;ına 20 günden az kalmıştır. İşte ben o kişiyim. Normalde rahat biriyimdir ama ben bile şu son günlerde heyecan yaptım. Yorucu bir dönem ama garip bir şekilde insan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>Perşembe akşamı gecenin saat 2:25&#8242;inde bir insan romantik şarkılar dinliyorsa, hele bu kişi bir programcıysa ve önünde 3 tane monitör varsa bence o kişi evleniyordur. Hem de nikah&#8217;ına 20 günden az kalmıştır.</p>
<p>İşte ben o kişiyim. Normalde rahat biriyimdir ama ben bile şu son günlerde heyecan yaptım. Yorucu bir dönem ama garip bir şekilde insan bu koşuşturmadan zevk alıyor. Hoş Özlem olayın daha çok stres, tedirginlik kısımlarını yaşıyor ben eğlenmeye çalışıyorum. Aslında ben bundan 4-5 ay önce çalışırken eğleneceğim, zevk alacağım bir iş yapmaya karar vermiştim. Sanırım bundan sonra da bu kararımı devam ettirmeye çalışacağım. Yani yaptım işten zevk almıyorsam ve işimi yaparken eğlenmiyorsam durup biraz daha düşüneceğim. Olaya tam tersinden bakarsak eğlenerek yaptığım işler diğerlerinden daha güzel oluyor ve üzerlerinde daha çok kafa yoruyorum. Onun için eğlenmek önemli. Ya yaptığın işte eğlenmesini bileceksin ya da eğlenebileceğin bir iş yapmalısın.</p>
<p>Evlilik mevzuuna gelirsek 20 Temmuz 2008&#8242;de Saat 15:30&#8242;dan yaklaşık 15 dk sonra evli bir kişi olacam. Sonra yine koşuşturmam bitmeyecek yemekti, fotoğraftı, eğlenceydi diye koşturacağım. Ertesi gün evli bir erkek olarak karımla uyanıp uçağa bineceğiz. Tatilimizi yapıp, evimize döneceğiz. Bundan sonrasında da umarım eğlenceli bir hayatımız olur.</p>
<p>Bugün düğüne 17 gün kalmışken ancak davetiyeleri basabildik. Aslında daha öncesinde de basabilirdik ama biz kendi dizayn ettiğimiz birşey basalım dedik. Ben Özlem&#8217;e evlenme teklif ettiğim sırada aldığım pastanın üzerindeki gelin ve damat&#8217;ı kullarak bir davetiye dizayn ettim.(Ben ettim derken şirketteki grafikerimiz Emel yaptı.) Özlem&#8217;in de hoşuna gidince bir cesaretle o davetiyeyi basmaya karar verdik. Sonra da işler uzamasın diye matbaa yerine ozalitçilerde renkli printer ile kalın kağıda basmaya karar verdik. O andan itibaren print edilen her renkli resimin farklı renkte çıkabileceğini gördüm. Hatta öyle ki aynı sayfada üstteki resim koyu ortadaki açık alttaki biraz kırmızıya kaçar gibi olabiliyor. Makine nasıl beceriyor bilmiyorum ama yapıyor.</p>
<p>Ama sonuçta Beşiktaş&#8217;ta TeknikServis isimli bir yerde içimize sinen bir davetiye elde edebildik. Maliyet olarak normal davetiyeden sanırım %15 daha pahalıya geldi. Ama sonuçta bizim içimize sindi.</p>
<p>Valla evlenmenin benim için en zor taraflarından biri de kimi nikaha, kimi yemeğe çağıracama, nasıl çağıracama karar vermek oldu. Valla yer olsa herkesi yemeğe çağırmak isterdim ama yer kısıtlı olunca özellikle gelmesini istediğiniz kişileri bile &#8220;o gelirse şunu da çağırmak lazım&#8221; diyerek çağıramadım.  Bakalım yeri arttırıp belki biraz daha fazla kişi çağırabilirim.</p>
<p>2 sene önce bir arkadaş evlenirken, evlenmek yerine bir araba alınabilir demişti. Şimdi anladım ki güzel bir araba alınabilirmiş. Bu satırları okurken Özlem&#8217;in neler düşüneceğini bildiğim için gayet içim rahat olarak evlendiğime &#8220;şimdilik&#8221; memnunum diyorum. Araba dediğin nedir ki. Bende motor var <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Motorum olmasa belki biraz daha düşünürdüm <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p>Aslında bu aralar motorum olduğuna çok daha seviniyorum. Çünkü öğlen çıkıyorum zırt diye Beşiktaştayım, oradan çıkıyorum şirkete geliyorum. Özellikle öğlenleri trafik az olduğu saatlerde zırt diye bir yerden bir yere gidebiliyorum. Son zamanlarda motorda bir kaza yaparım da düğünde bir sorun çıkar diye tırsıyorum ama dayanamıyorum. Ama sürekli &#8220;sakin sakin&#8221; diye kendi kendime telkinde bulunuyorum.</p>
<p>Böyle zamanın az olduğu zamanlarda insan uyumak istemiyor. Sanki uyursa zaman daha çabuk geçecek ve geç kalacak gibi geliyor halbüsü insan uyuduğu zaman erkenden kalkıyor ve gün bitmek bilmiyor. Sanki uyanık kalınca insan iş yapabiliyor. İşte anca böyle blog yazıyor.</p>
<p>Bir damatlık almam gerekiyor. İnternetten biraz araştırma yaptım. Amcalar hep sakallı falan giymişler damatlıklarını. Benim bildiğim damat traşı diye birşey vardır. Berber sizi cillop gibi yapar. Ama bu amcalar bariz 3-4 günlük sakalla gitmişler düğüne. Ayrıca baktım ki damatlar simsiyah ceket, gömlek, yelek ve pantalon gibi şeyler gitmişler. Hatta abartmış siyah kravat takmış. Yas tutar gibi. Takım olarak ben de siyah seviyorum ama en azından beyaz gömlek giyerim herhalde. Çemçik yakalılardan. Abzurt bir de kravat takmam lazım herhalde. Papyon&#8217;a dayanabileceğimi sanmıyorum. Bir de papyonla çekilmiş resimlere ömür boyu bakmak var. Yok hocam kravat iyidir. Efendi gibi&#8230;</p>
<p>Vucudum dirense de mantığım yatmam gerektiğini söylüyor. 1 gün daha bitti kaldı 16 gün. Hepi topu 2 haftasonu. Ki bu haftasonlarının bir tanesinde de eğitim varmış. Önemli de bir eğitim. Hmm acaba haftasonu eğitim olduğu için haftaiçi izin alabilir miyim?</p>
<p>Stress sTreSS STress</p>
<p>&#8220;sakin sakin sakin sakin&#8221;</p>
<p>1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 onaltııııı</p>
<p>lamba, damatlık, gelinlik, buket, şeker, magnet, yemek, nikah, fotoğraf, gelin arabası, süs, çocuk, zarf, bozuk para, ayağa bas, balayı, transfer ücreti, davetiye, müzik, izin, kına, imam, imam düğünü, risotto üstü az kuru, nohutlu risotto, iç risotto, risotto üstü döner. Et döner, tavuk döner, gün gelir hesap döner.</p>
<p>10<br />
&lt;&#8212; işte burası kaldı yani 10altı <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2008/evlenmek/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Su tasarrufu ve Hijyen</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2008/su-tasarrufu-ve-hijyen/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2008/su-tasarrufu-ve-hijyen/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Jun 2008 23:21:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Takıntılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/?p=481</guid>
		<description><![CDATA[Bir önceki yazımda ufak iki madde olarak yazdığım şeylerin, daha sonra düşünüce, aslında tam bir yazı olması gerektiğine karar verdim. Çünkü benim bu konuda söyleyeceğim bir kaç şey olduğunu farkettim ve hemen bir önceki yazımda yazanları yüzsüzce alarak yeni bir yazı yazmaya başladım. Aslında eski yazıdan o maddeleri silecektim ama dürüstlük damarım tuttu ve yazılmış [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2008/06/bulasik.jpg"><img class="size-medium wp-image-482 alignright" style="float: right;" title="bulasik" src="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2008/06/bulasik-300x200.jpg" alt="" width="300" height="200" /></a>Bir önceki yazımda ufak iki madde olarak yazdığım şeylerin, daha sonra düşünüce, aslında tam bir yazı olması gerektiğine karar verdim. Çünkü benim bu konuda söyleyeceğim bir kaç şey olduğunu farkettim ve hemen bir önceki yazımda yazanları yüzsüzce alarak yeni bir yazı yazmaya başladım. Aslında eski yazıdan o maddeleri silecektim ama dürüstlük damarım tuttu ve yazılmış yazılmıştır dedim.</p>
<p>Neyse efendim konumuz Su tasarrufu ve aynı zamanda Hijyenden vazgeçemeyen yanımız. Belki tüm dünyanın değil, belki tüm Türkiye&#8217;nin bile sorunu değil ama İstanbul ve Ankara gibi tıklım pıklım şehirlerin su gibi büyük bir sorunu var. Aslında İstanbul&#8217;da şu ana kadar pek bir sıkıntı çekmedik. Yani son 5-6 yıldır çekmiyoruz. Daha öncesinde İstanbul&#8217;da doğru düzgün su akmazdı. Ancak akşam saatlerinde suyun şiddeti artar, 3-4 ve üstü katlarda oturanlar su alabilirlerdi. Daha sonra bir gün bizim apartman hidrafor almaya karar verdi. İşte o günden beri bizim evde sular gürül gürül akıyor. Aynı zamanda o günden beri bozulma olasılığı olan tüm musluklar bozuldu, tuvalet hortumları 2 veya 3 defa patladı.</p>
<p>Neyse konumuz bunlar da değil. Şimdi diyorlar ki bu sene yaz ayı çok sıcak geçecek susuzluktan kuruyacakmışız. Geçen seneden beri başlayan su tasarrufu muhabbeti aldı başını gidiyor. Kötü birşey mi? Bence değil. Ama şunu da unutmamak lazım ki bireysel tasarruftan çok belediyelerin tasarruflu olması gerekiyor. Hadi diyelim belediyeler çok tasarruflu ve biz müsrif halk tasarruf yapacağız.</p>
<p>Traş olurken suyu açık bırakmamak, dişleri fırçalarken suyu açık bırakmamak gibi ufak önemler güzel bence. Ama özellikle traş olurken ben suyu açık bırakıyorum. Çünkü bu şekilde daha tararruflu olduğuna inanıyorum. Tabi suyu açık bırakmanın da bir yöntemi var. Su çok ince bir şekilde akacak şekilde sürekli akan bir suyla yaklaşık 45 saniye içinde traş olabiliyorum. Ama suyu aç kapa yaptığım zaman traş süresinden çok suyu doğru şekilde açma kapama işlemi zaman alıyor. Çünkü önce çok açılıyor, kısıyorsun, traş bıçağını suya sokuyorsun ve sonunda suyu kapatıyorsun. Tabi traş sonrasında elinizi ve musluğu temizlemek için de su harcamanız gerekiyor.</p>
<p>Gelelim bulaşıkları elde yıkama bulaşık makinesinde yıkama hadisesine. İddia ediyorum ki bulaşıkları elde yıkadığınızda daha az su harciyabilirsiniz. Bunun için bir bulaşık leğeni, bir sünger ve bir bulaşık deterjanı yeterli. Önce ılıktan biraz hallice bir miktar su leğene konur, bulaşık deterjanı suyun içine sıkılır. Deterjan dibe çökmeden önce el suya sokulur ve güle güle işareti yapılır. Bu işlemi ne kadar hızlı yaparsanız o kadar çok köpük oluşur. Daha sonra çöpe sıyırdığınız tabakları köpüğe sokup çıkarttığınız süngerle bir güzel yakar ve yan tarafta üst üste koyarız. Tüm bulaşık deterjanlandıktan sonra bol suyla hızlıca durularız. Oldu da bitti maşallah. Eğer durulama işlemini güzel ve hızlı yaparsanız çok az su harcarsınız.</p>
<p>Şimdi diyeceksiniz ki bulaşık makinesi daha yüksek ısıda yıkadığı için daha hijyenik oluyor. Tamam haklı olabilirsiniz. Peki o zaman, ben de size &#8220;siz hayatınızda hiç erik, şeftali veya elma yemediniz mi?&#8221; diye sorarım. Diyeceksiniz ki ne alaka? Şimdi bu tabaklarda ne yendi? Tencerede pişmiş yemekler yendi? Yani kimyasal bir atık değil, zehir değil. Şimdi sen mikrop açısından temiz bir yemek yediğin tabağın deterjan ve su ile temizlenmeyeceğini düşünüyorsun. Hem de sıcak su ile yıkandığı halde temizlenmez diyorsun. Peki o zaman pazardan aldığın bir elmayı sadece su ile yıkadıktan sonra nasıl yiyebiliyorsun? Ya o erikler, üzümler. Hadi detarjanı geçtim, bari sıcak suyla yıkayın. Yoook. Tabak çatala gelince hijyen, elmaya gelince güven.</p>
<p>Peki ne yapıyoruz? Bundan sonra tüm sebze ve meyveyi önce bulaşık makinesinde bir güzel yıkıyoruz. Daha sonra el değmeden ya yiyoruz, ya da hemen yemek yapıyoruz.</p>
<p>Çok uzattım farkındayım ama gelmek istediğim nokta şu; abartmayın. Temiz olun, tasarruflu olun ama abartmayın. Zaten bu bulaşık makinesinin az su harcaması ve hijyenik olması muhabbeti bence kadınların uydurduğu birşey. Bir bilim adamı da çıkıp, bulaşıkları elde 3 farklı deterjanla yıkarsanız daha hijyenik olur dese acaba kaç kadın bu yöntemi uygular?</p>
<p><a href="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2008/06/abdest.jpg"><img class="size-medium wp-image-483 alignright" style="float: right;" title="abdest" src="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2008/06/abdest-232x300.jpg" alt="" width="178" height="231" /></a>Su tasarrufu için benim de önereceğin bazı şeyler var. Birincisi reklamlarda kesinlikle abdest alınırken suyun tasarruflu kullanılması söylenmeli. Bu ülkenin %98&#8242;i müslüman. Benim tahminimce bunlardan %60&#8242;ı namaz kılıyordur. Abdest almak kuralları olan bir eylem olduğu için çok ayrıntılı olarak nasıl yapılırsa su tasarrufu yapılacağı anlatılabilir. Örneğin ayaklara geçmeden önce musluğu kapatın, çoraplarınızı abdest almadan önce çıkartın gibi öneriler verilebilir.</p>
<p>Bir de yıkanırken harcanan suya da dikkat çekmek lazım bence. Mesela koca bir küvet&#8217;i doldurup banyo yapan biriyseniz, her gün banyo yapmamalısınız. Bu ülke bu kadar su israfını kaldıramaz. Her gün banyo yapacaksan da keyif yapmadan hızlıca yıkanıp çıkmak lazım. Whirlpool reklamında her taraftan su veren duşlar önerilebilir mesela. Bulaşık makinesi gibi ya onlar, o bakımdan.</p>
<p>Bence tuvaletlerde rezervuar(sifon)larda temiz suyun kullanılmaması gerekir. Bunun için belediyenin bir altyapı çalışması yaparak içilmeyecek ama sistemlere de zarar vermeyecek ikinci bir su sistemi kurması lazım. Neyreee öyle başkanlar. Hoş zaten evlerdeki suyu kimse içmediği için arada deniz suyunu arıtıp musluklara verildiğini duymuştum. Yani aslında kirli su sistemleri hazır. O zaman başkandan damacana ile getirilmeyen sürekli temiz su hattı istiyorum.</p>
<p>Bir de bir zamanlar Gülben Ergen&#8217;in &#8220;Haydi başkan boruları değiştir&#8221; gibi bir sloganlı reklamı vardı. Su borularının bir çoğu çatlak patlak olduğu için içme suyunun büyük bir bölümü evlere girmeden toprağa karışıyormuş.  Sen orda traş olurken elin ayağına dolaşsın ama orada borulardan oluk oluk sular aksın olacak iş mi?</p>
<p>Son olarak, ya kardeşim bu halkın yüzde bilmem kaçı sigara ve alkol kullanıyor. Sokaktan simit alıp yiyor. Çalışanların bir çoğu hergün öğlen bir restoranda nasıl yapıldığı belli olmayan yemeklerden, nasıl yıkandığı belli olmayan tabak ve çatallarla yiyor. Yeri geliyor bahçedeki meyve ağcından koparttığı meyveleri yıkamadan yiyor. Ikış tıkış otobüslerde havasız bir şekilde seyahat ediyor. Nerden geldiği belli olmayan sulardan içiyor. Musluğundan içmeye cesaret edemediği bir su akıyor. Bu içmeye cesaret edemediği sularla yıkanıyor, bulaşıklarını, çamaşırlarını yıkıyor. Tüm bunlar olurken kimse kalkıp bana elde yıkanan bulaşıkların hijyenik olmadığından bahsetmesin.</p>
<p>Not: Bulaşıkları elde yıkayacaksanız yemekten en geç 2 saat içinde yıkamanız lazım. Yoksa hem kirler kuruyor, hem de bakteriler ürüyor ve koku yapıyor.</p>
<p>Çok sitresliyim düğüne 38 gün kaldıııııı.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2008/su-tasarrufu-ve-hijyen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Haziran Hazımsızlıklarım</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2008/haziran-hazimsizliklarim/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2008/haziran-hazimsizliklarim/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 08 Jun 2008 22:15:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Motosiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Takıntılarım]]></category>
		<category><![CDATA[carpuzz]]></category>
		<category><![CDATA[daçka]]></category>
		<category><![CDATA[düğün]]></category>
		<category><![CDATA[izcilik]]></category>
		<category><![CDATA[kamp]]></category>
		<category><![CDATA[reklam]]></category>
		<category><![CDATA[yağmur]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/?p=480</guid>
		<description><![CDATA[Geçen ay daçkada pilav günü oldu. Pilav günü için yuvarlak yapışkanlı çıkartmalardan yaptırdım. Normalde zor birşey diye düşünüyordum ama &#8220;Cemil Ozalit&#8221;teki hazır yapışkanlı kağıtlar sayesinde çok kolay oldu. 6x6cm genişliğinde yuvarlak kesimleri olan a4 kağıtlar var. Üzerlerinde 3&#215;4 = 12 adet yuvarlak çıkartma olan kağıtlar bunlar. Eğer siz 6cmx6cm&#8217;lik bir resimi Cemil Ozalit&#8217;e e-mail atarsanız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<ul>
<li>Geçen ay daçkada pilav günü oldu. Pilav günü için yuvarlak yapışkanlı çıkartmalardan yaptırdım. Normalde zor birşey diye düşünüyordum ama &#8220;Cemil Ozalit&#8221;teki hazır yapışkanlı kağıtlar sayesinde çok kolay oldu. 6x6cm genişliğinde yuvarlak kesimleri olan a4 kağıtlar var. Üzerlerinde 3&#215;4 = 12 adet yuvarlak çıkartma olan kağıtlar bunlar. Eğer siz 6cmx6cm&#8217;lik bir resimi Cemil Ozalit&#8217;e e-mail atarsanız ve istediğiniz sayfa adetini söylerseniz sizin için baskıyı yapıyorlar ve sadece gidip alıyorsunuz. 150 tane çıkartmanın fiyatı ise 9 YTL gibi birşey. Hem de renkli.</li>
<li>Bu ay başında uzun zamandan sonra ilk defa kampa gittik. Daha önceki kamplarımın hepsinde sadece bir izciyken bu sefer kampa bir lider olarak katıldım. Lider olmanın bir güzelliği de liderlerin odasında oturabilmek <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Diğer liderler de &#8220;Hüseyin Liderim&#8221; falan diye hitap ettiler. Aslında izci olarak kamplar daha zevkli ama bir an insan kendini öğretmen gibi hissediyor.</li>
<li>Kampa bir lider olarak gitmek çok ürkütücü birşey. Eğer tek başıma olsaydım eminimki çok da ürkütücü olurdu ama Murat kardeşim de beni yanlız bırakmadı. O kamp konusunda benden daha tecrübeli olduğu için işler yolunda gitti.</li>
<li>Bizim izciler 13-14 yaşında ufacık kızlar ama kampa gidince gelen yavru kurtları görünce bizim kızlar bir anda kocaman kız oldular <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Ben birinin başına birşey gelir diye korkarken onlar daha ufak yavru kurtlar için endişeleniyordu. Ama şöyle diyeyim ki bir defa daha Daçka&#8217;lı olduğum için gurur duydum. Okuldayken haylaz duruyorlar ama dışarı çıkınca bir anda değişiveriyorlar. Bir zamanlar biz de böyleydik herhalde. Neyse canım, kendimden biliyorum, çok da şımartmaya gelmez.</li>
<li>Evlilik hazırlıkları tam gaz devam ediyor. Yatak odası, koltuk takımı ve yemek odası takımı tamam. Bu haftasonu perdeler de geliyor. Yavaş yavaş eşyaları da yerleştirmeye başladık. İnternetten de elektrik süpürgesi aldık. Davetiye için yazı düşünüyoruz. Bakalım sonuç nasıl olacak.</li>
<li>Reklamlarda &#8220;Elde yıkamak çok masraflı&#8221; deniyor ya. Dediklerine göre bulaşık makinesi ile yıkamak daha tasarruflu oluyormuş. Şimdi ananneme bakıyorum. O bulaşıkları elde yıkıyor. Ama o reklamlarda denildiği gibi musluğu sonuna kadar açıp tabakları altına tutarak değil. Önce bir leğene sıcak su koyuyor. Onu köpürtüyor. Haşır huşur tüm bulaşıkları o suda sabunluyor. Daha sonra akan su altında tabakları durulayıp kaldırıyor. O şakır şakır su akıtma aşaması yaklaşı 2-3 dk sürüyor. Bence bu hesapla bakıldığında elde yıkamak daha ucuza gelir. Ama hijyen derseniz orasını bilemem.</li>
<li>Bence su tasarruf reklamlarında en çok abdest konusuna dikkat çekmeliler. Çünkü diş fırçalamak veya tıraş olmak günde 1-2 defa yapılan birşey ama abdest almak 5 defa yapılıyor ve abdest sırasında genelde su hep açık kalıyor. Bence bu sırada çok daha fazla su harcanıyor. Bu konuda insanların dikkatlerini çekmek daha çok su tasarrufu sağlayacak.</li>
<li>Geçen gün motorla giderken sağnak yağmura yakalandım. Bir zamanlar bir yerlerde yağmur sırasında motoru bir kenara çekin önerisini okumuştum. Ben de aynı öneriyi yapacam. Eğer zaman konusunda bir kısıtlamanız yoksa bir yerde beklemek yapılacak en doğru şey. Çünkü yağmur dinerse güzel birşey, ama dinmezse kaybedecek birşeyiniz olmaz. Ama benim zaten üstüm ıslandığı için bekleyip üşütmektense bir an önce eve gitmeyi tercih ettim. İkinci olarak da yağmur yağarken kaskınızın vizörünü kapalı tutun. Çünkü vizörü bir defa açınca yağmur damlaları cama yapışıyor ve vizörü kapatınca bir süre hiçbirşey göremiyorsunuz. Ama vizörü hiç açmazsanız yapmur damlaları rüzgarın etkisi ile sağa sola kaçışıp her daim görmenizi sağlar. Hem de yağmur damlaları yüzünüze gözünüze gelmez.</li>
<li>Haftasonu <a href="http://carpuzz.com" target="_blank">carpuzz.com</a> diye bir yere gittik. Adamlar çok uygun fiyatlara mini-cooper ve smartları kiralıyorlar. Mini-cooper&#8217;lar 80 YTL, smart fortwo 29, smart forfour 39 YTL&#8217;den kiralanıyor. Ama en az 5 senelik ehliyetinizin olması lazım. Bir de adamlar sizinle yüzyüze tanışmak istiyorlar. Eğer size güvenirlerse arabaları veriyorlar. Araçları teslim günü akşam saat 18:00&#8242;de teslim etmeniz gerekiyor. Araçlarla günlük 100 KM mesafe sınırınız var. Daha fazla giderseniz km başına 1 ytl vermeniz gerekiyor. Ama mesela 2 günlük kiraladınız o zaman 200 km sınırınız var. Araçlar neden bu kadar ucuz derseniz 1) araçların üzerinde reklam var, 2) araçların reklamı yapılıyor</li>
<li>Düğüne 45 günden daha az kaldı. Heyecan bastı beni.</li>
</ul>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2008/haziran-hazimsizliklarim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ben düşündüm sen de yap</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2008/hem-uretiyorum-hem-de-dusunuyorum/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2008/hem-uretiyorum-hem-de-dusunuyorum/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 28 May 2008 23:22:59 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Takıntılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/?p=478</guid>
		<description><![CDATA[Bu aralar iş güç rahat olduğu ve iş dışı yaptığım işleri de bıraktığım için akşam eve çok rahat bir şekilde geliyorum. Bir şeyi yapmak zorunda olmamak çok güzel birşey. Daha önceki yazımda sözlük arama sisteminden ve hisse senedi takip sisteminden az çok bahsetmiştim. O zamandan bu yana bu iki uygulama için de çok fazla bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: justify;"><a href="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2008/05/future_search1_petitinvention.jpg"><img class="size-full wp-image-479 alignleft" style="float: left;" title="future_search1_petitinvention" src="http://gomleksizoglu.com/wp-content/uploads/2008/05/future_search1_petitinvention.jpg" alt="" width="323" height="323" /></a>Bu aralar iş güç rahat olduğu ve iş dışı yaptığım işleri de bıraktığım için akşam eve çok rahat bir şekilde geliyorum. Bir şeyi yapmak zorunda olmamak çok güzel birşey. Daha önceki yazımda sözlük arama sisteminden ve hisse senedi takip sisteminden az çok bahsetmiştim. O zamandan bu yana bu iki uygulama için de çok fazla bir ilgi olmadı <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Olmasın sorun değil ben zevk için yapmıştım. Yaparken de çok zevk aldım zaten <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p style="text-align: justify;">Neyse geçen gün aklıma bir sistem geldi. Önceleri çok kapsamlı ve çok zor bir proje olduğu için sadece bir fantaaaazi gibiydi ama bu zamana kadar gördüm ki çoğu işe yarar proje aslında bir hayalden yola çıkmış. Daha sonra bizim olmaz dediğimiz şeyleri pratik olmayan ama akılcı çözümler getirilmiş. Ama gördüm ki bu çözümler işe yarıyor. Sistem bir defa ortaya çıktığı zaman zaten daha akılcı bir çözüm üretiliyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Neyse düşündüm ki, eğer tüm dünyada herkesin kablosuz olarak erişebileceği bir internet ağı olsaydı. Yani bilgiye ulaşmak için artık kablolara ve erişim noktalarına ihtiyacımız olmasaydı insanlar çok daha akıllı olabilirlerdi. En azından çok akıllı olmasalar bile bir çok şeyi bilirlerdi. Örneğin bir restoranda üzerinize yemek döküldüğünde anında ne yapmanız gerektiğini öğrenirdiniz.</p>
<p style="text-align: justify;">Eğer bilgiye erişmek sorun olmasaydı ikinci adım olarak bilgiye erişecek cihazların gözlük gibi hayatın parçası haline gelmesi ve ekstra bir cihaza ihtiyaç duymadan havaya elimizle bişeyler çizmek, gözümüzle bir yere bakmak, birşeyleri düşünmek gibi şekillerde bilgi girebilmek ve daha sonrasında da çaktırmadan bilgiye erişebilmeliyiz. Çaktırmadan diyorum çünkü cep telefonu gibi bir cihaz üzerinden arama yaparak daha sonra çıkan sonucu okuyarak bilgili gözükemeyiz, ama baktığımız bir binanın ne olduğunu üzerinde görebilirsek baktığımız anda bilgilenmiş oluruz.</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi diyelim ki bir gözülüğümüz var ve biz bu gözlüğü monitör olarak kullanabiliyor. Tabi aynı gözlüğü normal numaralı gözlük olarak da kullanmaya devam ediyoruz. Aynen filmlerdeki gibi. Şimdi yolda gidiyoruz. Bir mahalleye girdik ve bu mahallenin adını merak ediyoruz. Yere bakıyoruz ve yerde mahallenin adı yazıyor. Normalde yazmıyor ama bizim gözlük önce GPS ile bizim pozisyonumuzu belirliyor daha sonra da internetten bu pozisyondaki sokağın adını bulup bize veriyor. Gözlük de o bilgiyi yere baktığımızda görmemizi sağlıyor. Bu yapılamayacak birşey değil. Biraz akıllı bir görüntüleme sistemi ile şuan bile çok rahat yapılabilir. Ama belki biraz daha yavaş olur.</p>
<p style="text-align: justify;">Burada bazı sorunlar var tabiki. Mesela bir dört yol ağzında duruyorsunuz. GPS sizin pozisyonunuz 10 metre hatayla veriyor ama GPS sizin ne yöne baktığınızı bilmiyor. Bu durumda GPS&#8217;in yanında bulunduğunuz yerde  sabit olan bilgilere ihtiyaç var. Hayal bu ya. Bunun için her 10 metrede bir kaldırımın belli bir yerine bir verici koyuyoruz. Gözlük hassas bir şekilde bu noktalara olan uzaklığı hesaplıyor ve bir şekilde bizin tam olarak pozisyonunuzu ve yönünüzü belirliyor. Böylece baktığınız yöndeki sokağın ismini size veriyor. Hatta bunu da yaparken sokağın yerini hesaplıyarak sokağın ismini her zaman asfalta denk gelecek şekilde yazıyor.</p>
<p style="text-align: justify;">Buraya kadar sadece yerlere konulacak vericiler ile işimizi hallettik. Aslında bu yerdeki vericiler bize sokak hakkında bilgiler de verebilir ama biz işi o kadar karmaşıklaştırmayalım.</p>
<p style="text-align: justify;">Şimdi yine filmlerdeki gibi gözümüzle baktığımız binalar hakkında bilgi edinmeye gelelim. Bunun için de önce bu yere koyduğumuz vericiler gibi birşey düşünmüştüm ama daha sonra binaların bilgi dağıtması yerine alıcıların bilgiyi internetten çekmesinin daha doğru olacağını düşündüm. Şimdi ben diyorum ki binaların üzerlerine gözle gözükmeyecek bir boya ile bina numaralarını yazalım. Hem de mümkün olan her yerine ve çeşitli büyüklüklerde. Böylece bir binaya bakan gözlük bina üzerindeki belli renkteki sayıları algılayacak ve internetten o pozisyondaki o numaralı binanın bilgilerini çekecek ve bu bilgileri o binanın üzerine gelecek şekilde gözlük üzerinde gösterecek. Böylelikle uzaktan dürbünle baktığımız binlar hakkında da bilgi edinebileceğiz.</p>
<p style="text-align: justify;">Tabi bina hakkında ne gibi bir bilgi edinilir demeyin. Binanın altındaki mağazanın yapmış olduğu promosyonlar, kampanyalar, binanın adresi, belki belli yetkilendirmeler ile binada oturan kişiler gibi bilgiler edinilebilir. Mesela arkadaşınız size oturduğu evin adresini gönderdi. Siz gözlüğü takıyorsunuz ve gitmeniz gereken yollar farklı bir renge boyanmış oluyor. Yürüyorsunuz yürüyorsunuz sonra bir sokağa giriyorsunuz ki o sokakta bir ev yanıp sönüyor. Hoş değil mi?</p>
<p>Bu teknoloji için gerekli malzemeleri sayıyorum.</p>
<ul>
<li>Kablosuz internet &#8211; Yapılabilir</li>
<li>GPS &#8211; Zaten var</li>
<li>Yerlere hassas pozisyon belirleme noktaları &#8211; Neden olmasın</li>
<li>Binalara görünmez yazılar &#8211; Bence olur</li>
<li>gözlük &#8211; işte işin en zor kısmı bu. Ama illa gözlük olmak zorunda değil. Aynı işi cep telefonu ile veya bir cep bilgisayarı ile de yapmak mümkün olabilir. Mesela aletin kamerası ile sokağa bakarsınız ve ekranda yukarıda anlattığım şekilde bilgiler gelebilir.</li>
<li>Grafik tanıma ve işleme yazılımı ve donanımı &#8211; ee bu da yapılır artık eşek değiliz ya</li>
<li>Bu şekilde çalışacak bir sistemin enerjisini karşılayacak bir güç kaynağı &#8211; Bu zor işte. Nokia pil kullanılabilir veya araç şarjı kullanılabilir.</li>
</ul>
<p style="text-align: justify;">Düşünmesi benden yapması elin gavurundan olsun. Ama ne olursa olsun o kablosuz internet ttnet&#8217;den olmasın <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
<p style="text-align: justify;">Koltuklarımız geldi çok güzeller. İnsanın kendi koltuğunun olması ne güzel birşeymiş. İnsanın karşısına geçip izleyesi geliyor. İnşallah yatakodası da koltuklar kadar güzel olur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2008/hem-uretiyorum-hem-de-dusunuyorum/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Altivi&#8217;de neler oluyor?</title>
		<link>http://gomleksizoglu.com/2008/altivide-neler-oluyor/</link>
		<comments>http://gomleksizoglu.com/2008/altivide-neler-oluyor/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 18 Mar 2008 22:35:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Huseyin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ben]]></category>
		<category><![CDATA[Takıntılarım]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://gomleksizoglu.com/?p=462</guid>
		<description><![CDATA[İnternette altivi diye aratınca 3. sırada çıkmanın verdiği sorumlulukla altivi hakkında bir yazı daha yazmaya karar verdim. Bildiğiniz gibi bir süre önce altivi ile tanışmamı yazmıştım. Bu yazıya ihalelerden araba kazananlardan 20-30 bin YTL kaybedelere kadar bir çok kişinin yazıdığı 140&#8242;dan fazla yorum geldi. Bir zaman sonra gelen yorumlardan altivi shop diye bir satış kanalı [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>İnternette altivi diye aratınca 3. sırada çıkmanın verdiği sorumlulukla altivi hakkında bir yazı daha yazmaya karar verdim. Bildiğiniz gibi bir süre önce altivi ile <a href="http://gomleksizoglu.com/?p=366" target="_blank">tanışmamı yazmıştım</a>. Bu yazıya ihalelerden araba kazananlardan 20-30 bin YTL kaybedelere kadar bir çok kişinin yazıdığı 140&#8242;dan fazla yorum geldi. Bir zaman sonra gelen yorumlardan altivi shop diye bir satış kanalı açıldığını öğrendik. Burada ilk zamanlarda çok ciddi indirimli ürünler satılıyordu ama benim de içinde olduğum bir grup olayları temkinli takip ederken yine gelen yorumlarda ürünlerin çok ucuz olduğu ve alınan ürünlerin ertesi gün ellerine ulaşmasının yanında altividen telefon açılarak memnun olup olmadıklarının sorulduğunu öğrendik. Altivideki ihalelerin kumar olup olmadığı tartışıla dursun bu satış kanalı ile altivi&#8217;nin adını temize çıkartmaya çalıştığını düşünmeye başlamıştım. Hatta bu kadar hızlı olmalarını yeterince büyümelerine bağlamıştım.</p>
<p>Sonra nedendir bilinmez bu kadar hızlı ürün gönderen site için &#8220;8 gün oldu hala telefonum gelmedi&#8221;, &#8220;araba kazandık 1 aydır ses soluk çıkmadı&#8221; gibi mesajlar almaya başladık. Bunun ardından bir anda internette altivi karşıtı eylemler başladı, <a href="http://antialtivi.tr.gg/" target="_blank">anti-altivi siteler</a> açıldı. Biraz inceleyince yeterince parası olan arkadaşların cesur ve taktiksel yaklaşımları ile altivi&#8217;den çatır çatır ürün kazandıklarını ama altivi&#8217;nin ürünlerini göndermediğini, hatta bir gün hesaplarını kapattıklarını öğrendim. Altivi bu yaptığını işlemi sistemi daha güvenilir yapma çabası olarak açıkladı. Bu şekilde grup halinde teklif veren kişilerin hesaplarını kapatarak kazandıkları ürünlere el koydu. Benim web sitesini incelediğim kişi altivi&#8217;de 85.000 YTL&#8217;lik alacağı olduğunu iddia ediyordu.</p>
<p>Bu zamana kadar olanlar hep yorumlardan öğrendiğim şeyler olduğu için doğruluğu konusunda çok emin olmadığım şeyler, ama yorum yazan kişilerin samimiyetlerine güvendiğim için muhtemelen doğrudur demekten de kendimi alıkoyamıyorum.</p>
<p>Neyse geçtiğimiz cumartesi günü bir arkadaşım altivi shop&#8217;daki haftasonu indiriminde bir GPS cihazı aldı. Cihazın pazartesi kargoya verilmesini beklerken internetteki yorumlara dayanarak arkadaşıma altivi&#8217;yi arayıp gönderme sürecinin nasıl olacağını öğrenmesini istedim. Söylediklerine göre öncelikle altivi satın almayı yapan kişiyi arayıp işlemi teyit ediyormuş. Bu işlemin ardından temin süreci başlıyormuş.  Ürün temin edildikten sonra kargoya veriliyormuş. Teyit işlemi normalde 1 gün sürüyormuş. Bunun üzerine arkadaşım o gün bekledi. Altividen pazartesi kesin aranırsınız denilmesine rağmen pazartesi arayan olmamış. Bunun üzerine salı günü tekrar aradığında bu gece 12&#8242;e kadar mutlaka aranırsınız denmesine rağmen yine arayan olmamış.</p>
<p>Ben ihale kısmında olabilecek hertürlü şeyi normal karşılayabilirim. Çünkü o kısımda zaten normal dışı şeyler var ve herkes bunu biliyor ama shop denilen kısım normal bir alışveriş sitesi. Alışveriş sitelerinin de nasıl çalıştığı bellidir. Parayı verirsiniz, kargo gelir, düdüğü çalarsınız. Bu kadar basit.</p>
<p>Neyse, altivinin satış sözleşmesini incelediğimizde durum çok güzel olarak açıklanmış;</p>
<p><span style="color: red"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"> 3.2- Sözleşme konusu ürün, yasal <strong>30 günlük süreyi aşmamak koşulu ile </strong> her bir ürün için ALICI&#8217;nın yerleşim yerinin uzaklığına bağlı olarak internet sitesinde ön bilgiler içinde açıklanan süre içinde ALICI veya gösterdiği adresteki kişi/kuruluşa teslim edilir.</font></span></p>
<p>Hemen altındaki paragrafta da cayma hakkında şöyle denilmiş;</p>
<p><span style="color: red"><font face="Verdana, Arial, Helvetica, sans-serif" size="2"> ALICI, sözleşme konusu ürürünün kendisine veya gösterdiği adresteki kişi/kuruluşa <strong>tesliminden itibaren 7 gün içinde cayma hakkına sahiptir.</strong></font></span></p>
<p>Yani altivi satın aldığınız ürünü size 30 gün içinde gönderebilir ve siz ancak ürün elinize ulaştıktan 7 gün sonra itiraz edebilirsiniz.</p>
<p>Peki bu durumda ne yapabiliriz diye düşündük. Hemen ben kendi bankamı arayarak internet üzerinden yapmış olduğum bir alışverişi iptal etmek istediğimi ama şirketin bunu kabul etmediği durumda bankanın beni korumak için bir şey yapıp yapmadığını sordum. Görevli kredi kartı ile yapılan alışverişlerde kredi kartı bilgilerinin verilmesinin bir sözleşme imzalamak gibi olduğunu söyledi. Ama eğer karşı tarafa ulaşılamıyor veya karşı taraf sizin alışverişi iptal etme isteğinize cevap vermiyorsa bankaya fax çekerek bankayı devreye sokmak mümkün olabiliyormuş.</p>
<p>Aylar önce altivi&#8217;de ihaleye katılacaklara dikkatli olmalarını önermiştim. Şimdi alışveriş yapacaklara benzer bir uyarıda bulunma ihtiyacını duyuyorum. Lütfen alışveriş yapmadan önce biraz araştırıp o kurumla ilgili şikayetlere biraz kulak verin. Bir de söylemeden edemeyeceğim, altivideki ürünler öyle çok da ucuz değil. Bazı ürünler ucuz olabilir ama karşılığında ürünün 30 gün içinde gelebileceğini de düşünmek lazım. O indirim yerine parayı çeşitli yatırım araçlarına yatırırsanız 30 gün sonra daha avantajlı bile olabilirsiniz.</p>
<p>Benden söylemesi&#8230;</p>
<p>Ayrıca dünkü yazımdam sonra öğrendiğim iki deyiş var onları da sizinle paylaşmak istedim <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  Üstteki konuyla alakası yok sadece aklımdayken yazayım dedim <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
- Bir yerde bir düzen varsa orada bir düzen vardır <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /><br />
- Düzen değişir ama düzen asla değişmez <img src='http://gomleksizoglu.com/wp-includes/images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' /> </p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://gomleksizoglu.com/2008/altivide-neler-oluyor/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
